Bölüm: İLK BİRLİKTELİK+18

1746 Words
Ahuzer'in Anlatımından Beni karşıdaki otele götüren adama bakıyordum. Doğru mu yapıyordum, yanlış mı bilmiyorum ama şu an bir şey düşünmüyordum. Vücudum anlamsız şekilde yanıyor, içimde bir ateş vardı ve bir an önce bu ateşi söndürmek istiyordum. Beynim düşünemeyecek kadar bulanıktı. Tek istediğim seksti. Sarhoş olduğumu biliyordum ama ilk kez böyle bir şey hissediyordum. Tamam, daha önce de sarhoş olmuştum ama hiç bu kadar seks açlığı çekmemiştim. Daha doğrusu hayatımda hiç sevişmemiştim ama şu an sevişmek istiyordum, hem de deliler gibi. Bu bana garip geliyordu. Ben içkimi içmiştim, yoksa başka bir şey mi bilmiyorum ama şu an alev alev yanıyorum. Acaba ilk kez değişik bir içki denemişti, bu yüzden mi böyle oluyordu? Otele girdiğimizde resepsiyon yanındaki adam bir şeyler söyledi ama ne dediğini duymadım. Yanımdaki adam odanın kartını alıp beni asansöre doğru götürdüğünde sarsak adımlar atıyordum. Düşeceğim esnada elimi tutan adam arkasına dönüp beni kucağına alarak asansörün önüne doğru gitti. Düğmeye basıp içine girdiğimizde ben daha fazla dayanamayıp adamın göğsüne dokundum. Sağ elimi göğsünde gezdiriyordum ve bu his garip bir şekilde bana güzel geliyordu. Sert, taş gibi göğüsleri vardı ve bir an önce onlara çıplak bir şekilde dokunmak istiyordum. Ona dokunmak istiyordum; sarhoşluktan mı böyleydi yoksa adamın yakışıklılığı yüzünden mi bilemiyorum. Elimi boynuna doğru eğip kafasını kendime çekerek onun boynunu öpmeye başladığımda bedeninin gerildiğini hissettim. Beni tutan elleri sıkılaşmıştı. Ben ise dudaklarımı boynunda gezdiriyor, onun çikolatayı andıran kokusunu içime çekerek her yerini öpüyordum. Kafasını çekip bana gülümseyerek "Rahat dur," dediğinde asansörden çıkıp bizim için tuttuğu odaya doğru gidip kartı okutarak kapıyı açıp içeri girdi. Beni yatağa bırakıp üzerindeki lacivert takımın ceketini çıkararak kravatını gevşettiğinde ayağa kalkıp üzerine yürüdüm. İçimde tarif edemediğim bir seks açlığı vardı ve bir an önce onunla sevişmek istiyordum. Belki yapacağım ya da yapacağımız şey yanlıştı ama doğru gibiydi de. Bu gece bekaretimi karşımdaki bu Yunan tanrısı gibi olan adama verecektim. Önceden, yani Berkan'ın beni aldattığını görmeden önce hep ona vermeyi düşünmüştüm; evlendiğimizde ya da ona olmasa bile benim için özel birisi olacaktı ama bu gece o hayallerimin hepsi yıkıldı. Artık aldatıldığımı gördüğümden beridir bekaretimi kime vereceğimi umursamamaya başladım. Çünkü ben Berkan'a tam dört yılımı harcamıştım ama o beni aldatmıştı ve bir daha sevgili yapmamaya bu gece yemin ettim. Karşımdaki bu adamla sadece sevişecek, birbirimizin ihtiyaçlarını karşılayıp bir daha karşılaşmayacaktık. Kravatını çözüp yere attığımda, gömleğinin düğmelerini açmaya başladığımda ellerimi tuttu. Kafamı kaldırıp ona baktığımda gülümseyerek bana bakıyordu. Kadifemsi sesiyle, "Ne bu acele?" deyip gülüp bana biraz daha yaklaştı. "Buraya birbirimizi tatmin etmeye gelmedik mi?" deyip ona baktığımda bir şey demiyordu, bana bakıyordu. Ellerimi bıraktığı için gömleğinin düğmesini açıp, "Daha seninle sevişmek istiyorum ve sen de benimle sevişmek istiyorsun, neyi bekliyoruz o zaman?" deyip düğmelerini açmaya başladım. Hepsini açıp gömleğini omuzlarından sıyırıp çıkardığımda gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. Beyaz, pürüzsüz bir göğsü vardı. Her bir kasından adeta güç fışkırıyordu. Sanki bana "Ben tehlikeliyim," diyordu ama umurumda değildi. Ellerimi karın kaslarına götürdüm. Pantolonunun kemerinden başlayıp tek tek sekiz karın kasına da dokunup yavaş yavaş yukarı çıktım. Göğsüne geldiğinde elimi göğüslerine koyup hafifçe tırnaklarımı batırdığımda kafamı kaldırıp ona baktım. Benim bu hareketimle gözlerini kapatıp sertçe yutkunmuş olmalı ki adem elması aşağı yukarı hareket etti. Benden uzun olduğu için parmak ucumda yükselerek elimi omuzlarına koyup boynundaki adem elmasını öptüğümde hızla gözlerini açıp beni belimden tutarak göğsüne çektiğinde kollarımı boynuna doladım. Ama benden bayağı bir uzun olduğu için neredeyse ayaklarım yerden kesilecekti. Bunu fark etmiş gibi üzerime eğildiğinde ayaklarımın üzerine basabilmiştim sonunda. Sağ elini yanağıma koyup dudaklarını dudaklarıma bastırdığında sonunda onu tahrik edebilmiştim. Adam asansöre bindiğimizden beridir dokunuyordu ama bana hiçbir şekilde tepki vermiyordu. Ama sonunda dudaklarımı yavaşça öpmeye başladı. Daha fazlasını istediğim için onu kendime daha çok çekip dudaklarımı araladığımda yumuşak öpücükleri yerini sert ve şehvetli öpücüklere bırakmıştı. Sol eli belimde olduğu için beni kendine bastırdığında karnıma baskı yapan sertlik yüzünden dudaklarına doğru inledim ama sesim dudaklarımızın içinde hapsoldu. Öpüşmemiz derinleştiğinde, hala adını bilmediğim ve sormayacağım adam dudaklarımı aralayıp dilini içeri soktuğunda dişlerimizin dansı da öpüşmemize katılmıştı. Ben dilimi dışarı çıkarttığımda dudaklarıyla dilimi hapsedip emmeye başladığında bir kez daha inleyip titremeye başladım. Bu hissi daha önce tatmamıştım ama aşırı güzeldi. Belimdeki elin sırtıma tırmanıp elbisemin fermuarını açtığında dudaklarıma son bir öpücük kondurup geri çekilerek elbisenin askılarını omuzlarımdan indirdiğinde elbise ayaklarımın önüne düştü. Şu an karşısında sadece külotla kalmıştım. Elbisenin göğüs kısmı dolgun göğüslerime tam oturduğu için sütyen giymemiştim. Şimdi onun karşısında çıplak kalmıştım. Utanıyor muydum? Biraz. Ama vücudumdaki alkol bana cesaret veriyordu. Karşımdaki adam ne renk olduğunu çözemediğim gözleriyle beni baştan aşağı süzüp baktığı her yer adeta alev alıyormuş gibi hissediyordum. Vücudumu beğenmiş gibi gülümseyerek üzerime yürüdüğünde ben de geri geri gidip yatağa düştüğümde kendimi yukarı çekip yatakta uzandım. Karşımdaki adam da üzerime eğilip tekrar dudaklarıma yapıştığında kollarımı tekrar boynuna doladım. Bir kolundan destek alıp üzerimde duruyordu. Diğer eli de vücudumda gezintiye çıkmış gibi boynumdan göğsüme doğru yol alıyordu. Sağ eliyle göğsümü kavrayıp sıktığında dudaklarına doğru inledim. Öpücüklerini aşağı doğru kaydırıp boynumu öperek devam ettiğinde dudakları sol göğsümün üzerinde durdu. Dilini göğüs ucumda gezdirip ağzının içine alıp emdiğinde inledim. Ellerimi saçlarında gezdirdim. O ise göğsümü emip ısırıp öpüp tekrar emiyordu. Eliyle de diğer göğsümü kısıyordu. Sol göğsümü iyice emdiğinde yer değiştirip bu sefer de sağ göğsümü emdiğinde dizlerinin üzerinde doğrulduğu için sol elini de yanımdan çekip sol göğsüme getirip avuçlayıp sıktığında boşta kalan sağ elini de karnımdan aşağı indirip kadınlığıma getirerek elini külodumdan içeri sokup aşağı indirdi. Vajinamın dudaklarını aralayarak avucunu bastırdığında yüksek sesle inledim. Kafasını kaldırıp bana bakıp gülümseyerek, "Bakiresin değil mi?" dediğinde orta parmağını vajinamda boydan boya gezdirip klitorisime baskı yaptığında inleyerek kafamı sallayıp titreyen bir sesle "Evet," dediğimde güldü. "Bekaretini bana verdiğin için hiç pişman olmayacaksın Barbi Bebek," dediğinde kaşlarımı çatarak ona baktım. Orta parmağını yavaşça içime soktuğunda bana bakıyordu. Sanki vereceğim tepkileri izlemek için parmağını içime sokup sokup çıkartarak, "Ne oldu Barbi Bebek?" dediğinde titreyen sesimle sinirle konuştum. "Bana Barbi Bebek deme," dediğimde güldü. "Adını bilmiyorum ve sormayacağım, o yüzden işimiz bitene kadar sen benim Barbi Bebeğimsin." Dediğinde kusmak istiyordum. Her ne kadar bana yaptığı şeyden zevk alsam da Barbi Bebek lakabından nefret ediyordum ama haksız da sayılmazdı; gerçekten de aynı Barbi bebeğe benziyordum. Sinirle ona bakıp "Safinaz'ı tercih ederim," dediğimde yüksek sesle kahkaha attı. "Safinaz mı?" Kafamı sallayıp, "Evet, gerçekten Barbi Bebek yerine Safinaz'ı tercih ederim." Güldü. Parmağını vajinamdan çıkarıp elini tamam vajinamdan çıkarıp parmağını ağzına koyup ıslanmış parmağını gözlerimin içine bakarak emdiğinde vücudum şehvetle yanıyordu. Elleri iç çamaşırımın iki yanına koyup bana baktı. "Ama sana Safinaz yakışmıyor güzelim," dediğinde kalbim anlamsız şekilde hızlandı. İç çamaşırımı çıkarıp vajinama baktı sonra bana bakıp, "İlk kez bir kadının vajinasını yalayacağım Maviş," deyip benim konuşmama izin vermeden kafasını bacaklarımın arasına koyup boydan boya yaladı. İnledim. Dilini klitorisime bastırdığında ise küçük bir çığlık attım. Yalamaya devam edip sonunda dilini içime soktuğunda inledim. Ellerimi saçlarına geçirip saçlarının yumuşak dokusunu hissederek onu kendime daha çok bastırdım. Dilini içime sokup sokup çıkarıyor, elleriyle de kalçalarımı sıkıyordu. Bundan o kadar zevk alıyordum ki kendimi daha fazla tutamayıp ağzının içine boşaldım. O da hepsini zevkle içip kafasını kaldırarak yataktan kalkıp pantolonu ile boxerını çıkartıp yatağa geldiğinde gözlerim penisine takıldı. Karnına kadar dikleşmiş olan penisi her ne kadar büyük olsa da bir an önce içime girmesini istiyordum. Sağ eliyle penisine bir prezervatif taktığında şaşırdım. Onu da nereden çıkarmıştı? Şimdi bu adam sürekli yanında prezervatif mi taşıyor? Eliyle penisini sıvayıp vajinamın girişine dayadı. Bana bakıp "Hazır mısın?" dediğinde ona bakıp "Hazırım," dediğimde yavaş yavaş değil de bir seferde kendini bana doğru ittirdiğinde içime girmişti. Canım o kadar yanmıştı ki iki ellerimle çarşafları sıkıp yüksek sesle bir çığlık attım. Ona bakıp öfkeyle "Sakın ha hamile bırakayım deme," dediğimde içimde gelgitler yaparken, "Merak etme önlemi aldım, hamile kalmazsın," dedi. İçimde hızını artırıp hızla gelgitler yaparken kasıklarım kasılmaya başlamıştı. Daha fazla tutamayıp titremeye başladığımda o da boşalıp içimden çıkıp prezervatifi çıkarıp kendini yanıma uzattığında nefes nefese kaldığımız için nefesimi düzene koymaya çalışarak ona baktığımda o da bana baktı. İlk kez adını merak etmiştim. O yüzden bir merakla "Adın ne?" diye sorduğumda bana uzun uzun bakıp, "Bana Kuzgun de Maviş," dediğinde kaşlarımı havalandırdım. "Kuzgun mu?" Kafasını sallayıp "Evet, Kuzgun," dediğinde şaşkın bir sesle, "Bir yerde okumuştu Kuzgun'un tehlikeli ve zeki demek olduğunu. Bu senin lakabın değil mi? Tehlikeli birisin diye sana Kuzgun diyorlar." Gülümsedi. "Zekice bir tahmin," dediğinde gülümseyerek, "Bence senin gibi birisine bulaştığım için çok da zeki değilim." Sesli bir şekilde gülüp "Bak işte buna katılıyorum," dediğinde bir şey demeden adamı incelemeye başladım. Kumral saçlı, kumral sakallı, beyaz tenli, yapılı burnu, hafif dolgun dudakları, belirgin yüz hatlarıyla ve pürüzsüz teniyle adam resmen Yunan tanrılarına benziyordu. İzledikçe izleyesim geliyordu. Bana bakıp kolunu kafamın altından geçirerek beni göğsüne çektiğinde elimi pürüzsüz göğsüne koydum. Kafamı kaldırıp ona baktığımda o da bana bakıyordu. "Bekaretini bana verdiğin için pişman mısın?" Şaşırdım. Ondan böyle bir soru beklemiyordum. "Hayır, pişman değilim. Bekaretimi özel birisine vermeyi hiç düşünmedim," dediğimde aslında yalan söylüyordum. Aslında özel birine vermeyi düşünüyordum ta ki bu akşama kadar. "Kötü bir gün geçiriyordun değil mi?" Ona baktım. Bu sefer yalan söylemek yerine doğruyu söyledim ki yalan söylesem bu hemen anlaşılırdı, adam çok sert çıkışmıştı. "Evet, kötü bir gün geçiriyordum." Dudaklarındaki gülümseme genişleyerek, "Tesadüfe bak, ben de kötü bir gün geçiriyordum." Gülümsedim. "Desene o zaman ikimiz de kötü bir gün geçirip yaşadığımız bu şeyle birbirimizi mutlu ettik," dediğimde bir şey demedi. Çarşafı üzerimize örttüğünde temizlenmem gerekiyordu ama çok yorgun olduğum için gözlerimi kapatıp Kuzgun'un çikolatayı andıran kokusunu koklayarak kendimi uykuya teslim ettim. Karnımda bir ağrıyla gözümü açtığımda çoktan sabah olmuştu. Yatakta doğrulduğumda Kuzgun çoktan gitmiş olmalı ki yatak boştu ve banyoda da su sesi gelmiyordu. Etrafıma baktığımda kasıklarımdaki sancı şiddetini artırdığında bacaklarımı kendime çekip ellerimi bacaklarımın arasına koyup etrafa bakmaya devam ettim. Yatağın yanındaki çekmecenin üstünde ilaç kutusu, su, bir miktar para ve bir kağıt vardı. Zar zor hareket edip yatağın ucuna gittiğimde ilk önce notu aldım. Düzenli bir el yazısı vardı. Notu okumaya başladım: "Sabah sancın olabilir, bu ilaçlar onun için. Para da taksiye binip evine gitmen için." Yazmış, altına da not düşmüştü: "Yanlış anlama, parayı o anlamda bırakmadım, sadece taksiye bin eve git." Gülesim geldi. Tahmin parasından fazla para bırakmıştı ve yanlış anlayacağımı biliyordum ama burada gerçekten fazla para vardı ve tuhaf olan şuydu; her şeyi düşünecek kadar ince biriydi. Dün akşam birlikte çıktığımız için İncin'nin yanına gidip çantamı alma fırsatım olmamıştı. Bunları fark etmesi nedensiz yere beni tuhaf hissettirmişti. İlacı içip banyoya gidip temizlendim. Odaya gelip kıyafetlerimi giyerek bıraktığı paradan sadece taksiye yetecek kadar alıp gerisini orada bıraktım. Ben de bir not yazdım: "Odayı temizlemeye gelen kadın için; bu para sizin, kolay gelsin." Yazıp odadan çıkıp oteli terk ettim. Garip hissediyordum. Taksiye binip eve gitmek yerine İncilerin evine gittim. Dün gece onu yalnız bıraktığım için kesinlikle bana çok kızgın olmalıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD