Güç savaşı

2017 Words
Irem yavaşça içeri girip ortada ki tezgaha doğru ilerlemişti. Ege dolaplardan birinin kapağını açıp içinden birkaç elma çıkarmıştı. Iremin olduğu masaya doğru gelip elindeki elmalardan birini Irem'in yanında duran Eraya doğru  atmıştı. "Yemek yapmaya üşendim hem sağlıklı beslenmek gerekir öyle değil mi?" diyip elindeki elmadan büyük bir ısırık almıştı Ege. Iremin yanına gelip ona da bir elma verdikten sonra tezgahın üstüne oturup elmayı yemeye devam etmişti. Eray sandalyelerden birini alıp Irem'in yanına koymuştu. Irem sandalyeye oturup elmasından ilk ısırığını almıştı. Ağzındaki elma parçasını bitirdikten sonra. "Güçleri öğrenmeye ne zaman başlayacağım?"  diye sormuştu Irem. Elindeki elmayı çoktan bitirmiş olan Ege başka bir elma alıp cevap vermişti. " Büyük bir ihtimal yarın başlarsın. Her güç için bir haftaydı değil mi Eray?" demişti. Eray kafasını sallayıp " Evet her güç bir hafta günde 2 saatti sanırım ben öyle hatırlıyorum." Irem anladım der gibi kafasını sallamıştı. Elmalar bitince Ustanın odasına doğru girmişlerdi. Kapıyı çalıp içeri girdiklerinde Ustanın  elinde ki kağıda bir şeyler yazdığını görmüşlerdi. Usta kafasını kağıttan kaldırana kadar sesizce bir kenarda beklemişlerdi en sonunda kafasını kaldırıp onlara baktığında elindeki yazmayı bitirdiği kağıdı Ireme doğru uzatmıştı. Irem kağıdı  alıp göz gezdirmişti. Bir çok kare şeklinde bölmeler, bölmelerin üzerlerinde 1. Hafta 2. Hafta gibi şeyler yazdığını görmüştü. Kare şeklinde bölmelerin için de o hafta öğreneceği güç yazılmıştı. Ilk hafta mitilojiklerden başlıyordu. " Güçleri buna göre öğreneceksin hergün 2 yada 3 saat yavaş yavaş öğrenmen gerekiyor." demişti oturduğu yerden Usta. Irem onayladıktan sonra Eray Irem'in elindeki kağıdı alıp incelemişti. " Ilk ders yarın Gece den başlıyor. Neden böyle bir güç var ki yılan olmak ne işe yarayacak? Beni ürpertiyorlar." Eray kaşlarını çatıp kağıdı incelemeye devam etmişti. Irem ve Ege sesizce kıpırdayıp ona bakmaya devam etmişlerdi. " Eray onu eve götürün yarına kadar iyice dinlenmesi gerek gerekirse güçleri öğrenme hızına göre listeyi düzeltiriz." demişti Usta Ustanın odasından hep birlikte çıktıktan sonra çıkışa doğru ilerlemişlerdi. Eray hala elindeki kağıdı inceliyordu. Ege Eraya doğru bakıp ne yaptığını kağıdı neden bu kadar incelediğini anlamaya çalışmıştı. Merkezden çıktıktan sonra arabaya binip Iremin evine doğru sürmüşlerdi. " Bugün işimiz azdı ailemin gelmesine daha iki saat var. Size kahve yapmamı ister misiniz?" demişti Irem arkadan Eraygile seslenerek. Ege kafasını sallayıp onaylamıştı. Eray birden atlayıp  " Hayır olmaz bizim işimiz vardı unuttun mu?" demişti Egeye bakarak. Ege gözlerini kısıp Eraya doğru bakmaya başlamıştı. Kağıdı eline aldığından beri tuhaf davranıyordu. Kafa sallayıp " Ah evet unutmuşum sanırım başka zaman bize kahve yapabilirsin olur mu?"demişti Ege Ireme bakarak. Önüne dönüp arabayı sürmeye devam etmişti.  En sonunda Iremin evine geldiklerinde arabayı durdurup kağıdı verdikten sonra Irem'in inmesi beklemişlerdi. Irem arabadan indikten sonra Ege arabayı çalıştırıp Eray'ın evine doğru sürmeye başlamıştı. Evin önüne geldikten sonra Eray arabadan inip "Beni takip et." demişti. Ege gözlerini devirip arabadan inmiş ve Eray'ın evine doğru yürümeye başlamıştı. Asansöre bindiklerinde Ege duramayıp soru sormaya başlamıştı ama Eray hiçbir şekilde cevap vermemişti. Eray'ın evinin olduğu kata  geldiklerinde asansörden inip eve gitmişlerdi. Eray cebindeki anahtarı çıkarıp kapıyı açtıktan sonra Ege de içeri girip kapıyı kapatmıştı. " Hadi ama söyleyecek misin artık?" demişti Ege sitem ederek. Eray'ın önüne geçip ona bakmaya başlamıştı. Eray'ın gözlerindeki korkuyu gördüğünde afallamış bir şekilde ona bakmaya devam etmişti. " Bir sorun mu var?" Eray Ege doğru bakıp kafasını sallamıştı. Ege sinirle olduğu yerde ayaklarını yere vurup "Söyle şu lanet şeyi artık." diyip Eraya bakmıştı. Eray kendini biraz topladıktan sonra konuşmaya başlamıştı. " Irem güçleri zamanında öğrenemeyecek." Ege anlamamış bir şekilde bakıp konuşmaya devam etmesini beklemişti. "Unuttun mu iki yılda bir yapılan diğer gezegenlerin de katıldığı güç savaşı." Ege gözlerini kocaman açıp bir iki adım geri gitmişti. " Hass a ama Irem o zamana kadar yetiştiremez ki. Hem yetiştirmeye çalışsa bile tehlikesi olabilir." Ege ellerini saçlarına geçirip düşünmeye başlamıştı. " Peki Ustanın bundan haberi var mı? Hem Irem katılmasa ne olur ki her zaman Usta katılıyordu." Eray yere çöküp bağdaş kurmuştu aklına hiçbir çözüm yolu gelmemişti. Eğer Irem o savaşa katılıp da kazanamazsa dünyadaki kolye sahipleri kazanan gezegenin himayesine girecekti. En kötüsü de savaşta yenik düşüp ölmesiydi. Ege Eray'a bakıp kolundan çekiştirmeye başlamıştı. " Kalk hadi Ustanın yanına gidelim onun bir planı vardır." demiş ve zorla Eray'ı yerden kaldırmıştı. Tekrar evden çıkıp arabaya binmişlerdi. Ege hızlıca merkeze doğru sürmeye başlamıştı. Merkeze geldiklerinde koşarak içeri girmişlerdi. Ustanın odasına geldiklerinde kapıyı çakmadan içeri girmişlerdi. Usta sandalyenin üstünde bağdaş kurmuş oturuyordu. Kapının birden açıldığını duyduğunda kafasını kaldırıp onlara doğru bakmıştı. " Usta." Eray koştuğu için nefes alması zorlamıştı. Usta olduğu yerden konuşmaya başlamıştı. " Demek fark ettiniz." demiş ve başka bir şey dememişti. Ege öne doğru atılıp " Irem o savaşı kazanamaz daha hiçbir şey bilmiyor." demişti.  Usta kafasını yavaşca sallayıp onaylamıştı. " Evet savaşta sadece elementler kullanılacak ilk hafta listedeki güce çalışsın onu öğrenme hızına göre ilk önce önemli ve en çok kullanması gereken güçleri öğrenecek. Onun için yeni bir liste hazırlayacağım.  Eğer Gece'nın gücünü öğrenirken sorun yaşamazsa hemen ardından elemantlere geçecek. Siz ikiniz her zaman onun yanında olmanız gerek. Üstelik savaş sırasında sadece elementlerin yeterli olmadığını biliyorsunuz. Doğu tarafındaki üçüncü alanda ona eğitim vermeniz gerek. Bunu sadece siz yapacaksınız. Irem'in güçleri bilmediğini ve korunmayı bilmediği ortaya çıkarsa savaş sırasında ilk ona saldırırlar." Eray ve Ege Ustayı dikkatlice dinleyip söyledikleri şeyleri kafalarına kazımıştı. Eray aklına gelen soru ile konuşmaya başlamıştı. "Peki Ireme bunu ne zaman söyleyeceğiz. Savaş hakkında hiçbir şey bilmiyor." Usta elini sakalına atıp sıvazladıktan sonra " Ilk hafta bittikten sonra zaten savaş 2 ay sonra başlıyor. Eğer bir sorun çıkmazsa yetiştirecektir. Kalan güçleri de daha sonra öğrenebilir." Irem çantasını alıp evden ayrılmıştı. Okuldan sonra güçleri öğrenmek için merkeze gitmesi gerekiyordu. Okula geldikten sonra sınıfa çıkmıştı Ege sırasında oturuyordu Irem'in sınıfa girdiğini görünce yerinden kalkıp onun sırasına gitmişti. "Heyecanlı mısın?" diye ön taraftaki sıraya oturup sormuştu. Irem defterlerini sıraya koyup defterin kenarıyla oynamaya başlamıştı. " Evet ama heyecandan çok biraz korkuyorum." demişti. Ege kaşlarını çattıp " Neden korkuyorsun?" diye sormuştu. "Yapamazsam bir çok kişiyi yüz üstü bırakmış olurum." demişti Irem. Ege kafasını öne eğen Ireme onun gibi kafasını öne eğip bakmaya başlamıştı. " Irem sen Athena'nın torunusun onun güçleri sana da geçmiş olmalı hem diğerlerden farklısın." Irem kafasını kaldırıp Egeye bakmıştı. " Nasıl farklıyım?" diye merakla sormuştu. Ege oturduğu yerde dikleşip konuşmaya başlamıştı. " Mesela o kadar şey gördün senin yerinde başka biri olsa korudan kaçardı. Can zihnini okudu defalarca ben gözünün önünde şişeye su doldurdum. Ama sen sadece şaşırdın başkası olsa korkar kaçardı. Ama sen yıllardır bizim aranızdaymış gibi davrandın." Ege'nin dedikleri Iremi sakinleştirmişti kafasını sallayıp tebessüm etmişti. Eray Iremlerin olduğu sınıfa girip Irem'in yanına oturmuştu. " Ege her ne söylediyse haklı endişelenmene gerek yok." demişti. Irem biraz kıpırdayıp Eraya doğru dönmüş " Ne konuştuğumuzu nerden biliyorsun bakalım." demişti. Eray elini çenesine koyup düşünürmüş gibi yapmış sonra kafasını Ireme dönüp onun burnunu sıkmıştı. " Içime doğdu ayrıca yüzünden de belli oluyor. Irem gerçekten korkmana gerek sana zarar gelmesine izin vermeyeceğiz." Irem onaylar biçimde ses çıkarıp kısık bir sesle teşekkür etmişti. Eray elini Irem'in omzuna koyup konuşmaya başlamıştı. " Bu arada bu hafta Gece'nin yanındasın biliyorsun. Ama diğer hafta elementlere geçiş yapacaksın." Irem şaşırmış bir şekilde soru sorarcasına Eray ve Egeye bakmıştı. " Usta ile konuştuk elementler önemli güçlerden olduğu için önce onları öğrenmen daha doğru diye düşündük. Hem kendini daha güçlü hissedersin." diye açıklamıştı Eray. Yapılacak güç savaşını ona daha açıklayamazlardı çünkü Irem zaten gergindi ve onu endişelendirmek istemiyorlardı. Ders zili çalınca Eray onlara iyi dersler diyip kendi sınıfına doğru gitmişti. Eray gittikten sonra Ege de kendi yerine doğru gitmişti. Irem kendini zorlayarak dersi dinlemeye başlamıştı. Okul çıkışı Irem yine Eray ile merkezin olduğu yere gitmişti. Irem Gece'nin yanına doğru giderken Eray kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Irem Eray'ın gergin olduğunu anladığında yürümeyi bırakıp ona doğru dönmüştü.  " Benimle gelmek zorunda değilsin." Eray Ireme şaşırmış bir şekilde bakıp konuşmaya devam etmesini beklemişti.  " Bir hafta boyunca Gece'nin yanında olacağım. Ve bana basilisk yani yılan olmayı öğretecek. Eray yılanlardan korktuğunu biliyorum. Tek başıma yapabilirim hem Gece de bana yardım edecek." Eray ellerini yanlara doğru serbest bırakıp Ireme yaklaşmıştı. " Ege'nin bizimle gelmemesini ben istedim. Sen ilk kez gelmene rağmen bu kadar cesur davranırken yılanlardan korkmayı üstelik Gece'nin bana zarar vermeyeceğini bilmeme rağmen ondan bile korkmayı kendime yediremedim sanırım. Bu yüzden bende seninle gelip korkularımı yenmek istiyorum. En azından denemedim diyemem."  diyip Irem'in elinden tutarak Gece'nin olduğu odaya doğru ilerlemişlerdi. Kapının önüne geldiklerinde Eray kapıyı açıp kafasını içeri doğru uzatmıştı. Içerisi her zaman olduğu gibi karanlıktı. Irem Eray'ı içeri doğru yitip kendi de gitmişti. Eray duvarda ışıkları açmak için düğme aramaya başlamıştı. Irem olduğu yerde durup gözünün karanlığa alışmasını beklemişti. Eray en sonunda düğmeyi bulduğunda basıp odayı aydınlatmıştı. Birkaç kişi içerdeki kanepelerin  üzerinde yatıyorlardı. Eray yanlarına gidip yakından bakmışlardı. Içlerinden biri gözlerini açıp Eray ve Ireme doğru bakıp diğerlerini uyandırmıştı. Irem Eray'ın yanına gelip onlara doğru bakmaya devam etmişti. " Siz koruyucu olmalısınız adamıza hoş geldiniz efendim." Irem kafasını merhaba dermiş gibi yavaşca sallayıp selam vermişti. Eray konuşan çocuğa doğru bakıp " Gece nerde?" diye sormuştu. Sarışın çocuk Eraya bakıp konuşmaya başlamıştı. " Koruyucu çalıştırma görevi ilk ondaymış sanırım ve haberi dün almış daha önce haber vermediğiniz için hazırlık yapamadım diyip bizi çağırdı. Birazdan burda olur."Eray eliyle kafasına vurup gözlerini kapatmıştı. Irem ne olduğunu anlamadığı için Eraya bakmıştı. " Ege ye kırk defa dedim ona erken haber vermemiz gerek diye." Eray olduğu yerden isyan etmeye başlamıştı. " Neden ki?" diye Eraya sormuştu. Eray Ireme bakıp konuşmaya başlamıştı. " Çünkü Gece çok titiz birisi her konuda hazırlıklı olmaya bayılır."  Eray lafını bitirdikten sonra kapı açılmıştı. Gece hızla içeri girmiş içerdeki diğer çocuklara çıkmalarını söyledikten sonra Eray'ın saçına yapışmıştı. " Ben size beni ilgilendiren bir olay olduğunda erken haber verin demedim mi illa saçınızı yolmam mı gerekiyor." Eray Gece'nin elinden saçlarını kurtarmaya çalışarak Gece ye cevap vermişti. " Zamanımız yoktu Usta ile konuşuyorduk aaa bırak artık saçımı kel kalmak istemiyorum." Gece biraz daha saçını çektikten sonra bırakmıştı. Üzerini düzeltip Irem'in yanına geldi ve hafifçe öne doğru eğildi. " Hoş geldin. Kusura bakma seni daha iyi bir şekilde karşılamak isterdim." diye hem saygılı hem de samimi bir şekilde konuşmuştu.   Irem ellerini Geceye doğru hayır anlamında sallayıp " Sorun değil." demişti. Gece kafasını kaldırıp Ireme doğru bakmıştı. Irem hafifçe gülümseyip konuşmaya devam etti. " Benimle böyle konuşmana gerek yok." demişti. Gece şaşırmış bir şekilde kaşlarını kaldırıp bakmıştı. " Nasıl yani?" diye sormuştu. Irem gülümseyip cevap vermeye başlamıştı. "Aynı yaşlarda olmamıza rağmen saygılı konuşuyorsun. Ve bu beni biraz tuhaf hissettiriyor." demişti. Gece kafasını yana doğru eğip bakmaya başlamıştı. " Rahatsız mı oluyorsun." demişti. Irem kafasını sallayıp " Biraz." diye mırıldanmıştı. Gece önce Eraya sonra Ireme bakıp kahkaha atmaya başlamıştı. Irem yanlış bir şey yaptığını düşünüp kafasını yere doğru eğmişti.Gece gülmeyi kesip Ireme doğru bakmıştı." Peki bu kadar saygılı konuşmam ama sonra pişman olursan benim suçum değil." demişti. Irem kafasını sallayıp ona bakmaya devam etmişti. Eray Iremin yanina gelip kulağına doğru fisıldamıştı. " Ben ettim sen etme. Gece ile samimi olursan bu yolun geri dönüşü yok. " Irem Eray'ın uyarısını anlamamış bir şekilde bakıp " Nasıl yani?" diye sormuştu.Gece kolunu Eray'ın omzuna koyup  "Nedenini sana söyleyeyim Iremcim." demiş ve söze devam etmişti. "Inatçı bir yapım var dediğim dedik biriyim yalandan nefret ederim. Düzen takıntım var ve bana yakın olan kişileri de bu çok rahatsız eder. Hiç doymam sürekli etrafta acıktım diye gezen biriyim. Çok garip takıntılarım vardır bazen hatta çoğu zaman insanları bıktırırım. Temas bağımlısıyım yani sarılmayı felan çok çok seviyorum. Hala benimle samimi olmayı istiyor musun?" diye kendini anlatmıştı. Irem gözlerini kocaman açarak Geceyi dinlemişti. Diyecekleri bittikten sonra bir kaç saniye düşünüp cevap vermek amaçlı konuşmaya başlamıştı. " Evet istiyorum çünkü başkalarının sende kusur olarak gördüğü şeyleri sen nerdeyse övünerek anlattın. Kendini olduğu gibi kabul edip bundan rahatsız olmayan ve benim gibi sarılmayı seven birini neden arkadaş olarak kabul etmeyeyim ki?" Gece Irem'in söyledikleri karşınında şaşırmıştı. Irem den önce onunla arakadaş olmak isteyenler kendini anlattıktan sonra arkadaş olmaktan vazgeçip gittikleri için bu zamana kadar sadece bir kaç arkadaşı olmuştu. Gece gözlerinin sulandıgını hissettiğinde eliyle biraz silip gözlerini kırpıştırdı. Ireme bakıp sadece " Teşekkür ederim." dedikten sonra ona yaklaşıp kocaman sarılmıştı. Irem ne olduğunu anlamayarak Eraya doğru baktı. Ama Eray sadece gülümsüyordu. Gece geri çekildiğinde Irem bir şey söylemeden bakmaya devam etti. Biraz durduktan sonra Gece ellerini çırpıp " Hadi bakalım sana basilisk olmayı öğretmem gerek gel buraya." demiş ve odanın ortasına doğru ilerlemişti. Eray da içerdeki kanapeye oturmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD