Nisa günün geri kalanında derslere girip çıkıyor fakat lanet olası zaman bir türlü geçmiyordu. Sanki saat durmuş, ilerlemiyordu. Yelkovan bir sonraki dakikaya ilerlerken adeta sürünüyor, tahtada ders anlatan hoca ağırlaştırılmış video çekimi gibi ağır ağır bir şeyler anlatıyor, sanki yavaşlayan görüntüde ağzı yayılıyordu. Bütün camların açık olmasına karşın içeriye oksijen girmiyor, Nisa nefes alamıyordu. Boğulduğunu hissederken yakasını çekiştirip duruyordu. Tüm yorgunluğuna rağmen yurda gitmek istememişti. Yalnız kalmaktan ve daha kötü olmaktan korkuyordu. Nihayet son derste hoca konuyu bitirip yavaş çekimde kapıdan çıkınca bir anda zaman da normale dönmüş, saat eski hızına kavuşmuştu. Her şey normalliğe bürünürken Nisa derin bir oh çektikten sonra çantasını toparlayıp Güneş'e döndü. "

