Kapının aralığından sızan o sarı, ılık ışık yüzüme vuruyordu ama ben eksi yirmi derecenin ayazında değil, cehennemin yedi kat dibinde donuyordum. Tahta pervaza dayadığım sağ elimin parmakları hissizleşmişti. Sargının altındaki yaralarım mı zonkluyordu, yoksa göğsümün sol yanına inen o görünmez balyoz mu kaburgalarımı un ufak ediyordu, ayırt edemiyordum. "Eğer güler yüzlü görünüyorsam, bu hafif olduğumdan değil; ağlarsam bir daha ayağa kalkamayacağımı bildiğimdendir." Kızın sesi... O sakin, tek bir harfi bile titremeyen, gururundan zerre taviz vermeyen o duru ses, taş koridorda değil, doğrudan beynimin kıvrımlarında yankılanıyordu. Her kelimesi sırtıma inen bir kırbaçtı; her hecesi beni bu kapının eşiğinde, kendi postallarımın dibine diz çöktürüyordu. İçeri giremedim. Elim kapının pasl

