-Ne demek istiyorsun Ege? Nasıl bir yer burası?
Adel'in bakışları bir bize bir Egeye kayıyordu.
-Bak siz gerçekten burada çalışmak istediğinize eminseniz sizi kaptanımla görüştüreceğim.Ama çalışmaya başladıktan sonra imzaladığınız anlaşma gereği çıkamazsınız buradan.Eğer bir aysa bır ay iki aysa iki ay.Gün bitmeden gidemezsiniz.
-Bende birşey diyeceksin sandım.Bunu ayarlayabiliriz.
-Bilmen gereken birşey daha var.
-Neymiş o?
-Burada işler sandığınız gibi yürümüyor.
-Şunu doğru düzgün anlat tamam mı geveleyip durma.
Ege Adel'in kolundan tutup otel duvarının dibine çekti eğilip kulağına birşeyler fısıldadı.Adel kafasını kaldırdığında ürkmüş gibi gözüküyordu.
-Sen ne dediğinin farkında mısın?
-Gayet de farkındayım.Eğer buraya gelicekseniz bunu kabul etmek zorundasınız.Sizleri neyin beklediğini bilmelisin.
-Asla! Böyle bir şey asla olmayacak.Duydun mu beni. Biz hemen buradan gidiyoruz.
-Siz bilirsiniz.Eğer fikriniz değişirse.
-Sen beni anlamadın galiba fikrim falan değişmeyecek.
-Bu kadar emin olma küçük hanım.Sana burada bir gecede bir ev kazanabileceğin bir durum vadediyorum.Tabi bunun artıları ve eksileride olucak değil mi?
-Sen kafayı demişsin.Delir misin sen.
Hızlı adımlarla bize yöneldi.
-Buradan hemen gidiyoruz gelmemiz bile saçmalıktı.
Üçümüzde sesimizi çıkarmadan peşine takıldık durağa gidene kadar tek kelime konuşmadık. Otobüs durağı boştu.Yorgunluktan ve açlıktan bitap düşmüştük.Adel kaldırıma oturmuş sakinleşmeye çalışıyordu.
-Ne olduğunu sorabilir miyim.Şu çocuk Ege.. Ne söyledi sana?
-Boşverin kızlar inanın iğrenç şeyler söyledi.
-Şu ev meselesi o da neydi öyle.
Kaldırımın diğer tarafına Tuana oturdu. Meral ise ellerini Adel'in omuzlarına koymuş eğilerek bekliyordu.
Tuana;
-Onu bende anlamadım ne demek istedi?
Adel;
-Boşverin kızlar gerçekten bilmemeniz daha iyi.Biz başka bir yerden iş bulabiliriz.Hem bir sürü cv doldurduk elbet birileri arayacaktır.
Meral;
-Bana sorarsanız eğer sanmıyorum.Okullar kapanıyor herkes işçisini gönderdi.Yazın ne kadar turist olsada pek yoğun olmayacaktır.Yoğun yerler çoktan personellerini almıştır.
-Sen gerçekten anlatmak istemediğine emin misin?
Adel;
-Kızlar... Aslında.. otel bizim sandığımız gibi değilmiş. Bizler normal çalışan personeller olmayacakmışız.
Şaşırmıştım.
-Ne demek bu normal çalışan personel mi? Personeller zaten normal çalışmıyor mu?
Adel;
-Hayır burada birde paten sürerek servis yapan garsonlar varmış.
Tuana;
-Ne! Ne alaka.
Adel;
-Servisi hızlandırmak için yapılıyormuş.
Tuana;
-İyide sen buna kızmış olamazsın heralde değil mi.Biz paten binmeyi bilmiyor olabiliriz ama öğrenebilirizde.
Adel;
-Kızlar bu patenci garsonlar diğerlerinden daha fazla kazanıyorlarmış ama müşteriyi her şekilde memnun etmek zorundalarmış.
Meral;
-Ne demek bu her şekilde menun etmek.Alt tarafı yemeğini içeceğini getirip götürmeyecek miyiz?
Tam Adel açıklama yapacaktı ki otobüs geldi. Havanın sıcak olmasının yanı sıra şu otobüslerin dolu olması daha da çekilmez kılıyordu.Otobüs o kadar doluydu ki ayakta gitmek sorunda kalmıştık.Herkes leş gibi terliydi içerisi iğrenç kokuyordu.Açılan camlarda işe yaramaz haldeydi.Otobus ani frenler yaparken ve trafiği yararak ilerlerken kusmamak için zor duruyordum.Bulduğum bir boşluktan olabildiğince tepe camına yaklaştım.İçie doldurabildiğim kadar hava doldurdum.Belki temiz hava biraz olsun midemi yatıştırırdı.Nihayet yurda gelmiştik.Akşam yemeğini kaçırmadığımız için şanslıydık yoksa iyice aç kalacaktık.Kapıya geldiğimizde yurt görevlisi bizi kapıda karşıladı.Daha bir haftamız daha olmasına rağmen yurdun boşalmamız gerektiğini ve gitmemizi söyledi.-İyide nereye gidebliriz bi anda.Hem bir haftamız daha var.
-Yapı ve denetşmden geldiler.Yıkım kararı çıktı yarın yıkılıcak.Yurt eski ve depreme dayanıklı değilmiş.
-Anlıyorum ama bu gece olsun kalamazmıyız.
t bakıyorduk.Ne eve gidecek nede bir yerde kalacak paramız vardı.Açlıktan midemiz bulanıyordu.Hızla yukarı çıktık ve eşyalarımızı toplamaya başladık.O kadar çoklardı ki bazı çantalara sığamadık.Elize geçen her çantaya her torbaya, poşete doldurmaya başladık.Yurt binasının önünde dikilmiş ne yapabiliriz diye birbirimize bakıyorduk.Dördümüzde kaltırıma oturmuş ağlıyorduk.Meral;
-Şimdi ne yapacağız. Nereye gideceğiz.
Tuana;
-Bilmiyorum.Ailemide arayamam eğer gidersem köye gitmem gerekiyor ve yaz bitene kadar dönemeyeceğim.Yetmiyormuş gibi sezonda yurt bulamazsam ailem geri göndermeyecek.
Adel;
-Benimkilerde beni evde istemiyor.Biliyorsunuz boşandıktan soran ikiside yeniden evlendi ve beni istemiyorlar rahatsızlık verdiğimi söyleyip birbirlerine postalıyorlar.
Artık iyice yorulmuştum.
-Peki şuan gidebleceğimiz biryer var mı ya da bildiğiniz birileri.
Adel;
-Benim bu şehirde Egeden başka tanıdığım yok.Bide sizler varsınız.
Meral;
-Zaten bu kadar eşya ile dört kızı kimse istemez.
Doğru diyordu kendimiz yetmiyormuş gibi birde eşyalarımız vardı.
-Şu Ege dedim.Acaba o bize yardım edebilir mi?
Adel;
-Bugün olanlardan sonra mı.Sanmıyorum.Ne yapıcak bize evinimi açıcak.
-Bunu denemeden bilemeyiz.Hem durumu iyi daireleri var dememiş miydin. Birisini birkaç günlüğüne bize verebilir sonra onu bir şekilde öderiz.
Adel;
-Bilmiyorum kızlar.Nedense ona pek güvenmememiz gerekiyor gibi geliyor.
Tuana;
-Bu zamanında onun tarafından aldatıldığın için mi yoksa bu sabah olanlar için mi.
Adel;
-İkiside olabilir.Bilmiyorum.
Meral;
-Bak zamanında birşeyler yaşandı oldu bitti ama iyiydi ama kötüydü.Şuan bi etrafına bak ve ona göre karar ver.Senden gidip onun boynuna atlamanı istemiyoruz.Sadece yardım edebilirse etmesini istiyoruz hepsi bu.
Adel;
-Tamam arayacağım.
Hepimiz nefesimizi tutmuş telefonun açılmasını bekliyorduk.
-Gene ben.Bi sorunumuz var ve yardımın gerek.Aynen sonra açıklayacağım bize kalacak yer ve büyük bir araba gerek.Ne kadar sürer.Tamam.
Telefonu kapattığında hepimiz Adel'e bakıyorduk.
-Tamam yarım saat içinde geliyor.
Çok mutlu olsak da belli etmemiştik.Sonuçta Adel bu durumdan memnun değildi.Bizlerse ortada kalmadığımız için çok mutluyduk.Açlık bir şekilde halledilirdi ama dışarda değildik.Bu iyi birşeydi.Çok zaman geçmeden büyük ve son model bir jeeple Ege geldi.Dördümüzdeo nu böyle görünce heyecanlanmıştık.Son model bir arabadan bizden sadece birkaç yaş büyük çok yakışıklı bir çocuk inmiş bize doğru geliyordu.Kim etkilenmezdi ki.O kadar yakışıklıydı ki etkilenmemek elde değildi.
-Çok bekletmedim umarım.
Adel;
-Yok sorun değil.
Ege;
-Sizi bana götürmemde bir sakınca olur mu?
Adel;
-Başka bir yer bulamaz mısın?Zaten çok kalmıcaz birkaç gün iş bulana kadar.
Ege;
-Şuan en güvenlisi bu olucak sanırım. Bütün daireler dolu çünkü.
Adel;
-Anlıyorum.
Ege;
-O zaman bana gidiyoruz.Ben şu eşyaları yerleştireyim. Siz arabaya geçin.
Hepimiz ona yardım ediyorduk.Tek başına bu kadar valizi taşımak zorunda değildi.Arabaya bindiğimizde harika oto parfümüyle karışık Ege'nin parfümü kokuyordu.Deri koltuklar klimalardan dolayı buz gibiydi.Serinlemiş olmanın verdiği rahatlıkla koltuğa adeta yayıldık.Adel ise diken üstündeymiş gibi oturuyordu.Ege arabaya bindiğinde aç olup olmadığımızı sordu.
Meral;
-Aslında açız.Hemde çok.
Ege;
-O zaman birkaç sipariş verelim.Biz gidene kadar onlarda gelmiş olur.
Telefonla birkaç arkadaşını aradı.Anlaşılan restoranlarda çalışan arkadaşları da vardı.Bir saatlik yoğun tırafikten sonra rezidansların olduğu büyük bir siteye girmiştik.Arabayı otoparka park ettiği sırada kapıda bir iki paketçi duruyordu.
Ege;
-Zamanlama harika sizler sadece eşyalarınızı indirin ben hemen geliyorum.Kapıya doğru yöneldi, yemek siparişlerini alırken bir yandan da güvenlikle konuşuyordu.Biz hızla eşyaları indirirken Adel ellerini göğsünde birleştirmiş suratı asık bir şekilde dikiliyordu.
-Neyin var ne oldu?
Adel;
-Hiç birşey sadece tekrardan bununla muhattap olmak sinirimi bozuyor.
Tuana;
-Şuan dışarda da kalabilirdik öyle düşünme kızım.İşi kabul etmedik sonuçta sadece iş bulana kadar birkaç gün kalacağız.
Adel;
-Aynen ne sorun olabilir ki sadece beni aldattığında basıldı evde kalacağız hepsi bu.
Hepimiz durmuş ağlamak üzere olan Adel'e bakıyorduk.
-Bak dedim.Geçmişi geçmişte bırak artık.Eğer böyle yaparsan ondan hala hoşlandığını düşünecek.Ki hoşlanıyorsan bile bunu belli etmemelisin.
Adel gözyaşlarını silip bavullardan ikisini kaptı.Ege gelene kadar biz asansöre varmıştık bile.
Ege;
-Unutmamışsın yolu.
Adel;
-Nasıl unutabilirim ki.
Ege;
-Sana bunu defalarca anlattım ama anlamak istemeyen sensiz.Bana inanmadın sen.
Adel;
-Şuan bunları konuşacak değilim.
Ege;
-Sen bilirsin.
Asansöre ikişer grup halinde bindik Ege ben be Tuana bir asansöre Meral ve Adel diğerine bindiler.Asanörün içi yoğun pizza kokusuyla dolmuştu.Midem gurulduyordu ve sesini bastırmak için elimle sıkmaya çalışıyordum.Ege'nin arkasında kaldığım için onu süzüyordum.O inanılmaz derece de yakışıklı duruyordu.İnsan bakmadan duramıyordu.Kendiside yakışıklı olduğunun farkındaydı.Bunu tüm varlığıyla hissettiriyordu.Bir ara Tuana'ya baktım.Büyülenmiş gibi Ege'ye bakıyordu.Umarım bende bakarken böyle yakalanmamışımdır diye düşündüm.Umarım bende bakarken böyle yakalanmamışımdır diye düşündüm.Ege bakıldığını farkedicek olmalıydı ki tebessüm ederek Tuana'ya döndü
-Birşey mi demek istiyorsun?
-Ben. ne... Yani şey.Teşekkür etmek istedim.Bizi kabul ettiğin için.
Ege;
-Hiç önemli değil.Benim için bir şereftir.
Buda neydi böyle.Tuana karşımda Adel'in eski sevgilisiyle mi cilveleşiyordu.Bu hiç hoş değildi.Onlar böyle cilveleşirken içten içe kıskanıyordum.Daha önce hiç sevgilisi olmamış birisi olarak böyle duygular için ölüp bitiyordum.Hayatım ders çalışarak geçiyordu ve gençliğimin enerjisini kullanamadan yitip gidiyordu.Sonunda dairenin bulunduğu kata geldik.