İnsan ne zaman, nerede öleceğini bilemez sanırım ; Ama ben artık biliyorum. Karşımdaki adamın bana bir adım daha attığında yerimden bile kıpırdayamadım. Yüzüme bakıp sonra bedenimi baştan ayağa süzdü. "Motorla gezmek mi istiyorsun?" dediğinde affaladım. Ne diyor bu ya ? diye geçirdim içimden. "Hayır," diye cevap verdim.
"Öyleyse neden motora öyle bakıyorsun"
Bu adam deli miydi? Bir katile göre fazla iyimser davranıyordu. Bu sefer de "Yoksa paran mı yok" deyince iyice şaşırdım. Neyden bahsediyordu bu adam? Yoksa gerçekte katil o değil miydi?
Hayır, katil o! Ve benim bir şekilde polislere haber vermem gerekiyordu. Hiç düşünmeden "Evet," dedim. "Acaba beni eve kadar bırakabilir misiniz?"
Adam önce gözlerini kıstı, sonra başını sağa yatırıp beni baştan ayağa süzdü.
"Parası olmayan birine göre fazla şıksın," dedi.
"Şık olmam beni zengin yapmaz ," dedim Güldü...
Bir dakika, o az önce güldü mü?
"Neye gülüyorsun?"diye sordum.
Nesi komik gelmişti de gülüyordu?
"Sen her gün eve gitmek için taksicilerden mi dileniyorsun" Ne alaka?
Ayrıca dilenmek mi?
Ne saçmalıyor bu!
"Dilenci değilim ben. Dilenciye benzer bir halim mi var?" dedim sinirle.
Cidden, ben burada bir katille neyin tartışmasını yapıyordum?
"Değilsin, tamam. Gel seni evine kadar bırakacağım."
Salak herif; ben evet gitmek için değil, onu ifşa etmek için gidiyordum!
"Hadi bin bakalım," deyince yavaş ama emin adımlarla motora yüneldim.
Motordan yedek bir kask çıkartıp bana verdi.
Takmaya çalıştım ama beceremeyince bana yardım etmek için uzandı.
Elleri kaskın üzerindeki elime dokununca irkildim. Elleri çok sıcaktı; Halbuki hava çok soğuktu.
Katiller hiç üşümez miydi?
Bu yüzden mi üzeride sadece bir tişört vardı?
İrkildiğimi görünce "Korktun mu?"deyip dalga geçti.
Ayrıca bu kiminle dalga geçiyordu?
Sanırsın on yıllık arkadaşım! " Ne münasebet " der gibi kafamı sağa eğdim.
Kaskı güç bela kafama yerleştirdikten sonra motora binmeye çalıştım ama yapamadım.
Ben bu kısa eteği bugün giymek zorunda mıydım?
"Binecek misin?" diye soran adama bakıp kendimden emin bir şekilde, "Tabii ki," dedim,
"Ama önce sen bin."
Kısa eteğim yüzünden mahrem yerlerimin görünmesini istemiyordum.
Adını bilmediğim adam bana bakıp derdimi anlamış gibi eteğime bakınca,
"Ne bakıyorsun?"dedim.
Sanırım ben yürek yemiştim;burada beni öldürebilecek bir adama kafa tutuyordum.
Aslında ben böyle şeylerden korkan biri değildim.
"Seni utandırdım mı?" deyip sinirlerimle oynayan bu adam, önüne dönerek motora binince,"Sende beni utandıracak potansiyel olduğuna emin misin?"dedim.
Bende onun sinirleriyle oynayarak motora bindim.
Bacaklarımı iki yana açarken bir katilin arkasında duruyordum.O da deri ceketini ve kaskını takınca,
"Sıkı tutunman gerek, bunun içinde utanmazsın herhalde," dedi.
Sinirlenip, bana arkası dönük olan adamın beline tereddüt etmeden sarıldım.
"İyi, en azından ikiletmiyorsun," deyince,
"Kapat çeneni ve sür artık şunu!"dedim.
Gülüşünü duydum.
Cidden bir katile göre fazla güler yüzlü ve rahattı.
Benim ailem bile bir gece üzerinde düşündüğüm şakaya bu kadar gülmüyordu.
Nihayet motoru çalıştırdı."Evin nerede?" deyince "Yakınlarda, geldiğimizde söylerim," dedim.
Bir katile adresimi verecek kadar salak değildim. Ama sarılacak kadar...Hayır!
Değilim. neyse...
Bir süre yolda ilerlerken bira hareketlenip
"Burada dur!" dedim.
Motor durduğunda kaskını çıkarıp saçlarını dağıttı.
Bu adam katil falan ama yakışıklıydı.
Bende motordan indiğimde kaskı çıkarmaya çalıştım, yine başaramayınca o el attı.
Kaskı kafamdan çıkartıp aldı.
Etrafa bakıp, sanki evimin adresini biliyormuş gibi "Burası olduğundan emin misin?" deyince planımı devreye sokmanın tam zamanı geldiğini anladım.
Onu bilerek burada durdurmuştum.
"Evet, şu sokaktan dönünce evim orada," dedim.
Bir kaşı havalandı. Yani sanki yalan söylediğimi biliyor da öyle bakıyor gibiydi.
Bir anda "Ay başım! Başım dönüyor!" diyerek motora tutundum.
Bu sefer affalayan o oldu.
"Ne, iyi misin?" deyip öne atıldı.
"Ben bugün ilaçlarımı almadım, yanımda su yok," deyip ona yolun on metre karşısındaki duran marketi gösterdim.
"Bana su alabilir misin? ilaç almam lazım çok kötüyüm," deyip kendimi kaldırıma bıraktım.
Gerçekten endişelenmiş gibi "Tamam, bekle beni hemen geliyorum," deyip markete doğru yürüdü.
Aslında yanımda su vardı; babama aldığım su hâlâ çantamda duruyordu.
Ve bende bugün babamın bana yaptığı şeyi bu katile yapıp kaçacaktım.
O markete girer girmez hemen ayağa kalktım.
Zamanım yoktu, hızlı olmam gerekiyordu.
Zaten gerginlik ve soğuktan titriyordum.
Ya o da benim gibi beni suçüstü yakalarsa?
Hızlı bir şekilde motora yaklaşıp cinayeti işlediği eldivenleri ve bıçağı aradım.
Kaskı koyduğu yerde bir çanta gördüm hemen ceplerini yokladım.
Çantamdan bir mendil çıkarıp eldivenler ve bıçağı ceplerinden çıkardım.
Mendile sarıp çantama koydum.
Ellerimle alacak kadar canımdan sıkılmamıştım.Parmak izim falan kalırsa cinayet bana kalırdı.
Caddenin karşı tarafındaki marketin yanında bir taksi vardı. Hemen koşup taksiye atladım.
****
Marketten su alıp dışarı çıktım. Bu kızı az çok tanıyordum.
İşime yarayacağı onunla böyle karşılaşmam gerekiyordu.
Karşıda motorsikletimin olduğu tarafa hızlı adımlarla ilerlerken aynı zamanda etrafıma bakıyordum çünkü kız ortalıklarda yoktu.
Belli ki çok korkmuştu; sonuçta benim bir katil olduğumu düşünüyor.
Zaten öyleydim.
Konuşmalarından bunu anlaya biliyordum.
Bir hastalığı mı vardı? Ama araştırdığım kadarıyla düzenli olarak kullandığı bir ilaç yoktu.
Moturumun yanına geldim. Beni tuzağa düşürmüştü.
Elimde su şişesiyle marketin olduğu tarafa baktım; orada bir taksi vardı.
İşte orada...Onu buradan görmesem bile orada olduğuna adım gibi emindim.
Taksinin olduğu tarafa bakıp güldüm.
"Benden kaçışın yok," dedim. Taksiye doğru bir kaç adım atmıştım ki taksi hareketlenip gitti.
Hemen motoruma binip kaskımı taktım ve gaza bastım.
Issız bir yere gelene kadar taksiyi takip ettim.
Sonunda önünde durduğumda takside durmak zorunda kaldı.
Kaskımı çıkarıp taksiye doğru yürüdüm.
Bir anda taksinin kapısı açıldı ve Duygun kaçmaya başladı,
Nereye kaçacağını sanıyorsa...
Zaten giyidiği topuklular pek yardımcı olmuyordu.
Arkasından koştum, kolundan tuttuğum gibi kendime çevirdim.
"Bırak beni! Birazdan polis burada olur!"
Ne fark eder ki?
Kolunu benden kurtardığı gibi tekrar koşmaya başlayınca belimdeki silahı çıkarıp ayaklarının dibine ateş ettim.
Çığlık attı ama hiçbir faydası yoktu; burada hiç kimse yoktu.
Bana döndüğünde elleri teslim olur gibi havadaydı.
Gülümsayip ona baktım.
Silahın ucuyla ona buraya gelmesini işaret ettiğimde, "Psikopat herif! Ne istiyorsun benden?" dedi.
Ona kafamla çantasını işaret ettim."Çıkar," dedim.
"Hayır! Senin birini öldürdüğünü biliyorum.
Bu delilleri polislere vereceğim ve bil ki ben hiç korkmuyorum!"dedi.
Sinirimi bozduyordu. Bütün gün canını okuyan o adamı öldürüp hayatını kurtarmıştım ve o hâlâ neyden bahsediyordu?
****
Karşımdaki adam beni bir silahla tehdit ediyordu.
Beni öldürecek miydi?
Bu delilleri vermezsem kesinlikle evet.
Böyle ıssız bir yerde bir de...Birkaç metre uzaklıktaki taksi şoförü aksiyon filmi izler gibi bizi izliyordu.
Neden kaçmıyordu? belki de korktuğu için hipnotize olmuştu ya da ileride torunlarına anlatacak anı biriktiriyordu.
"Eğer o eldivenleri ve bıçağı bana vermezsen seni değil, aileni öldürürüm.
İlk o çok sevdiğin kız kardeşin Çağlacık ve Elacık ile başlarım.
Sonra kuzenlerin; Lilay, Râna, Devin, Deniz, Afra, Efsun, Yiğit Ata, yengen Işıl, amcam Orhan ve baban Onur Kırç..."
diye bütün ailemi saydığında ağzım açık kaldı.
Bu Psikopat herif bütün ailemi nerden biliyordu?
"Nede çokmuşsunuz, say say bitmedi. Sayarken yoruldum." Ciddi anlamda sinir bozucu herifin tekiydi.
Şu anda üzerine atlayıp onu parçalara ayırmamak için kendimi zor tutuyordum.
"Sen benim ailemi nerden biliyorsun?"diye sordum.
Şu anda sadece ailem için endişeliydim
"Sonra anlatırım, önce bıçak ve eldivenler," dediğinde vermek zorunda kaldım.
Siren sesleri yükseldiğinde "Ve eğer polis benden şüphelenirse hepsini tek seferde öldürürüm," deyince vücudum taş kesildi.
Polis arabası bize yaklaşıp durdu. Arabadan iki polis inip geldiğim taksinin şoförü ile bir şeyler konuştu.
Şoför bizi işaret ettiğinde polisler bize doğru yöneldi.
"Duygun Kırç siz misiniz"