ÖLMEDEN ÖNCE

335 Words
Herşeyin mutlaka bir açıklaması olmalı. Mutluluk denen şey gerçek değilse , neden dilden dile anlatılsın ki ? Değersizliğin ölçüsü yapılabilir miydi ? Peki, ben şuanda neyi öğrenmek istiyordum ? Ben kimdim? Ölmeden önce en azından bunları bilmeye hakkım var.herkes doğru bildiğini yaparken, bu işin sonunda bana zarar geleceğini kimse önemsemedi mi? Belkide herşey bir kabustan ibarettir. karşımdaki heybetli bina'dan içeri girerken kafam o kadar karışıktı ki... Ben sadece bir neden istiyordum. sevdiğim adamın'da mı beni kandırdığını, yoksa onun da benim gibi bir kurban mı olduğunu öğrenmeliydim. Binadan hiç zorlanmadan içeri girdim.Buradaki insanlar beni tanıdıkları için kimseyle muhatap olmadan, aceleyle direkt Haldun Bey'in ofisinin olduğu kata çıktım.O kadar çok titriyordum ki...Belkide duymak istemediğim şeyleri duyacağım içindi bu titreme. O kadar hızlı koştum ki asansörü bekleyemezdim. Ofisin kapısıyla bakışırken nefes nefese kalmıştım. Ofisin kapısını açtığımda karşılaştığım dehşet, Beynim'den vurulmuşa dönmeme yetti. Henüz şoku atlatamamışken, ayaklarımın dibine kan gölünün içinden yuvarlanarak gelen bir baş belirdi: Haldun Kahramanoğlu. Barın Atay'ın bir katil olduğunu biliyordum ama kendi babasını bu denli canice katledeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Barın Atay Şiril, yüzündeki kan sıçramalarına aldırmadan bana bakıp gülümsedi.Hayır! bu bir gülümseme değil, otuz iki diş sergilenen bir sırıtıştı. O an anladım; sevdiğim adamında sadece bir suçlu değil, Bir psikopattı. Gücümü birazcık da olsa toparladığımda "S-sen..." diyebildim. O her zaman hissettiğim, burnumdaki o ıslaklık yine kendini belli etti. Hayır! Şimdi değil.İkimizin yüzleşeceği bu zamanda olmaz! Burnumdan akan ıslaklığa parmak uçlarımla dokunduğumda bir kez daha yanılmadığımı gördüm. Başım dönmeye başlayınca bir yerlere tutunmak istedim. Korkudan mı yoksa ihanet duygusundan mı bilmiyorum ama çok titriyordum.Belkide yeni öğrendiğim hastalığımla ilgilidir. Herşey kararmadan önce son bir kez başımı yerdeki kafadan ve kan gölünden zorlukla ayırdığımda onunla son bir kez göz göze geldik. Karşımdaki adamın bana o son bakışlarında hiçbir zaman acıma duygusu olacağını o an anlamadım.Dengemi tamamen kaybettiğimde kulaklarımdaki ses sadece uğultulardan ibaretti. Uyandığımda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını henüz bilmiyordum.Sert zemine çarptığımda kulaklarımda hâlâ aynı ses yankılanıyordu.Düşmenin etkisiyle yüzüme çarpan kan sıçramalarına tepki verecek bir halde bile değildim. Ve sonrasında, ucu bucağı olmayan bir karanlık...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD