Buz gibi suyun altında ne kadar kaldığımı, damarlarımda dolaşan o hastalıklı ateşi söndürmek için kendimle ne kadar savaştığımı bilmiyordum. Suyu sertçe kapattığımda, banyonun içindeki o sağır edici sessizlik geri döndü. Sadece saçlarımdan ve omuzlarımdan fayanslara damlayan suyun sesi duyuluyordu. Zihnimdeki o fırtına dinmişti ama yerini çok daha tehlikeli, çok daha karanlık ve soğuk bir öfkeye bırakmıştı. Aynanın karşısına geçip ıslak yüzüme, omuzlarımdan aşağı süzülen sulara baktım. Az önce duşun altında hissettiğim o anlık merhamet, o sarsıcı vicdan azabı şimdi yerini buz gibi bir gerçeğe bırakıyordu. Masumiyet… Neyin masumiyetiydi bu? Eğer az önce o yatakta hissettiğim titreme, o el değmemişlik doğruysa… Eğer benim kadınlardan bucak bucak kaçan abim gerçekten ona bir yıl boyunca ko

