Merdivenlerin ahşap basamaklarından yükselen her gıcırtı sesi, avluya çöken o ağır sessizliği bıçak gibi kesiyordu. Aslan’ın sol eli belimi mengene gibi sarmış, parmakları koyu yeşil elbisemin kumaşından tenime nüfuz edecek kadar sertçe bastırıyordu. Adımlarım titriyordu ama onun o sarsılmaz, dağ gibi duruşu düşmeme engel oluyordu. Avluya indiğimiz an, kahvaltı sofrasının etrafında toplanmış olan kalabalığın tüm bakışları bize, daha doğrusu boynumun açıkta kalan kısmındaki o koyu mor ize kilitlendi. Odanın sessizliği yerini fırtına öncesi bir uğultuya bırakırken, Esma Hanım oturduğu sedirden hışımla ayağa kalktı. Yüzü kireç gibi bembeyaz olmuş, gözleri boynumdaki o yakıcı izde takılı kalmıştı. “Utanmazlar!” diye feryat etti Esma Hanım, bastonunu yere şiddetle vurarak. Titreyen parmağını

