Gece, konağın üzerine kurşun gibi ağır ve tekinsiz bir yorgan örtmüştü. Saatler gece yarısını çoktan geçmiş, avludaki hareketlilik yerini rüzgârın taş duvarlarda çıkardığı o uğursuz ıslıklara bırakmıştı. Yatağın içine büzülmüş, dizlerimi göğsüme çekmiş bir halde karanlığa bakıyordum. Gözüme bir saniye bile uyku girmemişti. Aslan’ın o son sözleri, zihnimde zehirli bir sarmaşık gibi büyüyor, nefesimi kesiyordu. ”Abimin o çok sakladığı masumiyetinin ne olduğunu kendi gözlerimle göreceğim...” Bu sözlerin ağırlığı altında ezilirken, koridordan gelen ani ve sert ayak sesleriyle yerimden sıçradım. Sesler doğrudan benim odama doğru yaklaşıyordu. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi atmaya başladı. Yorganı boğazıma kadar çekip nefesimi tuttum. Kapının hemen dışında, Aslan’ın diktiği korumal

