Gözlerimi açtığımda gün çoktan ağarmıştı. Aslan sedirde değildi. Banyo kapısının aralığından gelen su sesini duyunca uyandığını anladım. Hızla yataktan çıkıp dolaba yöneldim. Dün geceki o ağır konuşmanın ardından içimde tuhaf bir cesaret, bir o kadar da korku vardı. Şirkete gidecektik. Mardin’de, erkeklerin dünyasında benim ne işim vardı? Ama Aslan “gideceğiz” dediyse bunun dönüşü yoktu. Aslan belinde havluyla banyodan çıkarken gözlerimi hemen kaçırdım. Saçlarından süzülen sular geniş göğsüne damlıyordu ama onun umrunda bile değildi. “Hazırlan,” dedi dolabından temiz bir gömlek alırken. Sesi dünden daha soğuk ve nettir. “Aşağıda kahvaltımızı yapıp çıkacağız. Gösterişsiz ama ağırlığı olan bir şeyler giy. Orada herkesin gözü üzerinde olacak.” Siyah, dökümlü bir kumaş pantolon ve üzerine k

