Gürültü koptuğunda Xion prensin kollarından fırlayıp balkona koştu.
Bunu görmeliydi!
Koşan tilki arkasından Prens de hareket etti.
Balkonda ki gürültünün heyacanı geldiğinde bitmişti. Cain elinde ki eldiveni Teon'un yüzüne atmış ve dudakları öpülmekten kızarmış prensesi oradan uzaklaştırmak için kolundan tutup çekti. Beyaz tüy yumağını göremeyecek kadar öfkeliydi.
Xion kuyruğuna gelen keskin acı ile çığlık attı.
"Miyav!"
Xion herkesin içinde bu sesi çıkarmasına sebep olan kara lekeyi alnına yerleştiren üvey kardeşine baktı.
Bu adamın iyi bir şey olmadığını biliyordu! En başından hayvan gibi olması zaten onun yüzündendi.
Cain bastığı şeyi yeni fark etmiş gibi bir kaç adım geri atıp baktı. Beklediği şey bir kedi değil bir tilkiydi(!)
Özellikle onu ormana attığı kardeşi olan tilki. Neden balkonda olduğunu bile unutmuş öfkesini ona yönlendirdi.
"Senin burada ne işin var!"
Gürültü ardından tilkiyi tutup elden çıkarmak için uzandığında soğuk ses onu durdurdu.
"Benim küçük tilkime dokunmaya cürret et"
Cail irkilerek kapıda ki prense baktı.
"Majesteye selamlar"
Onun daha önce bir evcil hayvan aldığını duymuştu ancak bu o olamazdı değil mi? "Majeste yanılıyor olabilirim ancak bu tilki Canavar-insan türüne benziyor normal bir hayvan olmayabilir. Onu tutmak gereksiz sorun"
Üçüncü Prens yerde çakmak çakmak gözlerle Cail'e düşmanca bakan yavru tilkiyi avucuna aldı.
"O halde ne önerirsin"
Cail toplanan kalabalık sayesinde onu öldürmeyeceğine emin olarak cesurca konuşmaya devam etti.
"Majeste onu doğal ortamına bırakmalı sonuçta o bir Canavar-insan iradesi vardır. Normal hayvanlardan farklı"
Raijin açıklamadan memnun olarak gülümsedi.
Kucağında tuttuğu tilkinin başını ovdu.
"Haklısın o artık evcil hayvanım olamaz"
Ne diyorsun sen şuan beni üvey kardeşimin sözleri yüzünden atacakmısın ne saçmalık!
Bağırmak isteyen Xion kendini tutamadığı için acınası Mırıltılar çıkardı.
"Majeste mantıklı!"
Bu sefer Cail ve ona yaranmaya çalışan bir kaç kişi söze katıldı.
Övgü daha çok istediklerini üçüncü prense dayatmak içindi.
"O yüzden karım olmalı"
Xion ve kalabalık duyduklarını hazmedemeden üçüncü Prens emrini verdi.
"Yükselme taşı getirin"
Karısı hep hayvan formunda kalamazdı değil mi?
Xion üçüncü prensin kucağından kaçmak için çırpındı.
Ne karısı! Ne karısı! Ne saçmalıyor bu adam!
Çırpınışı sonuç vermeyince yükselme taşında insan görünümü alır almaz kaçma fikri doğdu.
Sonuçta sözde karısı bir erkek olamazdı değil mi?
Aklı başına gelince rahatça kolunda kıvrıldı.
Cail'e teşekkür etmesi gerekip gerekmediğini merak etti.
Düşmanı ona Büyük bir iyilik yapmıştı.
Xion'un düşünceleri dışında Raijin kendinden emin memnun bir gülümseme yaptı.
Etrafında ki insanlar onun gülümsediğini görünce nedense daha da korktular.
Sanki ecel peşlerinden geliyormuş gibiydi.
Yükselme taşı salona getirildi.
Raijin küçük tilkiyi taşın üzerine yavaşça koydu.
"Uslu dur"
Kısa emri olmasa bile Xion taşın üzerinde dururdu. En çok kendisi insan olmak istiyordu sonuçta.
Gözlerini devirerek taşın üzerinde sabit bir şekilde kaldı. Yükselme taşı hafif mavi parıltılar yayararak etrafını kapladı.
Mavi ışık solduğunda süt tenli hassas bir kız ortaya çıktı. Siyah saçları kalçalarına kadar uzamıştı. Kakül alnını gizleyerek çekik iri sulu gözlerini ön plana çıkarıyordu. Gözleri hala tilki olduğu zamanlarda ki gibi parlaktı. Yüzünde kiraz çiçeklerini andıran pembemsi dudakları dolgun ve küçüktü. Hokka burnu insanın sıkmak istemesine neden oldu. Yapma bir bebeği andırıyordu.
Xion alışılmadık bedenine bakarken hikaye örgüsünün ne kadar dışarı çıktığını merak etti.
Ben erkek değil miyim? Sistem burada bir sorun var!
Beyni çığlık çığlığayken üstüne atılan ipekten ağır pelerin gözleri dışında açıkta kalan tüm tenini kapattı.
"N-ne?"
Yarıda kesilen telaşı üçüncü prensin herkesin şaşkın bakışları altında kızı alıp davetten kaybolmasıyla son buldu.
"O benim kardeşim değil miydi?"
Zihni en kaotik olanlardan biri de Caildi.
Erkek kardeşi değil miydi? O halde o tilki kimdi? Neden ona bu kadar tanıdık ve o kadar yabancı geliyordu?
***
Xion oturma odasına gelirken hatanın nedenini Sistem üzerinden öğrenmişti.
O en başında bir kadındı. Binlerce dünya da bir erkek olarak yaşamasının sebebi sistemin duzenlemesiydi. O halde gerçek adı neydi? Kimdi? Hata sandığı şey onu daha da yordu. Şimdi bu üçüncü Prens ile ne yapacaktı?
Üçüncü prens odasına geldiğinde tüm hizmetçilere çıkmasını emretti.
Bir hazine almış gibi kucağında taşıdığı küçük vücudu yatağına koyup örtüyü indirdi.
Xion rahatsız bir şekilde alışık olmadığı göğüslerini örtmek için pelerini geri çekti.
Raijin tavrından rahatsız olmamış aksine tatlı bir gülümseme ve nezaketle bakmıştı.
Kaybolmasından parçalanmasından korkuyor gibi parmaklarını hafifçe yüzüne sürdü.
Kızın teni yumuşak ve narindi.
Hayallerinden bile daha güzel. Tüm zaman boyu onu kucağında taşıdığını düşününce tatminlik duygusu göğsünü doldurdu.
***
Cail prensesle konuşurken eski saygısı kalmamış gibiydi.
"Sen!"
Prenses suçlayıcı yüz ifadesini umursamadı içten içe bu adamı küçümsesede yüzeyde göstermemesi gerekiyordu. En azından üçüncü prensi alt edene kadar.
"Bana kızgın olduğunu biliyorum Cail, Sevgilim böyle yapma benim... Benim suçum değil."
Gözleri de ki yaşlar hızla akmaya başladı.
Cail şuan arkasından Teon'la öpüştüğü sahneyi hatırladıkça öfke ile kızardı.
"Neden onunla balkona gittin?"
Prenses göz yaşlarını ipek mendili ile sildi.
"Bana seninle ilgili önemli bir şey söyleyeceğini söyledi. Ne yapabilirdim? Senin hakkında endişe ediyorum bilmiyor musun!?"
Titreyen sesi kızaran gözlerini Cail'in öfkesini sakinleştirmeyi başardı.
"Ah sevgilim neden bu kadar masumsun erkeklerin söylediklerine inanma bir daha Teon'la yalnız kalmanı istemiyorum. O piç sana dokunduğu için bunun hesabını verecek!"
Prenses acınası bir ifade ile Caile yaklaştı. Sevgilisinin onu teselli eden kollarında biraz daha ağladı.
İkisi hesaplaşırken birbirlerini öldürseler daha iyi olurdu. Neyse ki balkonda Teon'a söylemesi gerekeni söylemişti.
Kraliyet sarayında başka bir odada geçen başka bir konuşma vardı.
İkinci Prens bir kaç cariye'nin koynunda beş kişiyi rahat alan devasa yatağında tatmin oluyordu.
Kapı önünde ki hizmetçi elinde olmadan kızararak odaya girdi.
Prens hala kadınları kolları altında severken raporunu verdi.
"Prenses ve Generalin oğlu Teon balkonda öpüşürken bakanın oğluna yakalandı. Bakanın oğlu Cail düello daveti yapıp prensesi aldı."
Konuşması esnasında gelen inlemelere kulaklarını tıkamak istese de yapamadı. Yinede prensin hiç dikkatini çekmeyen rapora devam etmek zorunda kaldı." Üçüncü Prens yavru tilkisi evcil hayvan olarak değil nişanlı olarak ilan etti. Ve yavru tilki aslında canavar-insan olduğu ortaya çıktı..."
Sonunda prensin ilgisini çektiğini fark etti.
Prens çıplak halde yataktan çıkarken kahkaha attı.
"Bu güzel haberi kutlamalıyız!"
Bunu söylerken ki ifadesi uğursuz bir şekilde parlayan gözleri yüzünden bozulmuştu.
Avını yakalamış bir avcı gibi keyifliydi.
Rapor veren hizmetçi kızı tutup kollarına aldı.
"Verdiğin müjde için seni ödüllendirmeliyim!"
Hala yatakta olan iki cariyesine rağmen hizmetçi kızı yatağa atıp soydu.
"Benim kadar mutlu olmalısın.."
İnlemelere kapı ardına çıkarken kimsenin görmediği köşe de bir gölge hareket etti.