TANRILAR SUNAĞI 85

1106 Words
Üçüncü Prens akşam daveti için hazırlıklar yaparken dalgın bir şekilde sadık asistanına baktı. "Ron daha önce evlendin değil mi?" Ron kır saçlı karizmatik gözlüklü bir adamdı. "Evet majeste" Raijin ilgiyle yardımcısını süzdü. "Ne kadar zamandır evlisin?" Ron duygusal ilişkilerle ilgilenmeyen prensin bugün onunla ne derdi olduğunu anlamaya çalıştı "üç gün sürmüştü" Yarama tuz mu basmak istiyorsun? (!) Amacın ne? Ron şikayetlerle dolu kalbini susturdu. "Biri sana birlikte olmayı teklif etti diyelim kendinin ve onun duygularından emin olmak için ne yaparsın?" Ron kızgınlığını unutarak heykel gibi dondu. Yaptığı işi bırakıp prense döndü. "Majesteye bir leydi itiraf etmiş olabilir mi?" Asıl düşüncesinde soru şu Üçüncü prens sevebilir mi? Kalbiniz var mı ki majeste? Ron tehlikeli olan durumunu titizlik içinde kurtarmak için bir cevap düşündü. Üçüncü prense yıllarca hizmet edebilmesinin hatta hala nefes alıyor olmasına borçlu olduğu yeteneği devreye soktu. Duruma göre davran! "Hayır tam olarak öyle değil. Daha çok bir teklif" Ron ilgi ile kabaran merakını tatmin etmek için sordu. Yaşamaktan bıkmış hangi kadın teklifte bulundu? Diğer prensler on altı yaşında metres yada sevgili edinirken Üçüncü prensin yirmi beş yıllık hayatını bir münzevi gibi geçirdiğini kim bilmez. Aklına gelen olasılıkla ürperdi. Yapmış olamaz değilmi? Dusunerken kendine işkence etmektense aniden sorusunu yöneltti. "Öncelikle majeste size teklif eden kişi hala yaşıyor mu?" Raijin kaşlarını çattı. "Neden ölülerle ilgileniyim?" Hayır ölülerle ilgilenmekten çok öldürmenizden endişe ediyorum! Yine de kendi hayatı için bu sözleri söylemedi. "O halde onu görünce heyecan yada mutluluk hissettiniz mi? Kalp çarpıntısı gibi bir durum oldu mu?" Raijin ciddi ciddi düşünmeye başladı. "teklifini duyduğumda evet şaşırdım ve tuhaf hissettim" "oh peki majeste ona dokunmak nasıl hissettiriyor?" Prensin insanlarla temas kurmaktan tiksindiğini en iyi kendisi bilirdi. Raijin düşünürken sert ifadesi hafifçe yumuşadı. Dudaklarının kenarı belli belirsiz memnun bir gülümseme oluşturdu. "Yumuşak" Ron çarpan kalbini göğsünün üzerinden bastırdı. Derin bir nefes aldı. Kolunda ki deriyi sıkıştırdı. Hayır bu serap değil gerçekti. "Başka?" "Hımm.. Dili güzel ve sıcak." avucunu açıp parmaklarına baktı. "Hissetmesi güzeldi." Ron bu sefer küçük bir olasılık olsa da heyecanını gizleyemedi. "Evlilik teklifini kabul ettiniz mi?" Eğer öpüştülerse bu iyi bir işaret olabilir mi? Raijin kaşlarını kaldırıldı. "Evlilik teklifi mi?" Üçüncü prensin habersiz tavrı Ron'u rüyadan uyandırdı. Tabi ki bu kanlı zalim adama hangi kadın kapılırdı. Küçük umudu buharlaştı. Gözlerinde ki ilgi kayboldu. Hüsranını dindirmek için masada ki soğuk su dolu bardağı aldı. "Hım o halde ne teklifi?" Sorusunu sorarken sudan içerek kalbinde ki tatminsiz kızgınlığı gidermek istedi. "Benimle yatmak istedi" Ron içtiği suyu burnundan ve ağzından fışkırttı. Deli gibi öksürmeye devam etti. Hangi aptal bunu sormaya cesaret ettiğini merak etti. "ee.. Hala.. Um.. Yaşıyor mu majeste?" Raijin öfkeli gözlerini Ron'a dikti. "Bir ihtimal ölülerden hoşlanıyor olabilir misin?" Ron ağlamak ve gülmek arasında tuhaf bir yüz ifadesi yaptı. "Bir kadın sizinle yatmak istiyorsa ya hoşlandığı için yada paranız ve mevkiniz için" Raijin kaşlarını çattı. "param var asil olarak doğdum ülkede benden daha asil daha zengin tek kişi kral. Onu seçmediğine göre benden hoşlanıyor mu?" Ron buna hayır derse öleceğini hissetti. Her zaman altıncı hissine güvenerek yaşadı. Bu yüzden parası için evleniyorsa bu kişi en zengin kişi olması gerekmediğini söylemektense çarpık mantığı büyük bir ciddiyetle yanıtladı. "kesinlikle!" Ron bunu sorup hayatta kalan kadını merak etti. Şimdiden ona karşı büyük bir hayranlık oluşturdu. O sıra aptal cesur bayan olarak anılan xion çalışma odasında tembel tembel yumuşak mindere uzanıp güneşleniyordu. O gece gördüğü durum yüzünden prensin yaşadığı tranvanın ağır olup olmayacağını merak etti. Üçüncü Prens o gece olan olayı Xion'un onunla yatmak istediğini yorumladığı şekli ve aklından geçen düşünceleri duysa sivri pencelerini köreltip midesini beynini deşerdi. Akşam davet zamanında Xion boynunda ki elmaslarla süslü siyah papyonunu patisi ile çıkarmaya çalıştı. "Uslu dur bugün sana sürprizim var" Xion boynunda ki papyonla uğraşmayı bırakarak merak dolu sulu gözlerini Raijine dikti. Onu kucaklamak için uzattığı elini sözlerine devam etmesi için bir kaç kez yaladı. Raijin kıkırdayarak onu kucaklamaya devam etti. "İstediğini yapmamız için insan formuna geri dönmelisin" Xion duydukları karşısında sevinçle kulaklarını dikti. İnsan olursa hikayeyi kontrol etmesi daha kolay olur. Üstelik bu prensin evcil hayvanı olmayı bırakıp özgürlüğüne kavuşabilirdi! Prensin bu yardımını nasıl edindiğini bilmeden sevinçle adamın yüzünü bir kaç kez yaladı. Raijin bu sefer mutlu olan tilkinin tavrına kahkaha attı. Bu ufaklık bu kadar çok mu istiyordu onu kucaklamasını? Daha önce merak etmediği bir çok konu ile ilgilenmeye başladı. İlk gördüğünden beri hayvan-insan olduğuna emindi. İnsan görünümünün nasıl olduğunu merak etti. Kucağında tilki ile davet salonuna gitti. Dış işleri bakanının kızı Verona etrafında ki yılışık adamlardan ayrılıp prense doğru koştu. "Sizi burada görmek ne hoş majeste" Uzattığı eli hava da kaldı. Kucağında ki tilki yavrusuna merakla baktı. "Bu majeste'in evcil hayvanı mı?" Xion sinirle hırlayıp dişlerini çıkardı. Ne zaman evcil hayvandı! Dedikodu başka bir şey yüzüne söylenmesi başka bir şey tamam mı?! Verona hayvanın ani agrasif tavrı yüzünden ürkütü. Raijin'ın keyfi Xion'un tepkisi yüzünden yerine geldi. "Tilkim çok kıskançtır" Yapabileceği bir şey olmadığı tavrı etrafında izleyenleri kan kusturdu. Bundan hoşlanıp buna izin verdiğinizi görebiliyoruz majeste! Verona gülümsemesinde hafif bir çatlak oluştu. Üçüncü prensin anormal olduğunu biliyordu ancak.... Bu biraz fazla değil mi? Kim bir hayvanı sevgili gibi davranır. Xion kadının mağlup olmuş tavrına güldü. Bana evcil hayvan dersin ha bunu hak ettin! Göğsünü şişirip kuyrunu salladı. Patisi ile prense yemek masasını gösterdi. Üçüncü Prens komutu almış şekilde olumlu bir şekilde tilkiyi okşadı. "İzninle küçük Tilkim aç" Verona gururu bir parça yara aldı. Onun peşinden erkekler koşarken nasıl bu Prens bir evcil hayvandan daha fazla değer vermezdi! Ona sadece bir kez baktı. Tüm konuşma boyunca gözleri küçük tilkinin üzerindeydi. Sinirle yumruklarını sıktı. Tilkiyi kırbaçlamak ayağının altında ezmek istiyordu. İkinci prens Verona'ya yaklaştı. Ruh halini yatıştırmak için omzunu ovdu. "Sana kardeşimin normal olmadığını söylemiştim değil mi?" Verona ile bu sabah buluşup konuşmuşlardı. Ondan desteğini talep etmiş ancak Verona başka adayların da olduğunu söylemişti. Kızın yanından sevimli bir gülümseme ile ayrılırken evlilik teklifini gündeme getirdi. "Hala teklifim geçerli" Partinin ilerleyen saatlerinde üçüncü Prens sadece evcil hayvanını yedirmekle ilgilenirken Bakan'ın oğlu Cail prensesle kol kola yürüdü. Teon ikilinin samimi hareketine dişlerini gıcırdattı. Eğer prenses bu sabah onun yanına gelmemiş olsaydı bu duruma nasıl katlanırdı bilmiyordu. Bakan ve kraliyet ailesi tarafından yapılan sözlü anlaşma ile Cail prensesin nişanlısı olarak görülüyordu. Ancak Teon prensesin onu sevdiğine emindi! Aşkları için savaşmak zorunda kaldı. Xion yemek arasında Teon prenses ve Cail üçlüsüne bakarken gözleri parladı. Sonunda hikaye örgüsünü girebilmişti. Öyleyse bu gece balkonda Teon ve prensesin öpüşmesini gören Cail araya girip tartışacak Cail, Teon'un yüzüne eldiven atıp düello teklif edecekti. Prens dikkati başka yerde olan tilkinin yüzünü kendine çevirdi. "Bende kıskanç bir adamım" Xion adamın söylediği saçmalığı anlamak adına başını yana eğip baktı. Karanlık olan bakışları görünce canı için adamın parmaklarını yaladı. Ben zararsızım beni öldürme! Masum masum tavra büründü. Adamın gözünde daha çok sevimli ve cilveli göründüğünden haberi yoktu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD