TANRILAR SUNAĞI 79

1075 Words
Müzikte ki karaman kötü bir çekilde acı çekti depresyona girdi öyle ki müzik cenaze müziği gibi ilerledi. Ancak bir noktadan sonra kahraman savaşmaya başladı. Bir kurtuluş bulmuş gibi ilerlemeye devam etti. Sert darbelere direndi ve başarıların zirvesine geldiğinde geriye dönüp baktı. İşte o zaman Exon'un takıldığı yerde ki müzik yumuşak şekilde başladı. Öfkesini kusan hırçın müzik başını okşayan nazik bir ele dönüştü. Arvin Exon'un dokunduğu tuşlarda en son oğlunun dokunduğu tuşlarında kullanıldığını fark etti. Müzik önce ki gibi yarıda kesilmedi aksine iç çeken bir pişmanlık tonunda ilerledi. Sonunda onu mutlu eden şeyi bulmuş gibi git gide neşelenerek Arin'in tuşladığı notalarla ilerledi. Müzik öfke ile başlayarak pişmanlığa ardından huzur dolu mutluluğa doğru ilerledi. Sonunda durdu. Arin devam etmek ister gibi bir kaç tuşa bastı ancak Exon onunla ilgilenmeyi bıraktı. Müzik kağını alıp çaldığı müziğin notalarını yazmaya başladı. Arin ufak bir ilgiden sonra gelen ilgisizlikten hoşnutsuz bir şekilde Piano'nun tuşlarına elleri ile sertçe vurdu amacı Exon'nun dikkatini çekmek bir yana Exon onun varlığını unutmuş gibi kağıda bir şeyler karalamaya devam etti. Beş dakika sonra Exon elide ki kağıdı okşayarak dosyaladı. Küçük çocuğun ona küskün bakışlarına baktı. Ne yapacağını bilmiyormuş gibi etrafına baktı. Sonunda beste kağıdı ve bir kaç kalem alıp çocuğa uzattı. Arin aniden gelen ilgiden dolayı afallamış şekilde kağıt kalemleri aldı ancak o zaman Exon kafasını kaldırıp Arvin'in kapıda olduğunu gördü. Bakışlarında ki yumuşaklık kaybolup tekrar ilgisizliğe dönmesi o kadar hızlı oldu ki Arvin bir anda ne yapacağını şaşırdı. Gizlice birini izleyen tacizci gibi hissetti. Önceki tablo paha biçilmez bir saflıktaydı.Taki kendi gelip bozana kadar. Exon hoşnutsuzluk göstermedi yada rahatsızlığını belli etmedi daha çok ilgisiz kabuğuna bürünmüş gibiydi. Münzevi bir keşiş gibi... Arvin oğlundan farklı davranılmasından hoşlanmadı. Oğlunun aldığı ilginin ufak bir kısmını bile yıllarca üvey kardeşine bakmasına rağmen görememişti. Belki de üvey kardeşini en canlı gördüğü an buydu. 'Ne yapıyorsunuz?' Daha sonra tuttuğu kamerayı hatırlayarak telefonunu kapatıp cebine koydu. Bu ayrımcı tavırdan hoşnutsuz konuştu. 'Kahvaltı hazır hadi aşağı inelim' Haftasonu tatili olarak bugün ailesi ile kahvaltı etme sırasıydı. Böyle güzel bir manzara ile karşılaşmayı beklemiyordu. Dahası on yıl beslediği bir köpek dahi olsa ona en azından kendini sevdireceğine emindi ancak bu kardeşi buz gibiydi. Yüzünde hiç bir ilgi reddetme ve ya kabul etme bakışı bile yoktu. Ondan ilgi alan tek kişi bu sevimli oğluydu. 'Babacım!' Arin babasını görünce elinde ki kağıt kalemi bırakıp ona koştu. Gözlerinde onu görmekten mutlu olduğu belli oluyordu. Arvin oğlunu kucağına alıp Exon'a baktı. 'Hadi aşağı inelim' Sonunda Exon durduğu yerden hareket ederek onları takip etti. Hafta sonu beklenenden daha sessiz ilerledi. Exon bu sırada sistemin önce ki telefon kayıtları için yaptığı araştırmanın sonucunu elde etti. Gorge adında biri ile en çok konuşması vardı Ellan'ın. Dahası konuşmanın çoğu yatak muhabbetleri hakkındaydı. Sadece bir kaçı Gorge'un istediği şirket ihale dosyasıydı. Ellan kocasının şirketine ziyarete gittiğinde bunu getireceğinin garantisini verdi. Ne kadarda kötü bir kız. Kahvaltıdan sonra Exon tekrar kendi odasına çıktı. Müzik ile uğraşmaktansa bu sefer önünde daha önce dokunulmamış bir tuval vardı. Exon bu hikaye örgüsünde bedenin eski sahibine gittiğinde güzel bir gelecek bırakmak istedi. Bu yüzden sanatta her yönde bir eser ortaya koymak en azından ileride Arvin tarafından terk edilse bile yaşayacağı bir ev para ve başarıların olmasını umuyordu. Exon sessiz ruhsal olarak engelli sayılan biriydi. İnsanlarla iletişim kurmaktan yoksundu. Tuvalin tabanını boyamaya başladığında hangi resmi cizeceğini karar veremeden ihale tenli küçük çocuk tekrar ortaya çıktı Arin merakla gözlerini irice açmış bu sefer kapının kenarına saklanmaktansa doğrudan içeri girip neden kişinin pianonun önünde değil de tuvalin önünde olduğunu soran gözlerle bakıyordu. Exon içten içe çocuğun şaşkınlığı ile eğlensede yüzünde ifadesiz soğuk bakışlar vardı. Çok dikkatli baktığın sürece gözlere yansıyan muzip parıltılı bakışları fark edebilirdin. Exon resim kağıdından birini yere koyup pastel boyaları yanına koydu. Ardından tekrar tuvale döndü. Çocuk ne yaptığını anlamak için önce Exon'u izledi ardından yaptığı boyama ilgisini çekmiş olmalı ki yerde ki kağıt ve boyama kalemlerin yanına gidip oturdu. Bir şeyler çizmeye başladı. Arvin kısa iş görüşmesini bitirdiğinde oğlunu bulmak için evin içinde dolaşıp Exon'un odasından geçerken bu manzaraya takıldı. İki güzel çocuk dünyadan soyutlanmış ciddi bakışlarını önlerinde ki boyamaya dikmişti. Exon'un önünde ki önlüğe rağmen yüzü ve elleri boya ile kirlenmiş ancak bundan en ufak rahatsızlık duymuyordu. Arin babasını görünce elini salladı. 'Baba bak!' Exon için dur işareti gibi olmuştu sessiz odada çınlayan ses. Exon çizimi yarıda bırakıp gözlerini kapıya dikti. Önceki uyumlu rahat yüz kasları gerginleşmiş dahası soğuk duruşu yaklaşmasını zor bir hale getirecek şekilde havada donmuştu. Arvin bir anda buraya gelmekte kendini suçlu hissetsede yüzünü kalınlaştırıp odaya girdi. Bu oda Exon'a aitti ve çoğu zaman kapı kapalı olurdu. Nadiren açık kalırdı. Belli ki kapı Arin'in girebilmesi için hususi açık bırakılmıştı. Arin'in çizdiği çöp adam resmine bakarken parlak bir gülümseme ile övdü. 'Benim oğlum çok yetenekli.' Arin kendinden memnun bir gülümseme verdi ancak gözleri Exon'un tuvaline takıldı. Arvin oğlunun merakının farkında olarak kendisi de görmek için ilerledi ancak Exon'a yaklaştığında Exon hızla kenara çekilerek arada mesafe bıraktı. Bu durum daha önce de yaşanmıştı. Önceden umursamasa da şimdi rahatsız oldu. Ona hiç bir şey yapmamıştı. Biraz düşününce evinde yaşadığı on yıl içinde onunla hiç sohbet etmemiş ve ihtiyaçları dışında konuşmadığını fark etti. Tabloya baktığı an yarısı çizilmiş resimle afalladı. Gözleri kucağında ki Arvin'e ardından tekrar tabloya kaydı. Yeşil çimenliğin üstünde dengesiz bir şekilde durup havuzun yanında ki çiçeği koparmaya çalışırken bir çocuk vardı. Resme bakan herkes çocuğun havuza düşmemesi için koşma isteği duyuyordu. Resmin kalanı henüz yapılmasa da tehlikeli anda yüzünde parlak bir gülümseme ile bakan çocuk çok iyi resmedilmişti. Arvin resimde ki alanın evin arka bahçesi olduğuna emin gözleri pencereden dışarı kaydı havuzu çimenliği ve ufak çiçeklerin filizlendiği havuz kenarını görebiliyordu. Nedense biraz rahatsız hissederek Arvin'i daha sıkı tuttu. Tuval ona oğlunun havuza düşmüş olabileceği endişesi verdi. 'Hiç havuza gittin mi?' Arin babasının sorusunu onayladıktan sonra resimde ki çocuğu işaret etti. 'Benim!' Arvin onaydan dolayı olsa gerek daha çok rahatsız oldu. Çocuğu yere indirip telefonu açarken gözleri tuvaldeydi. 'Evet efendim...' Arvin ikinin yanından uzaklaştığında Arin babası ile ilgilenmeyi bırakıp Exon'un önlüğünün kıyısını tutup çekiştirdi. Kollarını uzatıp onu kucağına alması için hareket etti. Exon kararsız bir şekilde çırpındı ancak Arvin onlarla ilgilenmediğini fark edince yavaşça çocuğa eğilip kucağına aldı. Arin tüy gibi tutuş altında babasının kucağında kapana kısılmış hissinden başka özgürlük hissinden afallayarak kollarını Exon'a dolayıp kafasını hoş kokunun geldiği boynuna koydu Arin bir çocuk olarak oldukça hareketli olsa da şuan hiç hareket etmek istemiyordu. Babası dışında ona rahatsız hissettiren herhangi bir hissin olmadığı tüy gibi hafif tutuş ve rahatlatıcı soğuk temiz kokusu hoşuna gitti. Yağlı boyanın arkasından gelen kokusundan bile rahatsız değildi. 'Bende boyamak istiyorum.'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD