KAVGA

652 Words
"Gitmeden seni bir göreyim dedim." Dilim böyle söylemişti ama gözlerimin ne dediğinden emin değildim. Her şey diyor olabilirdi. "Gurur, şimdi çalışıyorum. Evde konuşalım mı?" Bunu bana doğru eğilerek kısık sesle söylemişti. Normalde bana yaklaştı diye halaya kalkan kalbim şu an hiçbir tepki vermiyordu. O sırada öküz gibi bir ses konuşmayı bölerken görüş açıma Lavin’in omzuna konan bir el girdi. "Güzelim, en pahalı içkiyi başkalarıyla ilgilen diye ısmarlamadım sana." Gözümden çıkan şimşekler barı kesinlikle yakabilirdi. Adama döndü. "Bir dakika, önemli bir şey konuşuyoruz." Adam bar sandalyesiyle birlikte Lavin’i kendine çevirdi. O an hissettiğimin tarifi yoktu. "Sonra konuşursun güzelim. Başkaları ile konuşman için içkiye iki misli fiyat ödemiyorum." Elini bu kez Lavin’in bacağına koydu. Lavin kıpkırmızı oldu. Donup kalmıştım. "O elini çek." dedi Lavin. "İki sohbet için mi ödüyoruz yani o parayı?" Barmen müdahale etmişti. Ben hala müdahale edemedim. "Beyefendi, sizi masaya alalım." Adam bu kez barmene döndü. "Orada eşlik etmesi için kaç katı ödeme alıyorsunuz, dolandırıcı herifler?" "Yanlış anladınız beyefendi. Öyle bir hizmetimiz yok." "Anlaşıldı, fiyat yükseltmek için yapmayacağınız şey yok." diyerek Lavin’e döndü. Cem de gelmişti. Bana ne oluyor derken onun da gözü adama takıldı. "Biz en iyisi seninle anlaşalım güzelim. Geceliğin kaç para?" İşte bu bütün buzlarımı eriten bir yangın oldu. Yerimden kalkıp herifin yakasına yapıştım. Lavin kolumu tuttu. "Gurur, yapma." Ona büyük bir hayal kırıklığı ile baktım. "Gurur, sandığın gibi değil. Bırak. Her şeyi anlatacağım." Onu dinleyecek halde değildim. Herif yakasını kurtardı. Yumruk atacağı sırada yumruğunu havada yakaladım ve kafasını tezgâha geçirdim. "Gurur! Dur!" Cem benim yerime Lavin’i tutmuştu. Çünkü beni şu an durduramayacağını iyi biliyordu. Ayırmaya gelen iki garsonu ittirdim. "Karışmayın sakın." Cem Lavin’i bırakıp yanıma geldi. Adamı hak ettiği şekilde dövmeye devam ederken Cem gelen garsonları uzaklaştırıyordu. Ama birden etrafımız iyice kalabalık oldu. Adam sendeleyerek ayağa kalktı. "Seninle hesaplaşacağız koçum. Bu böyle kalacak sanıyorsan..." "Gurur Yüzbaşıoğlu. Yaz Google’a, nerede bulacağını görürsün. Elinden geleni ardına koyma. Çıkmazsan karşıma adam değilsin." O sırada bir herif geldi. "Ne oluyor burada?" Lavin ağlamaya başlamıştı. "Şey patron..." "Kovuldun. Defol git gözümün önünden." Lavin’i geriye çekip patron denen herifin karşısına dikildim. "Düzgün konuş kızla." "Sen kimin mekânında kime posta koyuyorsun?" Lavin beni kendine çevirdi. "Daha fazla karışma Gurur." Adama döndü. "Ben özür dilerim patron. Zararın neyse öderim." "Sen bir de bu heriften özür mü diliyorsun?" Cem patronu çekti. Bir şeyler söyledi. Cebinden bir kart çıkardı, adama verdi. Lavin barmenden eşyalarını istedi. Yürüyüp gideceği sırada kolundan tuttum. "Lavin." "Rahat bırak beni. Her şeyi mahvettin." "Ben mi?" "Zorba mısın sen? Ne demek adam dövmek? İşten kovuldum, farkında mısın? Ne tesadüf, o da senin yüzünden." "Sen buna iş mi diyorsun?" "Kusura bakmayın Gurur Bey. Holdingler 'gel senin ders saatlerine göre iş ayarlarız' dediler de ben keyif alamam diye kabul etmedim. Lanet olsun ya! Eliz’e borcum var. Kirayı denkleştiremedim. Şimdi ben yeni bir işi nereden bulacağım?" Cem yanımıza geldi. "Arkadaşlar, burası bunu konuşmak için uygun değil. Hadi çıkalım." Kapının önüne çıktık. Lavin bana döndü. "Sayende şimdi bir de Cem’e borcum var. Adamın zararını ben karşılayacağım Cem." "Karşılayacak bir şey yok Lavin. Adama kuzenimin kartını verdim. Bir iki dekorasyonu ücretsiz yapacağını söyledim. Merak etme, onun elinde malzeme çok. Masraf çıkaracak bir şey değil yani. Adam zaten 'üç beş bardak kırıldı, sorun değil' demişti. Ben onu sen bir şeye neden oldun diye değil, adamı hemen peşimizden salmasın diye yaptım. Bu delinin elinde kalmasın herif gece gece." "Bir de o var değil mi? Herife adını soyadını verdi. Başına bela alacağını hiç düşünmüyor." "Sen hiç Google’a yazmadın değil mi adını? Adam askerî okulda okuyor. Yedi göbek sülalesi asker. Yani hiçbir akıllı gelip de sataşmaz. Hadi eve gidelim. Adam çıkacak şimdi, bizim deliyi tutamayacağız." Cem Lavin’in koluna girdi. Arabaya yönlendirdi. "Ah tabii. Beni takip ederken kendi arabasını kullanamazdı. Senin mi bu araba Cem?" "Bülent’in. Şey Gurur’un arabası ta—" "Yalan söyleme Cem. Uğraşma. Belli işte. Yoksa sizin burada ne işiniz olur?" Cem bizi eve bırakırken yolda Lavin’e özür hediyesi olarak bol miktarda içki aldı. Lavin kapıdan girer girmez kendine bir kadeh doldurdu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD