Yumuşak dudaklarını dudaklarım arasında hissettiğim an aklım firar etmişti. Ne yaptığımı anladığım an kendimi geri çekmeyi düşündüm. Ama yapamadım. Lavin öpüşüme karşılık verdiğinde kalbim maraton koşusu üzerine yüz mekik çekmiş gibi atmaya başlamıştı. Elleri saçlarımın arasına girdiğinde daha büyük bir tutkuyla öpmeye başladım. Nefes nefese kalınca ayrıldık.
"Bu kadar yakışıklı olman haksızlık."
"Senin güzelliğin kadar değil."
Alnını alnıma dayamıştı ve hâlâ nefeslerimiz birbirine çarpıyordu. Daha fazlasını istiyordum. Çok daha fazlasını. Elimi yanağına koydum.
"Lavin. Lavin ben..."
Aniden kendini geri çekti. Hızla ayağa kalkmaya çalıştı.
"Şey... Ben çok özür dilerim. Öyle veda falan duygusallaştım sanırım."
Onu öpen bendim. Neden o özür diliyordu? Eğer kalkmasaydı itiraf edecektim.
"Ben özür dilerim Lavin."
"Ben birden hayal gördüm. Beni öptün sandım. Öyle birden oldu. Unuttum birden şeyi... şeyi işte. Şey olduğunu. Cem’den de özür dilesem mi? Söyleyecek misin Cem’e? Ama çok kıskanç demiştin. Benim yüzümden aranız bozulursa... Aptal Lavin. Aptal... Hayatta neyi doğru yaptın ki."
Benim onu öptüğüm kısmı hayal sanıyor, kendine yükleniyordu. Buna engel olmalıydım. Gerçeği söylemeye tekrar cesaret edemezdim şu an. Bedenim uyuşmuş gibiydi.
"Kendini suçlama Lavin. Ben de seni öptüm. Tek taraflı değildi."
"Beni kırmak istemedin."
"Lavin. İkimiz de sarhoşuz. Benim hayatımda daha önce kızlar da olmuştu. İkimizin de kafası karıştı bence."
"Sen kızlarla da olabiliyor musun?"
"Evet. Ama eskiden yani. Şimdi hayatımda bir kız yok."
Bir de Cem’i aldatıyorum diye saldırıya uğramayı kaldıramazdım şu an. Gözünde sadakatsiz biri olmayı... Onu sevdikten sonra hayatıma kimseyi almamıştım.
"Dediğin gibi kafamız karıştı. Bir daha olmayacak. Bir daha asla olmayacak. Ben yatayım. Kalırsam saçmalayacağım."
"Ben de uyusam iyi olacak. İyi geceler güzelim."
"İyi geceler."
...
Yatakta dönüp durdum. Lavin kafasını toparlayıp bu durumu sorgulayınca ne yapacaktım? Ben böyle bir hatayı nasıl yapmıştım? Her şeye değen bir andı ama Lavin’i kaybetmeye değmezdi. Sadece bu nedenle yürütmüyor muydum bu yalanı zaten?
Diğer yandan Lavin gidiyordu. Belki de kendimi kaybetmeme bu neden olmuştu. Artık evime nasıl dönecektim? Lavin’siz bir ev düşünemiyordum. Gözlerim dolmuştu. Sonunda içkinin etkisiyle uyuyakaldım.
Sabah uyandığımda Lavin kanepede bacaklarını yukarı çekmiş, dizlerine sarılmış oturuyordu.
"Günaydın."
"Günaydın."
"Kahvaltı yaptın mı?"
"Evet."
"Evde bir şey yok Lavin. Neden yalan söylüyorsun?"
"Paran var Gurur. Git kendine ne istiyorsan al."
Yüzüme bile bakmıyordu.
"Dün gece nedeniyle mi böylesin?"
"Dün gece... Beni işsiz bıraktığın, rezil ettiğin gece."
"Tek mesele bu mu?"
"Başka bir şey mi lazım? Gece sana evden ayrılacağımı söyledim. İçkinin etkisiyle bunu sakin bir şekilde söylemiş olmam fikrimi değiştireceğimi düşündürmedi umarım. Ayrıca beni gece odaya sen mi taşıdın?"
"Odaya gittiğini hatırlamıyor musun?"
"Hayır. En son hatırladığım sana yurda gideceğimi söylediğim."
Derin bir nefes aldım. En azından öpüştüğümüzü hatırlamıyordu. Hatırlamıyor gibi yapıyor da olabilirdi aslında. Ama ikisi de işime gelirdi.
.....
Ertesi gün...
Lavin’i bu ayın kirasını vermeye ikna ettim. Önümüzdeki ay da o ödeyecekti. Hayatımın en zorlu anlarından biri olmuştu. Bu kız hayatımın en etkili anlarında başroldü. Şimdi önemli olan Lavin’e iş bulmaktı. Çünkü on gün içinde iş bulamazsa gitmek konusunda da o beni ikna etmişti.
Şimdi önemli olan diğer konu, Lavin hatırlamadan öpüşme konusunda kafasında oluşabilecek düşünceleri yok etmeliydim. Bunun tek yolu vardı maalesef. Cem’i eve çağırdım.
Kapı çaldığında hızla kapıya koştum.
"Sen otur, ben açarım Lavin. Cem gelecekti."
Kapıyı açtım.
"Nerede kaldın?"
"Mesajı anlamak için bir saat telefonla bakıştım."
"Sana işim düştüğüne beni pişman edeceksin değil mi?"
"Olmak ya da olmamak, etmek ya da etmemek, işte bütün mesele bu. Anahtarı alayım."
"Kızımın anahtarı olamaz değil mi?"
"Tabii ki hayır. Niye attan inip eşeğe bineyim?"
"Aklından bile geçirme."
"Zaten işim vardı. Ben en iyisi gidip işlerimi halledeyim."
Kolundan tuttum.
"Senin bu yaptığına var ya fırsatçılık denir."
"Ne denirse denir. Veriyor musun, vermiyor musun?"
"Gel lanet olsun gel. Bir gün senin de bana işin düşecek."
Gülerek içeri girdi.
"Hoş geldin Cem."
"Hoş buldum Lavin. Yine çok güzelsin."
"Çok teşekkür ederim."
...
Cem oturdu. Ben de yanına oturdum mecburen.
"Bir şey ikram etmeyecek misin?"
"Ben hemen bir şeyler alıp geleyim."
"Beraber gidelim."
Birbirimizin gözlerine bakarak konuşuyorduk. Lavin söze girdi.
"Ben alıp geleyim, ne isterseniz. Siz de biraz baş başa kalmış olursunuz."
"Çok teşekkür ederim Lavin. Atıştırmalık bir şeyler alsan, bir de bira."
Lavin ayağa kalktı. Ben de kalktım. Cem kalkıp yanımda durdu.
"Dur bakalım. Bu kez benden."
"Olur mu, sen misafirsin."
"Kırılıyorum ama senin evinde misafirim öyle mi?"
"Öyle demek istemediğimi biliyorsun."
"Tamam konu kapanmıştır. Ben varken senin paran da geçmez. Biraz erkeğinin sözünü dinle." diyerek kalçama tokat attı.
Kesinlikle kıpkırmızı olmuştu. Ama utançtan değil, öfkeden. Lavin parayı aldı. Gitti. Cem’e döndüm.
"Vur dedik, öldür göm demedik."
"Ben mi dedim oğlum kızı öp diye? Hadi öptün, bari arkasında dur. Hazır kızlarla da birlikte olabiliyorum demişsin."
"Manyak mısın sen ya? Kız hatırlasa gelip sana anlatmayı bile düşünecek tekrar."
"Oldu da hatırladı, ne tepki vereyim? Ters çıksam üzülür, diğer türlü de geniş görüneceğim. Gay yaptığın yetmedi, bir de geniş mi olacağım? Bir hafta kalacak bende anahtar. En az yedi kızı götürürsem o motor üzerinde anca kabul edilir bu durum."
"Oğlumu pis işlerine alet etme. Zaten hatırlamaz herhalde. Şaka gibi... Hayatımın en güzel anını paylaştığım kişi o anı hatırlamıyor ve ben bundan mutlu olacağım neredeyse... Hay ben ağzımı. Nereden söyledim o yalanı."
"Sakin. Yüklenme kendine. Öyle ters çıkınca birden kız, nereden bileceksin oğlum sonradan gelip ev arkadaşı olalım diyeceğini? Sen sadece sevdiğin kızın sana sapık muamelesi yapmasını durdurmak istedin. Seni dinlemeyeceğini tahmin ettiğin için de şok edici bir şeye ihtiyacın vardı. Anlık bir şey diye düşündün. İşlerin bu noktaya geleceğini bilemezdin."
"Günde kırk kez seninle neden arkadaş olduğumu sorguluyorum. Sonra bir anda bütün sorularıma birden cevap veriyorsun. Gerçekten akıllı uslu konuştuğunda çok iyi bir arkadaşsın."
"Ben her zaman iyiyim. Eliz’e haber verdim, birazdan beni arayıp çağıracak. Sen de bu durumdan kurtulmuş olacaksın. Yalnız ufak bir durum var. Sövme."
...
Bornoza sarılıp çıkmış hâlimle Lavin’le karşılaştım. Salonda oturuyordu. Yanında ıslak saçlarıyla Cem vardı. Odama girip üzerimi giyindim. Bunu nasıl kabul etmiştim? Cem beni banyoya sürükleyip kendi saçını ıslatmıştı. Sonra da saçımı ıslatıp bornozla çıkmamı söylemişti.
Bu kadarı fazlaydı. Ama Lavin hatırlarsa her şey iyice karışabilirdi. Cem’le iyi bir ilişkim olduğunu düşünmeliydi. Bu berbat yalan ne zaman bitecekti? Daha doğrusu bu saatten sonra nasıl bitecekti? Belki de hiçbir zaman söylemeyecektim.
Yıl sonu mezun olacaktım. Nereye gideceğim belli değildi. Mühendisliği askıya almak zorunda kalacaktım. Uygun bir zamanda devam edecektim. Ama Lavin konusu bambaşkaydı.
Onu incitmeden bir çözüm yolu yoktu. İncinmeyeceği tek yol hiç öğrenmeden gitmemdi. Ama ondan nasıl gideceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. Gerçekten seviyordum. Ve bunu hiç hak etmiyordum. Sevmeyi bile hak etmediğim birini üzmeye hakkım yoktu. Onu sadece arkadaş olarak görmeye çalışmalıydım.
...
Bir hafta sonra...
Lavin birkaç kafe ile görüşmüştü. Ama dersleri yoğundu ve kalan saatlerde çalışması yeterli gelmiyordu. Hep birlikte oturup son görüşmesinin sonucunu bekliyorduk.
Lavin asık bir yüzle geldi. Hepimiz teselli cümleleri söylesek de Lavin defteri karalıyordu.
"Ben pes ettim. Yurt ile görüşsem iyi olacak."
Rüya önünden defteri çekti.
"Lavin, daha kaç yer ile görüştün?"
"Okula yakın bütün kafelerle."
"Uzak bir yer de olabilir Lavin. Ben seni işe götürürüm. Derse de yetiştiririm."
"Tabii, kira parasını benzine verirsin. Ben de kendimi kandırırım. Ayrıca derslerin ne olacak?"
"Hangimiz boş olursak o bırakır." diye söze girdi Eliz.
Rüya sessiz sessiz önündeki Lavin’in defterine baktı.
"Lavin. Kıyafet, takı gibi şeyler çizebilir misin?"
"Hiç denemedim."
"Ama giyim tarzın çok iyi. Üstelik gördüğüme göre çizgilerin de. Denemeye ne dersin?"
"Hiç düşünmedim."
"Benim annemin bir butiği var. Kendi tasarımı şeyler satıyor. Hobi gibi. Ve senin gibi yeteneği olan kızlar da ona çizimlerini götürür. İki hatta bir çizimle bile kiranı çıkarabilirsin."
"Şu an resmen bana iş uyduruyorsun Rüya."
"Hayır, öyle bir şey yapmıyorum. İstersen bir şey çiz ve kendin götür. Ben hiç araya girmeyeceğim. Git ve dene."