MAFYA AXTON

1281 Words
1 yıl sonra Oturduğum bankın üzerinden etrafı seyrediyordum. Şakalaşan gençler, sarılan sevgililer, evine gitmeye çalışan insanlar, sokak satıcıları hepsi kendi dünyasında yaşamaya çalışan insanlardı. Ben hiç bir zaman böyle normal bir insan olamadım. Koşturup, koşturup sonra oturup elde ettiğim hiç bir parayı gönül rahatlığıyla yiyemedim. Duru'yu mezara koyalı tam bir sene olmuştu. Cenazesine sakinleçtiricilerle katıldım. Tabutunu taşıyacak gücü bile kendimde bulamadım. Cenazesini sadece kadınlar taşımış, cenaze namazı camide kılınmıştı. Son duasını eden yine kadın hoca olmuştu. Kendime gelmem zaman almıştı. Ben ailemden birini değil, ailemin tamamını kaybetmiştim. Suçlulara dair hiç bir iz bulunamamıştı. Tüm görüntüler silinmişti. Duru dan aldığımız tek bilgi ise maskeli olduklarıydı. Kendimi işe vermiş bütün tehlikeli görevlerde aktif rol alıyordum. Ne kadar çok gizli görev o kadar çok para. Şimdiden sonra tek amacım para yığıp o piçleri bulup öldürmek. Sonra bana ne olacağı hiç umrumda değildi. Takip edildiği mi biliyordum ama İlker komutan olduğu için içim rahattı. İlker komutan en büyük destekçim olmuş, hala daha yanlış bir şey yapmamam için elinden geleni yapıyordu. Sinirlerim son derece gergin, o katilleri bulamadığım için kendimi suçluyordum. Bu işin içinde bir bit yeniği vardı ama ne? Bu kadar süre bulunmamalarının nedeni zengin olmalarıydı ama nasıl hiç bir bilgi olmazdı? Aklım bunu bir türlü almıyordu. Artık bu davaya olan inancımın yavaş yavaş tükendiğini hissediyordum. Davanın sonuçlanmasını beklemiyordum aslında, sadece bir ipucu bekliyordum. Kendimde araştırma yaptım ama bir sonuç elde edemedim. Gecelere kadar dışarlarda geziyor sadece uyumak için eve gidiyordum. O ev beni boğuyordu. Her yerde hatıralar vardı, her yerde Duru'nun hayalleri. Beni güçlü yapan onun varlığıydı, o gidince bende düşmüştüm. Kendimi toparlamıştım ama sadece intikam için. 1 sene boyunca bunun hayalini kurarak yaşadım ve onları gebertmeden bana asla rahatlık yoktu. Oturduğum yerden yavaşça kalktım artık eve gitmem gerekiyordu. Yarın sabah erken uyanıp bana verilecek yeni görevime gidecektim. İlker komutan gizli görev olmadığını söylemiş bende üstelememiştim. Görev zor mu kolay mı umrumda değildi. Yavaş yavaş yürürken rengarenk ışıkların olduğu yerden geçiyordum. Normalde gece kulübü tarzı yerlerde asla işim olmazdı ama Duru sayesinde o gibi bir yerle tanışmıştım. İstemsizce gözüm yine gece kulübüne takılınca adımlarım durmuş içeriye girip çıkanlara bakıyordum. İçeriden zorla çıkarılan bir kız görünce kaşlarım çatıldı. Bir kız sürüklenerek dışarıya çıkarılmaya çalışırken, kız istemeyerek geriye gitmeye çalıyordu. Kapı görevlileri müdahale etse de bir süre sonra geriye çekildiler. Adam hala kızı sürüklerken, bir kızın daha hayatını söndiremeyecekler diyerek hızlı bir şekilde yanlarına gittim. "Çek ellerini kızın üstünden" dedim sinirle. Adamın tek kaşı havalandı. Etrafında bir kaç koruma baş gösterdi. "Sen kimsin de bana ne yapacağımı söylüyorsun sürtük?" Derin bir nefes alıp "Sana kızın kolunu bırakmanı söyledim" dedim aynı şekilde. Adam bana yaklaşan korumalarını durdurup, kızın kolunu bıraktı. "Arabaya geç Sude, biraz işim var" dedi kadına. "İstemiyorsa o arabaya binmeyecek" dedim. "Bu kadın kim Hakan? Yoksa eski kırıklarından mı?" diye soran kadınla bakışlarım onu buldu. "Sen bu adamı tanıyor musun?" başını olumlu anlamda salladı. "Sevgilim kendisi de sen kimsin?" "Sadece sana yardım etmek için burdayım" dedim. "Yardıma ihtiyacım yok, yine de teşekkür ederim" dedi. "Seni tehdit ediyorsa" "Ne kadar uzattın sende lan. Sana ne milletin arasında ki sorunlardan?" Dönüp adama bakınca "Sana ne bana ne diyenler yüzünden bu kadınlar öldürülüyor. Söyle bana siz erkeklere güvenilir mi?" sesimi yükseltmiştim. "Dünyayı sen mi kurtaracaksın?" "Birinin dünyasını kurtarabilirim" dedim. "Sabrımı taşırmadan kaybol. Bir daha karşıma çıkarsan bağışlamam" dedi. "Af dilediği mi hatırlamıyorum" dediğim zaman adam gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı. Gözlerini açıp bana bakınca "Seni var ya..." "Sen hala burda mısın hakan?" diye farklı bir lisan ile konuşan adamla, önümde ki aslan anında kediye dönüşmüştü. Saygı duruşuna geçişini hafif bir şaşkınlıkla izlemiştim. "Ufak bir sorun yaşadım" diyerek kendini savundu. "Al kız arkadaşını evine dön" diyen adama baktım. Gözleri bana kilitlenmişti. Yoğun bakan mavi gözleri bana onu tanıdığı mı düşündürdü. Ama nerden olduğunu hatırlayamadım. Kafam o kadar yoğundu ki adımı sorsalar iki dakika düşünüp söyleyecek durumdaydım. Bakışmanın sürmesi beni huylandırınca önüme döndüm. Kızın da sorunu olmadığına göre artık evin yolunu tutabilirdim. Yavaş yavaş yürümeye başladım. "Hey bekle" bıkkın bir nefes verip yürümeye devam ettim. Kimsenin ne söyleyeceğini merak etmiyordum. İntikam istiyordum, hemde hiç eşi benzeri olmayan türden. Adımları mı hızladırıp o alandan çıktım. Neyse ki peşime takılmamışlardı. Açık büfe tarzı bir yer görünce açlığı mı bastırmak için bir tuzlu kraker aldım. O evin içinde yiyemediğim için bir şeyler atıştırıp eve giriyordum. Yürürken bir yandan yiyor diğer yandan boş boş önüme bakıyordum. Küçük bir taş görünce onu tekmeleyip sürümeye başladım. Maksat eve geç gitmekti elbette. Elimde ki kraker bitince yanında aldığım sudan içtim. Küçük bir parkta biraz oturup daha sonra biraz spor yaptım. Yorulmam lazımdı uyumak için. Yaklaşık yarım saat sonra yavaş yavaş evin önüne geldim. Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Hiç bir yere bakmadan direkt üst kata çıktım. Kısa bir duş aldıktan sonra başımı yastığıma koydum. Sen aklıma mukayyet ol Allah'ım, bana intikam almam için yardım et. Diye dua ederek zorla uykuya daldım. Sabah telefon alarmı ile uyanıp sadece elimi yüzümü yıkayıp üzerime pantolon gömlek giydim. Kıyafetlerim biraz bol olmaya başlamıştı. Zayıflamıştım. Hazır olunca lazım olan şeyleri ve kaskımı alıp evden ayrıldım. Kaskımı başıma geçirince askeriyenin yolunu tuttum. *** "Hoşgeldin Asena" "Teşekkür ederim komutanım" dedim. "Nasılsın?" sert bir soluk bırakıp "Aynı, siz?" "İyiyim. Yeni görevin için hazır mısın?" başımı olumlu anlamda salladım. "Bu görev diğerlerinden farklı olacak" "Nasıl yani?" "Kaçak silah sattığı için geçen sene Suriye operasyonu yaptığımız Axton Pamir Artem'i hatırlıyor musun?" kaşlarım çatıldı. İsimden çok o gün Duru'nun kaybolduğunu hatırladım. Sert bir soluk bırakıp "Hatırlıyorum" dedim. "Görevin onun illegal satış yapıp yapmadığını araştırmak olacak" kaşlarım çatıldı "Bu nasıl olacak onu mu takip edeceğim?" "Hem evet hem hayır. Axton'a takip kararı aldırmak için uzun zamandır uğraşıyorduk. Sonunda takip kararı aldık ve sen onun girip çıktığı her yere onunla gideceksin" "Ben anlamadım şimdi. Sürekli takip edersem beni yakalamaz mı?" İlker komutan sert bir soluk bırakıp "Bizimle iş birliği yapacağını söylediği için, seni bizzat yanında gezdirecek" diyince kaşlarım birbirine değecek şekilde çatıldı. "Mafya bakıcısı mı olacağım? Bunu istemiyorum komutanım" "Çok iyi para alacaksın Asena. Dikkatini bu işe vermeni istiyorum. Acını anlıyorum fakat üstlerim de durumunu fark ediyor. Bu sana verilen son şans oda güvenilir olduğun için. Görevin 6 ay sürecek" bıkkın bir nefes verdim. Bir süredir tökezlediğim doğruydu ama ben bir mafya ile ne yapabilirdim? Onların hayatları bana göre miydi? "Emredersiniz komutanım" "Tehlikeli bir durum diye tetikte bekleyeceğim. Çok dikkatli olmanı istiyorum Asena. Şimdi senin eve gideceğiz özel eşyalarını toplarsın. Daha sonra birlikte o adamın kaldığı malikaneye gideceğiz" dedi. Beni kendisi götürüp mafyaya göz dağı verecekti. Bu adam olmasaydı kendimi daha fazla yanlız hissedecektim. Başımı saygıyla eğerek birlikte onun arabasına geçtik. Benim eve gelince kendimce bir kaç parça kıyafet aldım. Eve son kez bakıp derin bir iç çektim. Bakalım bir daha ne zaman gelirdim. Evden çıkıp arabaya bindim. Yol boyunca bu görevin nasıl olacağını düşündüm. İlk defa böyle bir şey duymuştum. Oda şansıma gelip beni bulmuştu. İstanbul'un belki de en büyük malikanesine gelmiştik. Arabadan inerken şaşkınlığı mı koruyamamıştım. İçeride gördüğüm düzine koruma ile kaşlarım çatıldı. Bu kadar özel koruma taşıyan adamla ben, yani ben... "Komutanım beni gözden çıkardıysanız kafama sıkın gitsin" dedim yanımda ki adama dönerek. İlker komutanın sert yüzü daha sert bir hal aldı. "Neden?" "Bu malikaneden sağ çıkacağı mı hiç zannetmiyorum" "Sana bir şey olmayacak Asena. Bu biraz sıkar" dedi. Demir kapı bizim için açılırken ikimizin bakışları da kapıya döndü. Az öteden bize doğru koruma ordusuyla yaklaşan adama bakarken bedenime bir ürperti yayılmıştı. Bunun nedeni korku muydu? İyi de ben ölümden korkmazdım ki... Tek korktuğum intikam almadan göçüp gitmekti. Benim öldürmek için geç kaldığım her gün kim bilir kaç kızın canını yakıyorlardı. Kolumun dürtülmesi ile kendime geldim. Dün akşam ki ve 1 yıl önce gördüğüm mavi gözlerle nutkum tutulmuştu. Bu 1 yıl önce kaçan o adamdı. O bir suçluydu. "Hoşgeldiniz İlker komutan ve Asena" sesinde ki kinayeyi yakalamıştım. O gece sadece gözlerimi görmüş olmasına rağmen beni tanımış mıydı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD