Önce ki gece Axton'dan
Karşımda ki seksi sarışın en güzel kucak dansını yaparken aklım onda değildi. Ona konsantre olmaya çalışsam da aklımın bir köşesinde bunun yanlış olduğunu söyleyen bir yan vardı. Bir süre daha onun beni tahrik etmeye çalışmasını izleyip, keyfim kaçınca kadını yolladım. Bizim 3lüyü bulmak şu saatte imkansız olduğu için vedalaşma dan ordan ayrıldım.
Şimdi ki zaman havalimanı
Annemi Türkiye'ye gelmesi için ikna edemedim, bende fazla duramayacağım için onu korumalara emanet ederek Türkiye'ye dönme kararı aldım. Uçaktan inince çıkışa ilerledik. Yanımızda bavul olmadığı için bekleme sorunu yoktu, o yüzden hızla dışarıya çıktık. Gözlüğümle etrafa bakarken bize sinirle bakan İlker komutanı görünce kaşlarım çatıldı. Gözlüğü elime alınca göz göze geldik.
"İlker komutan" diye sorgularcasına konuşan Asena da şaşkın gibiydi. Önden yürümeye başlayınca onu takip ettim.
"Bizi mi bekliyordunuz komutanım?" İlker komutanın bakışları ikimiz arasında gezip Asena da durdu.
"Bana neden haber vermedin gideceğini?" diye soran adamla sinirlendiği mi hissettim. Asena'ya hesap soruyordu.
"Biraz acele oldu, hemde üstlerinizle sorun yaşamanızı istemedim" diye açıklama yapan Asena'ya ayrı sinirlendim.
"Üstler benim sorunum Asena" Asena'nın yavaş yavaş kasılmaya başladığını hissedince nihayet dedim.
"Bu konunun yeri ve zamanı değil komutanım" diyen Asena ile İlker komutan soğuk bakışlarla bana baktı.
"Benimle gel Asena, bu görev mevzusunu halledelim" diyen İlker komutan ile
"Sen Asena'nın ebeveyni değilsin" dedim dayanamayarak. İlker sert ifadesiyle bana döndü.
"Haddini aşma" dedi.
"Asıl sen haddini aşıyorsun. Diğer askerlerine de böyle misin?" diye sorunca kasıldı. O ne demek istediğimi anlamıştı. İkimiz birbirimize tehditvari bir şekilde bakarken Asena sert bir soluk bırakıp
"İşimin başına dönmeliyim komutanım"
"Bu görev mevzusunu sonlandıracağım en kısa sürede" derken sert ifadesi daha da sertleşti.
"Göreve devam etmek istiyorum" dedi Asena. Bu onu şaşkınlığa uğrattı ve bende ki bakışları ona döndü.
"Neden?"
"Bunu daha sonra konuşabilir miyiz?"
"O zaman benimle gel bir yerde oturup konuşalım"
"Daha sonra komutanım. Gidelim mi bay Axton" diyerek yürümeye başladı. Yüzümde ki keyifli ifade ile bakışları mı İlker komutan dan çekip bende yürümeye başladım. Kimin dişisi işte diye aklımdan geçirdim ama kimsenin olmadığı aklıma geldi. Gelen korumalarla sessiz bir yolculuktan sonra malikaneye döndük. Bugünün geri kalanını evde geçirecektim.
Yazar'dan
Ukrayna da geçirilen bir kaç gün işlerin yığılmasını sağlamıştı. O yüzden Axton yoğun bir mesai yaparken, başında beklemek Asena'ya kalmıştı. Asena bu hayata alışamamıştı hala ama her yönden burda kalmak onun için olumluydu. Axton'un gücü ortadaydı ve Asena'nın ondan Duru konusunda ister istemez bir beklentisi olmuştu. Adam plaka bulduğuna göre pek ala katilleri de bulabilirdi.
Axton'un işi bitince birlikte çıkıp aynı arabaya bindiler. Yolculuk esnasında Axton'un telefonu çaldı, telefonu eline alıp
"Evet" dedi.
Karşısında ki adamı dinlerken bakışları Asena'ya değdi. Asena izlenildiğini anlayınca bakışları Axton'u buldu. Axton konuşmayı dinlerken Asena'yı izliyordu. Konuşma biter bitmez telefonu kapatıp cebine koydu. Kaşları çatılmış ona bakan Asena dayanamayıp
"Benimle ilgili bir şey mi var bay Axton?"
"Sayılır, malikaneye gidince konuşalım" dedi Axton.
Asena derin bir nefes alıp başını olumlu anlamda salladı ve başını cama çevirdi. Her şeyi merak eden bir kız değildi ama onun sırrını bilen herkesten en ufak bir bilgi bile onun için önemliydi.
***
Asena malikane de ki merdivenleri tırmanırken merak ve stres karışımı bir hisle derin bir nefes aldı. Merdivenlerin başına gelince önünden yürüyen adamı takip etti. Axton odaya girince çalışma sandalyesine oturdu. Asena odaya girince ellerini kenarlarına getirip bekledi.
"Otursana"
"Konuşma uzun mu sürecek?"
"Evet" Asena önünde ki sandalyeye oturup bakışlarını mavi gözlere çevirdi. Gözlerini kırpmadan Axton'un ağzından çıkacak kelimeleri, cümleleri bekliyordu.
"Bir tane katili bulduk" diyen adamla bedeni kasıldı. Kalbi tuhaf duygularla yoğrulurken
"Kim?" diye sordu.
Axton yüzüne baksa da sessiz kaldı. Asena iç çekti.
"Söylemeyeceksin değil mi?"
"Bu sana bağlı Asena" diyen Axton ile bakışları yere döndü. Ona bağlı ama asıl ona bağlı olan bir sürü masum canın yanmasıydı. Bunu nasıl kabul edebilirdi? Sert bakışlarını yukarıya çıkarıp
"Bir kez daha söylüyorum bay Axton, ben vatan haini..."
"Benim ol" dedi Axton. Asena'yı şoka sokarak.
"Ne?"
"Sana bu bilgiyi vereceğim ama tek isteğim benim olman" dedi. Asena ne düşüneceğini bilemeyerek oturduğu yere daha da çöktü.
"Senin olmak?"
"Evet seni her anlamda istiyorum" diyen adamla daha fazla şok oldu.
"Benim gibi bir kadından ne gibi bir beklentiniz olabilir bay Axton?" dedi soğuk bir ifadeyle. Ondan böyle bir şeyi nasıl isterdi?
"Sana dokunmak istiyorum, seni sarmak, yatağıma almak, tenlerimizin karışmasını istiyorum. Sana sahip olmak istiyorum. Senin sahibin olmak istiyorum" diyen Axton ile bunu aklına alıp düşünmeye başladı ama düşününce bile yapamayacağını biliyordu. O zaten temas sevmezken bu adam onun her şeyini istiyordu. Kendinin bile dokunmaya tahammül edemediği yerlerini istiyordu.
"Bu çok ağır bir istek değil mi? Size umduğunuz hiç bir şeyi veremem. Ben bu konularda iyi değilim, hemde hiç iyi değilim."
"Sana yol gösterebilirim, sana inanılmaz bir seks hayatı suna..."
"Duymak istemiyorum" diyerek ayağa kalkan kızla derin bir nefes aldı Axton. Konusu bile geçince Asena sert tepkiler veriyordu, ya birde yaşamayı denerse?
"Sana zaman tanıyacağım, seni yavaş yavaş alıştıracağım" dese de karşısında ki kızın bakışları yumuşamadı. Sert ela gözler mavi gözlerini delip geçecek gibi bakarken yutkunma ihtiyacı hissetti ama yapmadı. Bu bir zayıflık belirtisiydi ve burda patron kendisiydi.
"Sana yarın geceye kadar süre tanıyacağım Asena. Eğer teklifimi kabul edersen bu her şeyin başlangıcı olacak, hem bizim için, hemde katilleri bulmak için. Bu konuyu tek başına halledebileceğini sakın düşünme uğraştığın kişiler zengin kesim" diyerek iyice düşünmesini istedi genç kızın. Ela gözler sinirini yatıştırıp boş bir bakışa geçince düşündüğünü anladı. Bu iyi bir şeydi, düşünecekti. Düşünmek başlangıç için iyiydi. Asena arkasını dönüp hiç bir şey söylemeden odadan ayrıldı. Böyle bir teklif beklemediği kesindi. Bir gün başına böyle bir şeyin geleceğini bile düşünmemişti. Şimdi içeriye dönüp o adama kafa göz dalması lazımdı ama sakin olmaya çalıştı. Vatan haini olmaktansa belki bir adamın... Bunun devamını getirememişti. Kullanılıp atılacağının bilincindeydi. Sert bir soluk bırakıp malikaneden çıkıp müştemilata geçti.
Üzerinde ki takımı çıkarıp hemen rahat bir şeyler giyip spor salonuna geçti. İzlendiğini biliyordu ama sinirini atabileceği tek yer burasıydı. Bir gün kimle evleneceksin diye sorsalar büyük ihtimalle kum torbasını söylerdi. O derece bağlıydı ona. Saatlerce spor salonunda kum torbasını yumrukladıktan sonra kasılan bedeni biraz gevşemişti. Bir süre duvarın dibinde oturup ardından müştemilata dönüp sıcak bir duş aldı. Bedeni biraz daha gevşemişti ama gece düşünceler beynini yoklarken uyuması hiçte kolay olmamıştı...