MALİKANE

1013 Words
Cevap alamamış, ortadan 2. Araçla malikaneye dönmüştüm. Bahçenin büyük kapısı açılınca peş peşe bahçeye girdik. Araba durunca indim. Yanımda erkek olmasından hoşlanmasam da korumalarla aynı statüde çalışanlardık. Bende istemesem bile bu adamın korumaları arasında yerimi almıştım. Bagajdan benimle aynı kaderi yaşayan sırt çantamı alıp, arabanın önüne geçtim. Önden yürüyen korumaları takip ederek, yürümeye başladım. Korumalar bahçeye dağılırken sert bir soluk bıraktım. Ben nereye gidecektim? Axton'un yanında yalnızca bir adamı kalmıştı. Onunla lüks kapıdan geçip içeriye girerken bekledim. Kapı kapanmıştı. Sinirle ensemi kaşıyıp dışarıda gördüğüm masaya yaklaşıp sandalye'ye oturdum. Ah İlker komutan! Böyle şeylere tahammülüm olmadığını biliyorsun. Bir süre lüks bahçeye baktım. Daha sonra bana yaklaşan adımları duydum. "Kalacağın yeri göstereyim" diyen koruma başı olduğunu düşündüğüm adama baktım. Nihayet beni hatırlamışlardı. Ayağa kalkıp adamın peşine takıldım. Beni müştemilat gibi lüks yapının devamı olan bir yere götürdü. "Bayan çalışanlar burda kalıyor, sende onlarla kalacaksın. Boş bir odaya yerleş" dedi. Başımı olumlu anlamda sallayıp içeriye girdim. Ses seda yoktu. O yüzden çantamı bir kenara koyup oturma odasına geçtim. Diğer odaları da gezdikten sonra lavaboya uğrayıp müştemilattan çıktım. Malikanenin önünde ki bahçeye gelip etrafı incelemeye başladım. İleride ne var diye bakmak istesem de girilmesi kesin yasaktı. Olduğum alanda bacaklarımı esnetmek amacıyla tur atmaya başladım. Terlemek istemedim için çok hızlı değildim. Sonuçta tek takımım vardı, akşam yıkansa bile kurumazdı. Belki de kururdu ince bir kumaşı vardı. Neyse artık. "Tanışalım mı?" diye soru soran benim nerdeyse iki katım olan korumaya döndüm. "Ben Boran, bunlarda bay Axton'un diğer korumaları Kerem, Hamza ve Eymen" Başımı sallayıp "Asena" dedim. "Akşam yemeğinde istersen bize katılabilirsin. 3 grup olarak yemeğimizi yeriz genellikle" Başımı olumlu anlamda sallayınca yürümeye başladılar. Akşam yemeği olayını da aradan çıkarırdık bu şekilde. Adamlar epey bir yürüdükten sonra bir kapıdan içeriye girdi. Onların ardından ben girince büyük bir mutfakla karşılaştım. Çalışan kızlar bana merakla bakarken Boran denen genç "Bay Axton'un yeni koruması Asena" diyerek beni tanıttı. Kızlar önüme gelerek "Ben Selen memnun oldum Asena" diyerek elini uzattı. Elimi uzatıp kısa süreliğine elini sıktım. Kumral benim yaşlarımda bir kızdı. "Bende" dedim "Bende Adela memnun oldum" diyen aksanlı kızla da el sıkıştım. Yabancı çalışan olmazsa olmazımızdı zaten. "Bende Zahide" diyen kız tokalaşmaya tenezzül etmemişti. Başımı sallayıp onayladım. En son aşçı Melike ile tanışınca masaya oturdum. Hizmetçi kıyafetleri de pantolon gömlekten oluşuyordu ve herkes fitti. Adamın görüntüye takıntılı olduğunu anlamak zor değildi. Her şey belli bir düzende ve kusursuz görünüyordu. Yemeği yerken bir yandan bay Axton'un yemeği de taşınıyordu. Yemeğimi yedikten sonra korumalarla mutfaktan ayrılmıştım. Boş durmamak adına etrafta tur atıp can sıkıntımı atmaya çalıştım. Sonunda hizmetçi kızlar müştemilata geçerken bende onları takip ettim. Bana boş diye gösterdikleri odaya yerleştim. Odam orta boyda içinde bir yatak, bir komodin, birde gardrop vardı. Hızlı bir şekilde yerleşip üzerimde ki kıyafetleri çıkarmaya başladım. Rahat bir şeyler giyince elimi yüzümü yıkamak için ortak banyoya ilerledim. **** Sabah seslerle uyandım. Çalışan kızlar kalkıp kahvaltı için hazırlık yapacaktı sanırım. Bende kalkıp ortak banyo da elimi yüzümü yıkayıp aynaya baktım. Aynaya bak harabe gibisin, oysa sen çek güzel bir çocuktun... Derin bir nefes alıp odama döndüm. Takımımı giyerek evden çıktım. Şimdi spor yapabileceğim bir alan lazımdı. Özellikle kum torbası yumruklamayı çok severdim. Kol bacak çalışmam gerekiyordu. Kahvaltı yapacağım mutfağa doğru yürürken etrafta göz gezdirdim. Arkamı dönüp mutfağa girerken bir anda üzerime atlayan şeyle afalladım. Dengemi koruyamayarak yere düştüm. Başımda sert nefes sesleri duyarken yüz üstü düştüğüm yerden doğruldum. Üzerimde benden daha büyük bir köpek görünce şaşkınlığım büyüdü. Geldiğini bile fark etmemiştim ama o benim yere düşmemi sağladı. Eğilip yüzümü yalamaya başlayınca sinirle onu ittim. Sivas kangalı köpek gerçekten çok büyüktü. "Black buraya gel" diyen adamla biraz homurdansa da sahibinin dediğini yaparak üzerimden çekildi. Sert bir kaç soluk bırakıp ayağa kalktım. Axton ile göz göze gelince "İyi misin?" diye sordu Elimle yaladığı yerleri silerken "Sanırım" dedim. "Çiftleşme döneminde olduğu için arada kaçmanın bir yolunu buluyor" dedi. Kaşlarım şaşkınlıkla çatıldı. Onunla kulübesine mi gideyim, ne yapayım? Boş boş adamın suratına baktım. "Bora Black'i kulübesine götür, sıkı bağladığına emin ol" diyerek bağırdı. Üstümde ki takım tozlanmıştı ve benim giyecek başka bir şeyim yoktu. Axton efendi beni süzerek "Bugün evde olacağım" diyerek Arkasını dönüp farklı bir girişten malikaneye girdi. Derin bir nefes alıp mutfağa yöneldim. Kızlardan cana yakın olana yaklaşıp lavaboyu sordum. Bana yerini bizzat gösterince ona teşekkür ettim. Tozlanan yerleri hafif hafif silerek biraz düzelttim. Bugünlük idare etmek zorundaydım. Kahvaltıdan sonra bahçeye çıktım ama bayılacak gibiydim sıkıntıdan. O yüzden spor yapabileceğim bir yer var mı diye sordum. Neyse ki varmış sabah ilk işim oraya gitmek olacaktı. Akşamdan sonra Akşama kadar ne dışarı çıkmış, nede görünmüştü. Malikaneye giremezsem ne yaptığını nasıl görecektim? Sadece kendisinin bir yere gitmediğine emin oluyordum. Onun dışında yapabileceğim bir şey yoktu. Bahçe kapısında hareketlilik olunca bakışlarım orayı buldu. İki siyah araba içeriye girip, park ettikten sonra arabadan genç bir adam çıktı. Arkasındakiler onun korumasıydı. Ben ortada bir yerde olduğum için yanımdan geçerken bakışları bana kaydı. "Sen kimsin?" diye sorarak beni süzdü. "Axton'un işe bayan koruma alması tuhaf" dedi kendi kendini cevaplayarak. "İsmin nedir güzel koruma?" diye sordu. "Koruma mı rahat bırak Ateş." isminin Ateş olduğunu öğrendiğim adam bana bakmayı sürdürüken "Geceliği ne kadar? " diye sordu gözümün içine baka baka. Adama ters ters bakıp, Sinirle bir soluk bıraktım. "Saçmalamayı kes ve buraya gel Ateş" Ateş denen adamın yüzünde ki sırıtış yerini koruyarak bay Axton'a doğru yürümeye başladı. "Onu kendine mi saklıyorsun Axton?" diye sorunca, cevap gelmemişti. "Çok sert bakıyor, irkildim desem yalan olmaz" diyerek sesli şekilde güldü. Zengin olunca insanlarla dalga geçebiliyordun demek ki. Şimdi ona saldırsam birde haklı gibi onu koruyacaklardı. Ya sabır çekerek umursamadım ama bir daha aynı şeyler olursa tepkisiz kalmayacaktım. Yine saatler geçmiş ortalarda kimse görünmüyordu. Ateş efendinin korumaları da dışarıda bekliyordu. Onları görmediğim için ne yaptıklarını bilmiyordum. Bu görev hayatımda yaptığım en tuhaf görevdi. Neyse ki geceye doğru ana kapı açılmış Ateş bey dışarıya çıkmıştı. Bay Axton onu geçirirken ben onlardan tarafa bakmıyordum. Vedalaşma bitince Ateş bey nihayet arabaya doğru yönelmeye başladı. Ben ondan uzakta olmama rağmen "İyi geceler güzel koruma" diye bağırdı. Duymamış gibi yaparak sabit ifademi korudum. O bahçeden çıkıp giderken bende arkama döndüm. Bay Axton bana son bir bakış atıp içeriye dönerken, bu gecenin benim içinde bittiğinin bilinciyle bende odama doğru yürümeye başladım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD