Beatrice, nazlı bir gelin gibi süzülerek masadaki yerini alırken, yüzünden inanılmaz gülümsemesini hiç düşürmedi. Daniel bir günde tanıdığı bu kadının nasıl iki ayrı insana dönüşebildiğine inanamaya çalışıyordu. Belki de kişilik sorunları olan deli bir kadındı Leydi.Bir anı bir anını tutmayan... Gerçi şuan yüzüne bakınca ,gayet sağlıklı görünüyor,hatta onlara fazlası ile iyi davranıyordu.
Büyükbabası sessizliği bozarak misafirlerini işaret ederek konuştu.
"Beatrice bu gördüğün bey, Bay Daniel." dedi "Rahip Gertrude un yeğeni.Kendisi ve arkadaşı ayda bir kaç kez bir kaç geyik yada başka her türlü yenebilecek hayvan avlayarak manastıra getirirler.Son derece iyi insanlar.Biliyorsun manastır kendi imkanları ile dönen bir yer.Arada hastalara da hizmet ediyor.Bu tür bağışlara çok ihtiyacı var.Kendisi bir asker.Bir Lordun yanında değerli bir komutan.Yanındaki de sevgili Marcus. Her geldiklerinde mutlaka akşam yemeğine çağırıyorum.Bu günde seninle birlikte karşılamış olduk."
Beatrice büyükbabasını sessizce dinledi.Yaptıkları güzel bir şeydi fakat kaba olması ve bir bayanla konuşmayı bilmemesi ayrı bir hataydı.Daniel e doğru gülümsedi ama bu kez samimi bir şekilde.
"Çok düşüncelisiniz beyler."diyerek onları onure etti. "Sizi takdir ettim doğrusu. Bu yaptığınız Tanrı nın katında inanılmaz sevap kazanmanızı sağlıyor.En azından gece gündüz günahlarınız için kiliseye kapanmanıza gerek yok değil mi?"
Son cümleyi kendini tutamayarak söylemişti aslında, çok da söylemek niyetinde değildi.Ama içindeki muzip Beatrice, yine çenesini tutamamıştı işte... Gerçi bir şekilde bu adama biraz şaka yapmaya karar vermişti.Biraz mı? Biraz fazla olsa ne çıkardı ki.Masum bir kaç şakanın kimseye zararı olmazdı elbette. Artık geyik konusu onun için bitmişti.Sonuçta o hayvan iyi bir niyet için getirilmişti.Ama bu adamın asiller konusundaki ön yargıları hakkında kesin bir kaç şey yapması şarttı.
Kendisi de tanıdığı bazı Leydilerden çok da hoşlanmamıştı.Hakikaten kendini kraliçe sanan bazı zatlar vardı yada ülkenin en güzeli... O an bir kaçına yaptığı şakalar aklına geldi. Ama iyi yapmıştı.En azından o hanımlar hak etmişti.Yemeğinden başını kaldırınca Daniel ile göz göze geldi yine.Bu gün baktığından daha farklı bakıyordu sanki genç adam. Hem bu gözler bu kadar güzel bir mavimiydi ki? Neden daha önce fark etmemişti? Giysilerini değiştirmiş,siyah bir gömlek giymiş,yakası açık kasları ortadaydı.Yanında hiç bir silahta yoktu.Sonra onu böyle incelediği için hafifçe kızardı ve kendine kızdı.Çok komiksin Beatrice, ne zamandan beri hırsızlara ilgi duymaya başladın öyle...Ya tamam hırsız değilmiş kabul ediyorum ama kaba ve saygısız olduğu kesin!
Masada derin bir sessizlik hakimdi. Kimse ne konuşacağını bilmiyor gibiydi yada düşünüyordu.Misafirler olmasa, Beatrice kesinlikle hiç susmazdı.Büyükbabasını eğlendirmek için neler konuşurdu neler... Daniel nedense heyecanlanmış,aklından herşey uçup gitmişti.Oysa ki önceki gelişlerinde ne çok konuşacak konu buluyorlar,sohbetlerine doyum olmuyordu.Arasıra istemeden karşısındaki kadına gözleri kayınca kendini toparlıyor,hatta azarlıyordu.Bir kadının dış güzelliği onu böyle etkilemesi,böyle acemi delikanlılar gibi davranmakta neyin nesiydi?
Marcus sessizliği bozmaya niyetlendi.Ortada garip hava vardı nedense?Özelliklede Daniel kendi içine saklanmış gibi ne yapıyordu öyle?Arkadaşın heyecanını yanıbaşında hissetmişti.
"Yemekler çok güzel efendim."dedi yaşlı adama seslenerek."Davetiniz için teşekkür ederiz.Epeydir bir masada yemek yemeyeli çok olmuştu.Daniel ile genelikli nerede olursa orada karnımızı doyurmaya alıştık.Biliyorsunuz askerlerin pek yerleşik bir düzeni olmuyor.Hele de evlilik ve çocuk bizim gibiler için çok uzak.Herhalde karılarımız bizi görememekten şikayet edip dururlardı.Değil mi Daniel?"
Daniel Marcus un söylediklerini başıyla onayladı ama düşündü de gerçekten sevdiği bir karısı olsaydı,onu görmeden durabilir miydi?Gözleri bir an Beatrice e kaydı.Duramazdı her halde de...
Beatrice onları gülümseyerek dinliyor,bu arada Daniel e nasıl bir şaka yapıp onu sinirlendireceğini düşünüyordu.
Büyükbabası artık yorulduğunu fark etti.Beatrice adamın kalkmak istediğini fark edince,
"Büyükbaba sanırım yatma zamanın geldi.Sana eşlik edeyim ne dersin?"dedi.
"Ben hallederim canım.Sen misafirlerimize ağırla olur mu?"adamlara döndü.
"Beyler artık eski gücüm yok.Çabucak uykum geliyor.Bu gecelik beni affedin olur mu?"
"Elbette Lordum, lütfen keyfinize bakın.Biz de zaten kalkarız."diye cevap verdi Daniel.
"Yemeklerinizi bitirin.Beatrice size eşlik eder."
Lord ve ayağa kalkmaya yeltenince, Beatrice acele ile yanına koşarak,tek kolundan kaldırmaya çabaladı.Bu arada hemen yanında Daniel oturuyor,ona doğru bakıyordu.Birde masada ağzına kadar dolu kırmızı şarap sürahisi... Birden gülümsedi Beatrice,yine kafası çalışmaya başladı tabi.O an tek kolu o sürahiye nasıl değdi,aman Tanrım tüm şarap Danielin üzerinden aşşağı nasıl dökülüverdi!!!
Daniel neye uğradığını şaşırmış, üzerine dökülen şaraba bakarken, dişlerini sıktı öfkeyle. Seni küçük cadı!
Bir kazaydı umarım... Sonra kafasını kaldırıp Beatrice in yüzüne baktı.Yüzünde o muzip gülümsemeyi fark edince, küçük şeytan, geçirdi içinden bunu bilerek yapmıştı belli ki.Yinede özür dilemesini bekledi.Fakat hiçbir şey demiyordu genç kız.Marcus ve büyükbaba olan şeyi kaza olarak düşünürlerken, ikisinin arasında geçen sessiz iletişimin kimse farkına varamadı.Daniel sessizce ayağa kalkarak Beatrice yaklaşıp, kulağına doğru fısıldadı.
"Sanırım bir özür borçlusun değil mi Leydim?" İğneleyici ses tonu genç kızın hoşuna gitti. Bilerek yaptığını anlamıştı ne güzel...
Beatrice halinden çok memnun gözlerine bakarak gülümsedi ve cevap verdi adama.
"Ben istemeden yaptığım şeyler için özür dilerim sayın bayım."
Evet Daniel yanılmamıştı.Bu Leydi aslında göründüğünden daha akıllı çıkmış,kendisine akıllı olduğunu kanıtlamaya çabalıyor, geyiğin intikamını alıyordu...