8.BÖLÜM

968 Words
Marcus arkadaşının yüzündeki öfkeyi fark etti.Beatrice ile sohbet eden genç adama kalesine saldırmış düşman askeri gibi bakıyordu sanki.Kolu ile onu dürttü ama sanki hissetmemiş,taş kesilmişti.Sonra fısıltı ile ona seslendi. "Daniel hadi gidelim dostum.İşimiz çok.Tüm gün onları izlemeyi düşünmüyorsun değil mi" Daniel derin bir nefes aldı.Beatrice ve geldiğine sevindiği genç adam oldukça neşeli sohbet ediyorlar,kimseyi fark bile etmiyorlardı.Açıkçası Daniel de onların, ne hakkında konuştuğunu duymuyordu bile.Sadece gözleri ikisinin üzerinde sabitlenmiş,öylece bakıyordu.Marcus gitmek için seslenince kendine geldi.Yavaş adımlarla oradan uzaklaştı.Sevgili Leydi,gittiğini fark bile etmemiş,bir kez olsun dönüp bakmamıştı.Tabii dedi kendi kendine sevgilisini görünce kendinden geçti...Çoktan burayı terk etmiş,bu anı görmemiş olmalıydı oysa. Beatrice Neil i çocukluğundan beri tanıyordu.Aralarında yedi yada sekiz yaş fark olmasına rağmen,onunla çok iyi anlaşır,büyükannesine gittiği her yaz inanılmaz eğlenirdi.Neil de pek yaramaz,insanları şakaları ile bıktıran bir çocuktu eskiden.Tabii artık büyüdü ve iyi bir asker ve baba oldu.Karısı Lessie onun çocukluk aşkıydı.Beatrice i görmek için yolunu değiştirmiş,buraya gelmiş,mutlu olmuştu.Lord Braylan yani Beatrice in çok sevdiği babası onu kaleye bir takım işler için yollamış,Adriana dan burada olduğunu öğrenmişti. Birlikte kahvaltı yaptılar.Büyükbabası kendini yorgun hissedince odasına çıktı. Onlarda uzunca bir süre bahçede dolaşıp sohbetlerine devam ettiler.Büyükannesi nin hala çok rahatsız olduğunu,annesi Annelisa nın hiç yanından ayrılamadığını anlattı.Yani bir süre daha eve dönemeyecekleri belliydi. Onlar neşe ile zaman geçirirken Daniel,istemeden gözlerini onlara doğru kaydırıyor,kendini işine veremiyordu.Beatrice in yanındaki adam bir askere benziyordu.Gerçi aralarında fiziksel olarak çok yakınlaşma fark etmedi.Belkide sadece arkadaştılar yada herkesin onları gördüğü bir yerde çok samimi olmakta istememiş olabilirlerdi.Bu duruma göstermiş olduğu tepkiye çok kızdı.Beatrice onun hiç bir şeyi değildi ve biliyordu ki olamazdı.Sonuçta güzel ve bekar bir bayan istediği erkeğe aşık olabilirdi.Onu gördüğü günden beri,kafasının içinden geçirdiklerine kendi bile inanamıyordu.Buradan gidince derhal onu tanıdığını unutacak,bu günleri yaşanmamış sayacaktı. Beatrice Neil ile bahçede gezerken bir kaç kez Daniel in bakışlarını fark etti.Aslında aklından geçenleri anlamıştı.Kesin bu gençle aramda bir şey olduğunu düşündü dedi kendi kendine.Gerçi ona neydi ki? Daniel onun hiç bir şeyi değildi sonuçta ama içinde bir şey onu sıkıyor,yanlış düşünmemesini umut ediyordu.Gözönünde olmak adına hep bahçede oturmuş,aradaki mesafeyi korumuştu.Akşam olmak üzere idi.Neil bu gece kalacak, sabah erkenden yola çıkacaktı.Beatrice dinlenmesi için hizmetçilerden biriyle onu odasına gönderdi.Kendisi hala bahçede hava alıyor,aslında gözleri ile Daniel i arıyordu.Yavaş adımlarla manastıra doğru gitti.Aslında neden gittiğine bile anlam veremedi.Onun orada olduğunu biliyordu.Belki de bu yüzden... Manastırın kapısına geldiğinde derin bir nefes aldı.Nasıl bir duygu ile buraya geldiğini çok anlamadı açıkçası.Belki de geri dönmeliydi.Evet kesinlikle geri dönmeliydi. Tam arkasını döndü ki kendine bir adım kadar yakın mavi gözlerle karşılaştı.Daniel karşısında bakışlarını dikmiş,yüzüne bakıyordu.Bir kaç dakika öylece kaldılar.Daniel onu gördüğü için oldukça şaşırmıştı. "Leydimburada ne işiniz var merak ettim? Dua etmeye falan mı geldiniz?" Beatrice şimdi ne diyecekti? Seni görmeye mi geldim... Hayır diyemezdi.Kimbilir nasıl güler,hakkında ne düşünürdü. Bir an toparlayamadı.Aklından birşeyler geçirmeye çalıştı.Sonra her zaman ki muzip gülümsemesi ile cevap verdi. "Aslında sadece dolaşmaya çıkmıştım ama iyi ki hatırlattınız biraz dua etsem fena olmaz." "Kim için Leydim?Kendiniz için mi yoksa asker olan bir yakınınız için mi?" Beatrice bu sözlerden onun ne demek istediğini anladı.Tam tahmin ettiği gibiydi işte.Onları yanlış anlamıştı.Ama ona gayet sevimli cevap verdi. "Aslında sizin için." Daniel şaşkınlıkla baktı. "Benim için mi?" "Evet sizin için.Önce Tanrı dan herşeyi yanlış gören gözlerinizi açmasını dileyeceğim,sonra bir türlü doğruları kabul etmeyen aklınızı düzeltmesini ve son olarak biraz da kibarlık fena olmaz.Belki bu sayede centilmen bir erkek olabilirsiniz" Daniel bir kahkaha attı.Bu hiç ama hiç beklemediği bir cevaptı.Beatrice her anıyla onu şaşırtmayı beceriyordu. Aralarındaki mesafe oldukça yakındı ve nefesleri karışıyor,sadece birbirlerine bakıyorlardı.Beatrice kendini toparladı ve gitmek için bir adım attı.O an Daniel onun önüne geçti.Evet dedi Daniel bu kez o muhteşem dudakları öpmeliyim.Yoksa hayatım boyunca hep bunun pişmanlığını duyacağım.Beatrice,kendisine bakan adama boyun eğmişti adeta.Çünkü aynı duyguyu oda yaşıyordu.İçinde bir şeyler onun kendini öpmesini diliyordu.Birbirlerine çok fazla yaklaştılar.Beatrice dudaklarını araladı ve onu resmen davet etti.Daniel gelen bu sinyale kayıtsız kalamadı.Önce yumuşak bir şekilde dudaklarını dudaklarına kapattı sonra,ona susamış gibi daha hızlı hareket etti.Beatrice ilk öpücüğünü yaşamanın verdiği ürperti ile titredi. Ve Daniel de bunu hissetti.O his ile ona daha çok sarıldı.Beatrice heyecandan ellerini nereye koyacağını bilemedi.Şuan yaşadığı garip duygu ayaklarını yerden kesmişti zaten.Daniel yüzünü iki elinin arasına almış,tenini narince tutuyor ama dudaklarını inanılmaz bir iştahla öpüyordu.Beatrice kollarını onun bedenine sardı yoksa neredeyse düşecekti.İkiside sanki bu anı beklemiş gibi birbirlerine doymaya çalışıyor,düşmemek için daha çok tutunuyordu.Bir an dudakları ayrıldı ve aynı anda birbirlerinin gözlerine baktılar.Derin nefes alışları,kalp atışları aynı bedenden çıkıyor gibiydi.Daniel onun başını göğsüne yasladı.Saçının kokusunu içine çekti.Eliyle okşadı.Keşke bu an hiç bitmese dedi içinden.Bu güzel kadın onun olabilse.Ama biliyordu ki bu imkansızdı.O bir Leydi kendisi bir asker... Şuanı yaşamayı ikisi de çok istemiş,kendilerine engel olmamışlardı.Beatrice onun kollarının arasında hayatında hiç tatmadığı bir duyguyu tatmış,çok mutlu olmuştu. Daniel gözlerine baktı.Hayatında gördüğü en güzel kadındı Beatrice.Ve en ulaşılmaz. Kendi hayatında ona sunabileceği hiç birşeyi yoktu.Onu bir kalede yaşatamaz,hizmetçiler tutamazdı.Kulağına eğildi. "Geç oldu artık git."dedi, Beatrice gülümseyerek başıyla onayladı.Sanki heyecandan dili tutulmuş cevap veremiyordu.Gitmek için bir kaç adım attı ama tekrar ona doğru koşup minik bir öpücük verdi.Daniel ona bakarken karar vermişti bile.Ne yapacağını biliyordu... Beatrice yatağına uzanınca uzun bir süre uyuyamadı.Hayatında ilk kez bir erkeği öpmüş ve inanılmaz mutlu olmuştu.Sonra güzel hayallerle uykuya daldı. Sabah kahvaltı sonrası Neil yola çıkmak için atına bindi.Beatrice onunla vedalaştı.Ama etrafta gözleri Daniel i arıyordu.Onu görmeyi çok istiyordu.Öğlene kadar büyükbabası ile vakit geçirdi.Sonra bahçeye indi.Aradığı kişi hala yoktu.Cesaretini toplayıp manastıra gitti.İçeri girince rahip Gertrude ile karşılaştı.Rahibe Monica,hastalardan kaptığı bir hastalıktan öldüğünden beri sanki daha çok yaşlanmıştı.Neşeyle ona doğru baktı. "Günaydın rahip nasılsınız?" "Günaydın Leydim,sizi görmek ne güzel.Hoşgeldiniz.Bir isteğiniz mi vardı?" "Bay Daniel i aramıştım ama şey..." Rahip çok anlamamıştı zaten.Ortada şüphelenecek bir şey yoktu. "O mu? Sabah erkenden yola çıktılar. Bir daha ne zaman gelir bilmiyorum.Bir şey mi vardı acaba?" Beatrice o an bacaklarının tutmadığını hissetti.O gitmişti.Hem de bir veda bile etmeden. Yaşadıkları neydi?Kendini o an çok aşağılanmış ve değersiz hissetti.Gözünden akan yaşa engel olmaya çalışarak bahçeye çıktı,Ve artık karar verdi ki kesinlike aşk diye bir şey yoktu. Kesinlikle yoktu!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD