Daniel hızlı adımlarla manastıra yol aldı.Marcus koşarak ona yetişmeye çalışıyor,içine bastırdığı kahkahasını gizliyordu.Az önce yaşananlar,onları izleyenleri epey bir eğlendirmiş, güldükleri görünmesin diye çok çaba harcamışlardı.Leydi çok akıllı bir kadındı belli ki,düştüğü tuzağa Daniel'ide çekmeyi başarmış, üstelik oldukça eğlenmişti. Arkadaşına acımaya başladı Marcus. Onun leydiye nasıl baktığını hatırlayınca... Daniel i yıllardır tanıyor,hiçbir kadınla gönül ilişkisi olmadığını biliyordu.Ve hayatta en son isteyeceği şeyin bir kadına bağlanmak,aşık olmak olacağını da... Bu kadın bir Lordun kızı ise asla olmayacağını da. Sonunda onu manastırın kapasında genç adamı yakaladı.Yüzüne bakarken gülmemek için yutkundu.Tam ağzını açacakken,Daniel sinirli bir ifade ile ondan önce davrandı.
"Sakın Marcus! " Sesi sert ve ciddiydi.
"Dayak yemek istemiyorsan bana bir şey sorma.Gidip yıkanacağım ve derhal buradan gideceğiz.Fazla bile kaldık!"
Daniel söylenerek içeri girdi.Marcus arkasından seslendi.
"Ama amcana söz vermiştin!"Seni inatçı keçi.Leydi sana az bile yapıyor.Sonra kahkaha atarak işinin başına döndü.
Beatrice kapıdan içeri girince,elinde tepsi ile bir hizmetçi onu görür görmez çığlık attı.Nasıl korktuğu gözlerinden anlaşılıyordu. Beatrice verdiği tepkiye gülerek karşılık verdi.
"Korkma benim Beatrice.Bugün de çamur banyosu yapayım dedim. Gayet güzel oluyor.Sen de denemelisin."
Hizmetçi şaşırmış bir ifade ile yüzüne baktı.Şaka mı yapıyor yoksa gerçek mi anlayamadığı belliydi.
"Leydim... Size hemen su hazırlayayım."
Beatrice bir şarkı mırıldanarak merdivenleri çıktı.Evet başta çok kızmıştı ama sonra Daniel i de çamura bulayınca oldukça eğlenmişti.Elleri saçlarına gitti. Çamur saç diplerine kadar kurumuş, kaskatı olmuştu. Odasına girince olanları düşündü. Bu adam gülünce oldukça hoş görünüyordu.Kendisi gibi şakadan anlayan biri de olması ayrıca güzeldi.Beth onu bu halde görse kim bilir neler derdi? "
"Senin gibi bir kız yakışıyor mu hiç?Haline bir bak, kaç yaşına geldin haberin var mı?"
Beth de biraz şakadan anlasaydı keşke.Fena olmazdı yani...
Daniel soğuk denebilecek bir su ile yıkandı. Öfkeden vücudunu öyle bir ateş basmıştı ki üşümedi bile... Beatrice in yüzünü düşünmemeye çalışıyordu. Tek isteği bir an önce buradan gitmek, sakin ve huzurlu hayatına geri dönmekti. Şımarık bir kadının oyuncağı olmaya başlamadan.
Beatrice banyosunu büyük bir keyifle yaptı fakat çamurdan arınmak çok da kolay olmadı. Üzerini giyinince kurt gibi acıkmış midesini doyurmak için harika bir kahvaltı yaptı.Sonra büyükbabası ile masada güzel bir sohbete daldı.Büyükbabası onun neşesi ile ayrı bir keyifleniyor,zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamıyordu.
Daniel yıkanma sonrası amcası ona gitmemesi için biraz daha kalması konusunda sitem edince onu kıramamış çok istemese de biraz daha kalmaya karar vermişti. Sadece bir gün daha...
Tabii kendi kendine söz vermişti.Beatrice den ne olursa olsun uzak duracaktı!
Gün içinde hiç karşılaşmadılar.Daniel manastırda bazı tamirat işleri ile uğraştı.Kafasını sürekli meşgul etme derdindeydi.
Beatrice tüm gününü büyükbabasına ayırdı.Zaten hemen akşam oluvermiş,uykuları da gelmişti. Yatağına uzanınca gülümseyerek uyudu.Bu kısa ziyaretin çok iyi geldiğini düşündü.
Daneil yatağında dönüp durdu sürekli.O kadar yorgun olmasına rağmen gözüne bir türlü uyku girmiyor,hala burada kalması için amcasını kıramamış olmasından dolayı kendine kızıyordu.
Sabah harika bir güneşle uyandı Beatrice.Bugün büyükbabası ile bahçede kahvaltı yapacaklar,güneşin tadını çıkaracaklardı.Uyanır uyanmaz üzerine en sevdiği buz mavisi elbisesini giydi.Bu elbisenin ona çok yakıştığını düşünüyordu.Gözlerinin rengini daha çok belli ediyor,ayrıca bedenine tam oturuyor,oldukça da hafifti.Göğüs kısmı çok açık olmasa da teninin güzelliğini gözler önüne seriyor,onu oldukça şık gösteriyordu.Keşke sevgili kardeşi Adriana da biraz giyim konusunda zevkli olsaydı diye düşündü.O kadar güzel bir kız olmasına rağmen ne saçlarını dağıtır gezer ne de, böyle elbiseler giyerdi.Annesine benzeyen uzun siyah saçları beline kadar iniyor,dalga dalga idi.Gözleri kara elmas gibi parlıyor ama Adriana güzelliğini çok fazla önemsemiyordu.Oysa Beatrice hem kendine bakmayı hem de eğlenmeyi biliyordu.
Büyükbabası ile randevusuna geç kalmamak için saçları ile çok uğraşmadı. Tarayıp kulakların arkasından küçük tokalarla tutturarak, arkasını açık bıraktı.Yüzünde sevimli bir gülümseme ile odadan çıktı.Hizmetçiler bahçede onlar için küçük bir masa hazırlamıştı.Kapıdan çıkıp bahçeye ilerledi.Büyükbabası masada yerini almış,onu bekliyordu bile.
Yaşlı adam onu görünce gülümsedi.Bu kız insanlara güzel bir hava yayıyor dedi içinden.Beatrice kendi kanından torunu olsa ancak bu kadar severdi belki de.Yine bu sabah hem güzel hem de güler yüzlüydü.
"Bu güzelliği neye borçluyuz acaba?"
Beatrice tüm neşesi ile karşısında durdu.
"Çok yakışıklı ve centilmen bir erkekle randevum var efendim.O yüzden bu kadar süslendim."
Büyükbabası kahkaha attı.
"Yalnız beni kıskanacak çok adam var diye düşünüyorum.Hayatım tehlikede olabilir her an."
Beatrice bu iltifata gülümsedi.
"İçiniz rahat olsun Lordum. Size kimse birşey yapamaz."
Sonra karşılıklı oturup güzel bir sohbetle kahvaltılarını yapmaya başladılar.Az ileride Marcus ve Daniel in bahçenin çitlerini onarmış,gidiyor olduğunu fark ettiler.Büyükbaba onlara doğru seslendi.
"Gençler lütfen bize eşlik edin.Hizmetleriniz için teşekkür ederim."
Daniel Lord Wintleye başı ile selam verdi.Ama Beatrice i görmezden geldi.Aslında bahçeye çıktığı andan beri onu görmüş,gözlerini ondan alamamıştı.Şu anda tam karşısında yeşil gözleri ile ona bakıyor,tüm dünyasını alt üst etmeyi başarıyordu.Bu kız karşısına niye çıkmıştı sanki?Onu tanımak zorunda mıydı?Diğer kadınlar gibi sıkıcı ve çekilmez olsa,yüzüne hiç bakmasa,bu kadar güzel gülmese ne olurdu sanki? Bir de bu kadar güzel olmasa...
Beatrice onu görünce mutlu olduğunu hissetti ama nedense yüzüne hiç bakmıyordu? Demek ki kendisine çok kızmıştı.Oysa oyunu o başlatmıştı.Ne kadar da eğleniyor gibiydi o gün... Sonra başını kahvaltısına çevirdi.Küstü ise kendi bilirdi.En azından bir günaydın bile diyemez miydi?Evet bu adam kibarlık nedir hiç bilmiyordu. Onunla konuşmak için tenezzül bile etmemişti.Daniel gayet ciddi bir ifade ile cevap verdi.
"Teşekkür ederim Lordum. Bir an önce işlerimizi halledip gitmemiz gerek."
Beatrice ona doğru baktı.Demek artık gidecekti.Sonra kendine kızdı.Gitsin aptal!Niye üzülüyorsam.
Kalenin büyük kapısından bir atlının içeri girdiğini fark ettiler.Hepsi başını o yöne çevirdi.Beatrice bu adamı tanıyordu.Yüzüne doğru dikkatlice baktı.Sonra sevinçle ayağa fırladı.
"Neil inanmıyorum bu sensin!Seni görmek ne güzel."
Neil atından inip hızla ona doğru geldi.Beatrice i gördüğü için oda çok mutlu olmuştu.Aslında buraya onun burada olduğunu öğrenince uğrama gereği duymuştu.
"Seni de güzel Leydim. Sadece seni görmek için buraya geldim diyebilirim"dedi gülerek ve Beatrice in elini alıp dudaklarına götürdü.
Daniel olanları izlerken ne düşüneceğini bilemedi.İçinde bir öfke patlaması yaşıyordu şuan.Demek bu Leydi nin bir sevdiği vardı.Ama onunla çamurda yuvarlanırken gözleri hiç öyle bakmıyordu.Daha fazla onları seyretmek istemedi.Biraz daha kalırsa karşısındaki adamın suratına bir yumruk atabilirdi ve onu kimse durduramazdı.Sevgili Leydi, anlaşılan bu kez en ağır şakasını yapmıştı.Bedenine değil,kalbine zarar vererek...