Hazar öfkeyle yalı'dan çıkıp giderken, babasının dediğini er yada geç yapacağını biliyordu. Boşanma sadece çocuk olursa olmazdı. Bu yüzden Melek istemese dahi o çocuk olacaktı.
Karısını ondan hiç bir kuvvet ayıramazdı. Buna kimsenin gücü yetmezdi. Arabasına atladığı gibi şirketin yolunu tuttu.
Melek ise kocası gider gitmez eşyalarını toplayıp yalıdan kimseye görünmeden ayrıldı.
Yazel Meleğin ardından sinirle bakıp odasına çekildi.
Bu kadından kurtulup bu ailenin tek gelini olması gerekiyordu. Kırk tane tilki beyninde cirit atarken, aklına gelen planla güldü.
Melek telefonu kaptırmanın korkusuyla soluğu abisinin konağında almıştı.
Korumalar Melek hanımı görür görmez kapıları açmış baş selamı vermişlerdi.
Samet Güngör kız kardeşini görür görmez sıkıca sarılmış hasret gidermişti.
Olanları duymuş olmasına rağmen elinden bir şey gelmiyordu. Tek güvencesi can dostu Demirka'nın bir an önce dönüp Meleği o adamdan kurtarması olacaktı.
"Hoşgeldin bacım geç otur" diyip eliyle içeriyi işaret etti.
"Hoşbuldum ağabey" salona geçen ikili bir süre birbirlerine baktılar.
"Abi Hazar telefonuma el koydu, Demirkana söyle bana ulaşmaya çalışmasın" Sametin eli yumruk halini alırken mırıldandı.
"Tamam bacım oldu bil o işi sen biraz daha sabret Demirkan bir kaç aya gelecek" adamın işleri bitmek bilmiyordu. Sanki görünmez bir el iş üstüne iş yığıyordu
"Yeğenim nerede abi" diye merakla sormuş konuyu değiştirmişti.
"Uyuyor akşama kadar uyanmaz o hem de bakalım bana Hazardan boşandıktan sonra ne yapacaksın" Melek bunu elbette düşünmüştü.
"Abi biliyorsun Hazarla evlenirken 17 yaşındaydım. Okulumu onun yüzünden dondurmak zorunda kaldım eğer olursa tekrar devam edeceğim hem Demirkan yardım edecek işin hazır sen yeter ki kurtulmak istiyorum de dedi" abisiyle çalışmak istese dahi Mardinde kalmak gibi düşüncesi yoktu.
"Güzel aslında şirket ikimizin sende ortaksın bende gel çalış" başını olmaz der gibi salladı.
"Olmaz ağabey bu şehirde kalamam artık" çünkü İstanbul ona sadece acı veriyordu.
"Israr yok belki bende işleri taşırım belli olmaz" aklında bununla ilgili güzel planlar vardı.
Demirkan Barzemşah oteller zincirinin patronu ve tek ağasıydı. Üç kız kardeşi bir erkek kardeşi vardı.
Anası evlen evlen diye ısrar etmese herşey güllük gülistanlık gidiyordu. Onun aklında sadece Melek vardı kan davası uğruna kurban giden üzerine bir hiç uğruna kuma gelen masum Meleği!
Serdar ağayla gizli gizli konuşuyor ortak kararlar alıyordu. Oda oğlunun yaptıklarını görmezden gelemeyen vicdanlı iyi niyetli bir ağaydı.
Ah büyük oğlu Ali Merih canı ciğeri merhamet sahibi oğlu kör kurşunlara kurban gitmişti.
Demirkan elbet bilirdi Aliyi daha fazla bu konuyu düşünmeden üç ay sonra yapılacak aşiret toplantısını düşündü.
Ya iyi ya kötü haberle son bulacaktı. Ne olursa olsun Meleği Hazar denen adamdan kurtarmak farz olmuştu.
İşler ah babası ah bilerek üzerine tonla iş yıkmıştı. Niye çünkü Meleği gelin olarak istemiyordu.
Oğlunun gönül sevdasından elbet haberi vardı. Sinan bey sadece kardeşinin kızı Ayseli gelin olarak alacaktı.
Karısı Ayferde aynı fikirdeydi. Gelinleri sadece aynı soydan aynı soyaddan olabilirdi.
Düşündükçe bataklığa sürüklendiğinin bilincinde değildi.
Eline telefonu alıp Melek üstüne getirdi. Tam o sırada Sametten mesaj gelmişti.
Samet...
Meleğin teline Hazar el koymuş sakın mesaj veya arama yapma...
Elini sertçe masaya vurup ayaklandı. "Pezevenk onursuz piç ama dur sen seni cümle aleme rezil etmezsem banada Demirkan Barzemşah demesinler" diyerek odasından çıktı.
Bugün ayrı ayrı beş toplantıya birden katılacaktı.
Hazar aldığı haberle soluğu konakta aldı. Karısı yine ondan habersiz gitmişti. Gitsindi bakalım ona öyle bir görüntü sunacaktı ki acıların en büyüğünü yaşayacaktı.
Üç gün sonra bu yalı Meleğin acı dolu sesleriyle dolacaktı.
Ama bilmiyordu ki Hazar son günlerini Melekle geçiriyor.
Yazgının odasına girip kadını yatağından kaldırdı.
"Kalk gidiyoruz"diyip onu üst kata Melekle kaldıkları odaya soktu.
Yazgı şaşkınlıkla odaya bakıyordu. Bu odada ne işleri vardı aklı almıyordu.
"Ne işimiz var burada Hazar" karısının belinden tutup bedenine yasladı.
"Üç burada kalacağız karıcığım" diyip kadını yatağa sürükledi.
"Neee asla olmaz bırak beni" dese bile Hazara güç yettirmek zordu.
"İtiraz yok sen o çöplüğe geri mi gitmek istiyorsun" diyip kendini Yazgıya sürttü.
"Hayır hayır lütfen götürme beni tamam be istersen yapacağım" diyerek kocasına karşılık verdi.
Melek kalbine çöken ağırlıkla uyuduğu koltuktan kalktı. Ne ara uyuya kalmıştı ki aklı almıyordu.
Iki gündür abisi ve yeğeniyle doyasıya vakit geçirmişti.
Bu gece dönmek zorundaydı. Kocası ne tuhaftır ne aramış ne sormuştu.
Bu duruma seviniyordu birde kurtulsa havalara uçacaktı ya neyse o günlerde yakındı nasılsa.
Odasına çıkıp eşyalarını toplayıp çantasına koydu.
Saat epey ilerlemiş olsada onu abisi konağa teslim ederdi. Her ne kadar gitmek istemese de şimdilik mecburdu.
Alt kata inmiş abi oğulu oynarken bulmuştu.
"Abi beni eve bırakır mısın?" Kardeşinin sesiyle ona dönen Samet oğlunu kucaklayıp doğruldu.
"Olur da biraz daha kalsaydın be güzelim ha" Melek yeğenin kıvırcık saçlarını öpüp abisine karşılık verdi.
"Hazar kapıya dayanmadan gitsek iyi olur." El mecbur üç ay kalmıştı özgürlüğün kapısına.
"Tamam sen çık ben geliyorum" oğlunu odasına çıkartıp kısa sürede uyuttu.
Kardeşinin araba binmesiyle Samet gaza basmıştı.
"Bir sorun olursa ulaş bana Melek daha fazla o zulme katlanma" abisi haklıydı.
"Daha ne yapabilir ki abi edeceğini etti zaten" kocası ve kuması onun yatağında iş üstündeydi. Ve Melek buna şahit olacaktı.
Kahraman malikanesinin önünde duran arabada vedaşan abi kardeşi gören koruma Hazara haber verdi.
Karısının geldiğini öğrenen Hazar Yazgının ağlayıp zırlamasına aldırış etmeden son kez kadına dokundu.
Melek evin ürkütücü sessizliğiyle kahya Awere ev ahalisini sordu.
"Ev halkı nerede" yaşlı adam gelin ağasına fena üzülüyordu.
"Çiftlik evine gittiler" diyip kaçırcasına uzaklaştı.
Melek bir gariplik olduğunun farkında olarak usul usul merdivenleri çıktı.
Odasına yaklaşıktıkça duyduğu sesleri ilk başta idrak edemedi.
Kapının hafif aralık olması ise yutkunmasına sebeb olmuştu.
Aklına gelen şeyin olmaması için dua ediyordu.
İşte bunu hiç bir kadın kaldıramazdı. Melek odasının kapısını ardına kadar açtı ama görüp göreceği en iğrenç manzarayla karşı karşıya kaldı.
Kocası ve kuması onun odasında onun yatağında alenen sevişiyordu. Gözünden akan bir damla yaşa mani olamadı.
Elini kalbinin üstüne koyup geri geri adımlamaya başladı.
Hazar karısının geldiğini bilmişcesine Meleğin harabe görüntüsüne baktı.
Yazgıya son defa sahib olup pantolonunu giyindi.
"Odana git Yazgı işin bitti" içinden lanetler eden kadın çarşafa dolandığı gibi odasına koştu.
Melek donup kalmış hareket dahi edemiyordu.
Karısının öylece durmuş dağılmış yatağa bakıyor olması Hazarı mutlu ediyordu.
"Oooo karıcım hoşgeldin nasıl geçti iki günün" hem o iki günün hemde o yumurtanın acısını çıkarmıştı.
"Allah belanı versin Hazar" arkasını dönüp koşar adım konaktan çıktı.
Ölse durmazdı artık o lanet yerde kan davası falan umrumda değildi.
Midesi feci halde bulanıyordu.
Hazar Meleğin ardından yetişip beline sarıldı.
"O kadar kolay değil seni benden ölüm ayırır" diyen adam Demirkanın gelişiyle darmaduman olacaktı.
BÖLÜM SONU..