Çağdaş kapıyı açtığında evde derin bir sessizlik hakimdi. Günün ağırlığı hala omuzlarındaydı ama içindeki daha da ağırdı. Ceketini çıkarıp askıya astı, botlarının çamurunu paspasa silerken derin bir nefes aldı. Terliklerini giydi. Botları sonra yıkamak için kapı önünde bıraktı. Gül mutfaktan çıkıp salona geçtiğinde Çağdaş’ la göz göze geldiler. Gözlerinde şaşkın bir sorgulama vardı; Çağdaş’ ın bu saatte bu kadar ciddiyetle eve dönmesi alışıldık bir şey değildi. Genelde evden kaçıyor gibiydi. Çağdaş derin bir nefes alarak, usulca salona geçti. Oturmadı. Gül 'e döndü, ayakta dimdik durdu. Ses tonu komutan gibi değildi, ama alışıldık sarsılmaz hali de yoktu. “Gül, oturur musun? Konuşmamız lazım.” Gül şaşkınlıkla oturdu, gözlerini ondan ayırmadan. İçinde bir şeyler çarpıntı yapmaya başlam

