KIRIK ZIGITLARIN SESİ +18

204 Words
Bir evde iki düğün olmazdı; ama bir ölüm, bir hayatı çalmaya yetmişti. Yirmi yaşındaki Leyla için hayat, ablası Selma’nın yaklaşan düğünüyle renklenmişti. Arap geleneklerinin o ağır ama görkemli havası tüm evi sarmış; işlemeli kumaşlar, altın takılar ve öd ağacı kokuları odaları doldurmuştu. Leyla, ablasının mutluluğunu kendi geleceğinin bir aynası sanıyordu. Ancak kaderin, bu köklü ailenin üzerine karanlık bir tül gibi çökeceğinden habersizdi. Düğüne sadece yedi gün kala, zılgıtların yerini sağır edici bir sessizlik aldı. Selma, bembeyaz gelinliği bir kenara bırakıp, kimsenin anlam veremediği bir boşluğa adım attı. Odasının tavanında asılı kalan sadece Selma’nın cansız bedeni değil, aynı zamanda ailenin onuru ve neşesiydi. Arkasında ne bir not, ne bir veda, ne de tek bir ipucu bırakmıştı. Neden? Bu soru, babasının alnındaki çizgilerde ve annesinin bitmek bilmeyen feryatlarında asılı kaldı. Ama törelerin ve toplumun gözünde yas tutmak bir lükstü. Damat tarafının kapıya dayanması ve "sözün yere düşmesi" korkusu, acıdan daha ağır bastı. Babası, sarsılan itibarını kurtarmak ve iki aile arasındaki bağı koparmadan bu büyük krizi bastırmak için en zor kararı verdi. Leyla, daha ablasının toprağı kurumadan, onun için dikilen gelinliğin içine girmeye zorlandı. Ablasının intiharının gizemi hala odanın köşelerinde fısıldarken; Leyla, hem sevdiği ablasının yasını tutmak hem de onun yarım bıraktığı bir adamın karısı olmak zorundaydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD