Mert, elindeki dosyaları hemşire bankosuna bırakırken koridordaki gürültüye kaşlarını çatarak baktı. Mesaisi bitmek üzereydi. Ancak bir doktorun refleksi, kişisel duygularından her zaman önce gelirdi. Koşar adım sedyeye yaklaştığında, acı içinde kıvranan yüzü gördü ve donakaldı. "Ela?" Barış, Mert’in sesini duyduğunda sanki elektrik çarpmışa döndü. Az önce konakta arkasından kuyusunu kazdığı, kıskançlıkla diş bilediği adam, şimdi tek umuduydu. Barış’ın sesi titredi, kibri yerle bir olmuştu. "Mert... Mert yardım et! Çok kötü, bebek... Bebek gidiyor galiba!" Mert, şahsi husumetini bir kenara bırakıp profesyonel bir soğukkanlılıkla Ela’nın yanına eğildi. Ela’nın yüzü solgun, alnı ter içindeydi. Mert, hızla talimat yağdırmaya başladı: "Acil kadın doğum uzmanını çağırın! Damar yolu açın, ta

