pandoranın kutusu 2 +21

1959 Words
☆☆☆ Ağzını kadınlığıma dayayıp emmeye başladığında "ahhhh Meteeeeee!" diye inledim ahhhh tüm vücudum kasıldı... Kadınlığımın kasıldığını ard arda şiddetle kalp gibi attığını hissettim " dur lütfen,ah lütfen dur, napıyorsun dur, ah!" diye inliyordum bir an durdu yukarı doğru çıktı ve yan çekmeceden kravatını aldı kravatı ellerime bağladı ve karyolanın üst kısmına bağladı. "Mete" dedim "hişttt" dedi iki elimi de aynı şekilde yapıp tekrar dudağından öptü "benden utanmamayı öğreneceksin güzel kadınım " dedi ve tekrar aşağı inmeden önce bir kravatı da ağzımı kapattı aşağıya doğru kaydı. Tekrar kadınlığımdaki yerini aldı, daha şiddetli emmeye başladı bir yandan da iki parmağını rahmine soktu, tüm vücudunun kalçam karnım kasılıdı. Bacaklarım belim kasılıyordu, aklımı kaçıracak gibiydim " lütfen dur, lütfen" derken rahmimin içindeki elini hareket ettirip emmeye devam etti, en son titreyerek boşaldım... "Ah ahhhh" diye inlerken nefesim o kadar düzensizdi ki üzerime kapanıp ağzımdaki kravatı aşağı indirdi boynuma dişlerini geçirdi sonra da arzu dolu öperek " kendi tadına bak " dedi deli gibi öpüyordu beni. Birden ellerinin bacağımı ayırdığını fark ettim ne ara soyunmuştu bilmiyorum ama erkekliğini dayanmıştı girişime. Eli ile göğsümü sıkıp diğer eli ile sırtımdan kalçamı kavramış sıkıyordu, dudakları boynumdaydı sonra gözlerime baktı "bana bak Vera" dedi kendimde değildim arzunun kollarındaydım " Vera bana bak " dedi dönüp baktığımda içime dolmaya başladı üstüme kapanıp iki eli ile başımı sarıp sabitledi kafamı bakışlarımı kaçırmama müsade etmemeye çalışıyordu "bak bana güzelim hadi bak bana" gözümü açıp baktığımda boynunun damarını inip çıkan adem elmasın fark etmiştim.. " ıslak olmana rağmen halen çok darsın!" tekrar komodine uzanıp erkekliğini güçlükle çıkartı ve erkekliğine birşey döktü sonra da bana girişime... sonra tekrar üstümdeki yerini aldı "o ne ?" dedim "kayganlaştırıcı, şimdi sürtünmeden daha az acı çekerek tüm zevki dibine kadar yaşayacaksın" ve içime dolmaya başladı.. Dediği gibi oluyordu erkekliği içimde rahatça ilerliyordu ama halen çok dardım her ilerleyişini hissediyordum, içimde ilerlerken içimi dolduran doluluk ve basınç ile adeta kendimden geçiyordum, en son sanki kemiğime dayandığını hissettim ama halen itiyordu kendimi "yapma nolur gitmiyor daha fazla" dedim güldü nefesi düzensizdi yüzünde terler oluşmuştu vücudunda da. "açılacak ,halen tam giremedim rahat bıraksan kendini daha kolay olacak kasıyorsun esnemiyor rahmin" dedi... "napmam gerek?" dediğimde sesim ağlamaklı çıktı "ah yavrum!" dedi benim o anki ses titrememe "Verammm" dedi gözlerimden şefkatle öptü " sen her şeyi yapıyorsun yavrum, yavaş yavaş tamam mı?" dedi o esnada Serra'yı duydum "bacaklarını kır ve kalçana dek çek" dedi dediğini yaptığımda Mete'nin daha da içimde yol aldığını fark ettim "evet yavrum işte böyle" dedi derinlerden gelen arzu dolu tınısı ile "böyle bebeğim az kaldı" kendisi de kalçalarımı ezercesine tutup oradan eli, kıvrılmış bacaklarıma geldi ve "şimdi tamamen gireceğim" dedi ve kendini bana tamamen ittiğinde içimde korkunç bir basınç hissettim " ahhhhhhhh " dedim acı ile. Öylece kaldı, girip çıkmadı durdu "hah hahhh yavrummm hahhhh beni sağıyorsun" dedi ne demek istediğini Serra açıkladı "darsın tamamını girdirdiği için içinde kımıldayamıyor, rahminin içi de kalp gibi atmaya başladı, adamı resmen içimizde sağıyoruz" dedi yatağa yanımıza uzanarak Mete'ye bakıyordu vücuduna... "ne kadar güzel" dedi " ondan başkası ile olamazdı böyle!" dedi Serra ve o an ona kaydı gözüm demek istediğimi anlamıştım. Gözlerimi açtığımda Mete Serra'nın içindeydi boynuna gömülmüş kokuyordu onu " Mete" diye inledi Serra "Mete sik beni!" dedi Mete ona bakıp gülümsedi, yavaşça girip çıkmaya başladığında altında daha önce hiç duymadığım inmeleri çıkartmaya başladı "aşkım... ahhhh aşkım... Mete, ahh çok acıyor... Meteeee ahhh! "diyerek daha da tahrik ediyordu Mete'yi... Mete ise gülümseyerek zevkle sevişmeye devam etti, giderek hızlanarak "aşkım!" diye inledi Serra " aşkım kucağına al beni" dedi "tamam yavrum" deyip önerisi hoşuna gitmiş gibi hızla ellerini açtı Serra'nın ve belinden kavrayıp kucağına aldı. Kolu ile sıkıca belini kavramıştı ki Serra belini tam bir kavis yaparak başını yatağa dayayıp Mete'nin kucağındaydı. Mete'nin gözlerinden yüz şeklinden zevk aldığı anlamayabilyordum. Kolu ile Serra'nın kavislenmiş belini tutup kalçalarını okşuyordu ve hızla kucağındaki Serra'yı kucağında sektiriyordu. Serra ise elleri Mete'nin bacaklarında, okşuyor arada da saten örtüyü tutup sıkıyor, gözlerini zevkle gömüyordu karanlığa... En sonunda Mete tekrar kucağına alıp göğsünü sıkarak kucağında tüm haşinliği, sertliği ile sektirmeye başlayınca boşalmasının yakın oldğunu anlamıştım. O erkeksi sesleri inlemleri artmış daha hızlı içine girip çıkıyordu ki başını Serra'nın boynuna oradan da dudağına gömüp nefesini Serra'nın ağzına vererek " ah ahhhhh ahhhhhhhh" diyerek boşaldı ve kendilerini yatağın üzerine bıraktılar. Onları izlerken ben asla böyle bir sexs yaşatamayacağım Mete'ye diye düşünmüştüm. Sabahın ışıkları vuruyordu gözüme, belimdeki eli yavaşça kaldırdım. Vera ortalıkta görünmüyordu, banyoya geçtim Bembeyaz tenimin her köşesinde diş izleri, moruklar, kızarıklıklar,parmak ve el izleri vardı... bazı noktalar kan toplamıştı... birden Vera'yı gördüm aynada çekinerek bakıyordu vücudumuza. Arkamı döndüğümde kalçalarımdaki el izlerine bakıp güldüm "utanma Vera bunların hepsi sevdiğimiz adamın izleri" dedim... sonra duşa girdim. Bir süre sonra banyonun kapısı açıldı giren Mete'ydi. Hiç bozmadım kendimi, duşuma devam ederken arkamdan belimi kucaklayıp kendine çekti. Erkekliği sertti bel kıvrılmıma geliyordu. Hem çok sert hemde büyüktü. Arkamı döndüğümde ne istediğini anlamıştım. Dudağımı şehvetle öperken ağzımı dilimi dudaklarımı emmekten asla vazgeçmeden "yavrum" dedi dudağı dudağımda konuşmaya devam ediyordu "efendim aşkım?" dedim. "beni mutlu etmek ister misin?" gülerek bakıyordu Ben de gözlerine bakıp erkekliğini elime aldım , ellerini duvara dayadı ve eğildim... ağzıma aldığımda ellerim kalçasındaydı kasıldıklarını hissettim sımsıkı kalçası daha da sertleşmişti... Ellerini saçıma götürüp ritmik hareketlerle girip çıkarken ağzıma, ağzımdan çıkarken emmeye başladım erkekliğini somuruyor gibi emiyordum ki "siktirrrr siktirrrrr hahhhh" diyerek "yavrummm bebeğim!" diyerek kollarımdan kaldırıp duvara dayadı bacağımı aralayıp aletini içime doğru sokmaya başladı. O kadar sert sokuyordu ki bacaklarımı kalçasına sardırdı ve gövdemi tamamen duvara temas ettirip kendi de bana yapıştırdı vücudunu. Su benim göğsüm ile onun göğsünün birleştiği yerde minik bir gölet oluşturmuştu. Bir yandan tüm şehveti ile içime girip diğer yandan gözlerime baktı. Neden bilmiyorum ama o bakış benim içime korku saldı. İlk defa Mete'den korktum... düşünün Vera değil ben korktum. O zamanlar anlamamıştım ama geçmişin ilk kapısını o bakış ile açtığımın, Mete'nin karşısında ilk çıplak ve çaresiz kalışımın bu olmadığını çok sonra fark edecektim. Banyoda birbirimize ait olduktan sonra ben onu duşta bırakıp hap içmek için çıkmıştım. Hamile kalmak gibi derdimiz yoktu neticede. Unutmadan içmek istedim çünkü bu gün üniversite kayıt günümde heyecanla unutmak istemedim. Elimdeki kolyeye karmaşık duygularla baktım. Hazırlandıktan sonra o an gelmişti. Babam anneme takmıştı bu kolyeyi şimdi bende sevdiğim adamın kolyemi üniversitenin kayıt gününe giderken bana takmasını istiyordum. Elimde kutu ile çıktığımda Mete salonda koltukta oturmuş kahve içiyordu. Bir adam bu kadar karizmatik olabilirdi. Telefonun hoparlörde olduğunu fark etmiştim. "Oğlum şimdi sen üst sınıf bordo mu oluyorsun" dediğinde gülerek "saçmalama bordonun üst sınıfı mı var?" dedi " Doğru o da hamamböceği yer sen de !" dedi telefondaki "ne zaman gideceksin?" diye sorunca Mete "haftaya pazar günü giriş yaparım" dedi. "Vay be kardeşim 9 gün kalmış" ... 9 gün kalmış... 9 gün sonra Hakkari'ye gidecek. O an içim buruldu. "Dikkat et kendine, timin lideri sen misin?" dediğinde Mete başka "türlüsü mümkün mü , sen dahisin gel orgeneral ol dediler de ben işi mutfağından başlayayım dedim" deyince karşıdaki adam katıla katıla güldü "olum siz kaç gün askerlik yaptınız lan?" dedi sonra yansımadan beni görünce "kapat sonra ararım seni müsait değilim" Yanıma geldi ve " sevgilim " dedi çenemden tutup kaldırarak. "Neden birikti bu yağmurlar benim sevgilimin gözünde?" dedi... "Mete 9 gün mü kaldı?" "Ah bebeğim" deyip sarıldı başımı öptü "ona öyle demiyoruz, ona 9 günümüz var daha dolu dolu geçecek sonra da birbirimizi özleyeceğiz diyoruz... sen beni özlemek istemiyor musun?" dedi ben başımı sallayıp hayır diye işaret edince kaşını tatlı sert çatıp " o ne demek ?" dedi bende "hep yanımda ol istiyorum " deyince kahkaha atarak sarıldı "bıkarsın bak benden o zaman, ilişkimiz eskir, çoraplarımı toplarken kahveye git evi temizleyeceğim falan dersin!" dedi güldüm burukça, elinde olan birşey değildi.. Onu da üzmeme gerek yoktu " sevgilim kolyemi takar mısın " dedim duygusal havayı dağıtmak isteyip " tabi "deyip direkt aldı ve takması için uzattım kobcayı geçirdi. " Oldu mu " dedi. Parmaklarımla düzeltip " bak olmuş mu ?" dedim ve ona döndüm... O an yüzünden hızla silindi gülümsemesi... hatta gözleri açıldı... "Bu kolye.. "dedi bende "babamın anneme aldığı kolye çocukken kaybetmiştim" dedim "nerede buldun ?" dedi " bulmadım dayım tekrar yaptırıp getirmiş bana şans getirecek" diyince "çıkart şunu" dedi "anlamadım" dememe kalmadan boğazımdan çekip aldı "çıkart dedim sana!" diye öyle bir bağırdı ki olduğum yerde sıçrayıp gözlerimi kapattım. "Takmayacaksın bunu anladın mı, takmayacaksın bir birdaha bu kolyeyi... sakın Vera ,sakın sözümü çiğneme" ... Ne olduğunu anlamadan öylece kalakaldım. kolyeyi alıp gitti... Boğazım acıyordu. Çizilmiş kanıyordu ama fiziksel acım içimde hissettiğim acıdan çok daha hafifti. Tüm vücudum uyuşmuştu. Vera'yı gördüm koltukta sinmiş cenin pozisyonundaydı. "Çok korkuyorum" dedi "bende"dedim Vera'ya. Ne kadar süre tepkisiz kaldım bilmiyorum, sonra merdivenlerden gelen ayakkabı sesimi duyduğumda da dönüp bakmadım. Tam baş ucuma geldiğinde omzuma dökülen saçlarımı arkama atıp boğazıma baktı "sikim, yırtılmış hep!" deyip gitti... elinde ilkyardım çantası ile geldi yanıma oturdu uzaklaşmak istedim ,tuttu elimden. "Yapma" dedi, "yapma zaten kendimi dövesim var yapma güzelim" dedi "izin ver" O anda yanaklarımdan süzülen yaşlara engel olamadım... ve beden kontolümü artık kaybetmiştim. Artık kontrol Vera'daydı. Gözlerinden ard arda yağmur damlaları akıyordu. Donuk bir yüz ifadesi ile cenin pozisyonunda geçti. Vera Bacaklarımı topladım karnıma çektim sarıldım onlara, ne zaman kendimi yalnız hissetsem kendime sarılırdım. Yine öyle yaptım. Boynumda ruhumu yaralayan adamın parmakları birşeyler sürüyordu derime, kaşınma ile yanma arasında bir his vardı ama onlara ağlamıyordum. Ben ne yaşadım az önce, neden yaşadım... Mete Kahretsin gözlerinden yaşlar o kadar çok akıyor ki, Tanrım şimdi olmaz, şimdi olmaz. 9 gün sonra gideceğim aylarca gelemeyeceğim belki şimdi olmaz Vera. Neden siktiğimin geçmişi geçmişte kalmıyor. Yapma güzelim seni kaybedemem. Hatırlamaman lazım. Eğer hatırlarsan... Bu sır bu acı bu yük hep omzuma ağır geldi. 18 yaşından beridir bu yükü taşıyorum. Ailem beni Amerika'ya Vera'ya gerçeği anlatmamam için ona zarar vermemem için yollamıştı ama bu vicdan azabı asla dinmiyor. Vera daha 13 yaşındayken yaşadıklarını kaldıramamış 3 gün boyunca hiç bir şey yemeden içmeden şok içinde yatmıştı. Kendine geldiğinde tüm istenmeyen anılar silinmişti. O kolye pandoranın kutusu Vera, kusursuz çocukluğundaki en büyük travmanın anahtarı, açma o kutuyu, çıkartma canavarları Vera... O kutu açılırsa zar zor topladığım hayatım mahvolur... O geceyi hatırlamak sana da bana da acı vermekten başka bir işe yaramaz. Ya birgün hatırlarsa. Şimdi değil ama bir gün hatırlayacak. Ya hatırlarsa. O zaman ne yapacağım ben... Vera Ayağa kalktım. Odaya doğru giderken "Vera hayır" dedi ama ellerimle susmasını işaret ettim, gelecekti gelmemesini işaret edip odaya gittim. Yatağa uzandım. Bir müddet uyursam belki kabus görmüşümdür diye düşündüm. Sessizliğe gömüldüm. Ne oldu, ne kadar uyudum bilmiyorum vücudumu ısıtan bir sıcaklıkla uyandım, başımı öpen "yapma Vera, yalvarırım yapma,geçmişin yükünü taşıyamayız. ikimizi de altında ezme çiçeğim" deyip saçımı okşayan Mete'ydi bu. Ne demek geçmişin yükü. Ne demek altında ezilir, taşıyamayız... Mete. Sürekli titriyordu. Belli kabus görüyordu. Seviştiğimizde de hep titreyerek uyurdu kollarımda ama sabah uyandığında hiç birisini hatırlamazdı. Acaba dedim bunca yıl sonra mümkün mü? Hatırlayabilir mi başına gelenleri, o geceyi, beni ve ... olanları hatırlayabilir mi? Vera Lambanın sarı ışığı sallanıyor, rüzgar mı var... burnumda koyun pisliği kokusu... neden buradayım, neden kalbim deli gibi çarpıyor, tenim neden bana yabancı, ellerimle sürekli boynumu gerdanımı ovalıyorum bir kiri çıkartmaya çalışır gibi... üzerimde ne var? Çıplak mıyım? Çıplağım... ama neden, neden çıplağım... o yüzden mi cenin pozisyonunda oturuyor ellerimle yüzümü kapatıyorum. Kendimi mi saklıyorum, o ayak sesi kimin... o ayak sesi kimin? Kim o? Kimmm Mete Kaçıncı rüyaya dalışı bilmiyorum ama saat 3 ü gösteriyordu ki kolllarım arasında kasıldığını hissettim, acı ile inliyordu. Dudaklarından belli belirsiz " kim" dediğini duyuyordum... "Vera yavrum uyan ,Vera güzelim kabus görüyorsun uyan, Vera!" dediğimde birden sıçrayarak uyandı "kim?" diye bağırarak, nefes alıp vermesi o kadar düzensizdi ki, heryere yabancı gibi baktı önce sonra "bak güzelim bak burdayım" dedim. "Mete" dedi "benim yavrum, benim kabus gördün" Vera "hayır ,kabus değildi" dedim... "tamam canım, tamam bak bana" deyip yüzümü ellerinin içine aldı "geçti... geçti. Hadi gel!" deyip göğsüne yatırdı. Kalbim maraton koşmuş gibi atıyordu. Titriyordum ve halen kasılmış durumdaydı. O ise saçımı okşayarak defalarca öpüp "Geçti bebeğim geçti güzelim"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD