ateşli saatler 1 +18

1239 Words
Vera'nın bana söylemediği ne olabilirdi ki. Aynı bedenlerdeyiz biz,aynı şeyi yiyip içiyoruz,s*x yaptığımız adam bile aynı. Nasıl benden birşey gizleyebilirdi ki! tüm bu düşünceleri çalan kapı dağıttı. Vera "artık gidip yatıyorum sen kendini bir şekilde oyalarsın" deyip kaçarak gitti. Zaten görüşmeyi kapattığımız andan itibaren benden kaçıyordu dikkatimi çekmişti. Kapıya yöneldim gelen yengemdi. "Yenge!" diye çığlık attım. "Güzelimmm" Yüzü solmuştu eve girerken etrafa baktı "Mete gelmedi mi?" "yok akşama gelecekmiş" dedim Elindeki poşeti bıraktı içerisinde saklama kapları vardır "size yemek yaptırdım" dedi. "Islak kekini de yaptırdım" diyip göz attı gülümseyerek. Teşekkür ettim. "Otursana" dedim... .... Birer Türk kahvesi eşliğinde Saliha sultanın yaptığı enfes ıslak kekle yengemle müthiş keyifli bir sohbete daldık. Geçmiş, gelecek, hayaller, gerçekler... Yengem de konuştukça açılmıştı. Geldiğindeki o kırılgan hali geçmiş yalancı tebessüm yerini kocaman kahkahaya bırakmıştı ki kapının açılma sesini duyduğunda çene hattında gerginliği görebiliyordum. Mete geldi diye neden gerilsin ki dedim. İçeri elinde poşetlerle Mete girdi yüzünü kaldırıp bizi görmeden " Vera bak sana ne aldım?" diyordu kafasını kaldırdığında annesini gördü. "Hoş geldin" dedi buz gibi. Kadın onun aksine sevecen özlem dolu "hoşbuldum" dedi. Sanki dün değil bin yıllık hasretle. "Al bunları odana götür güzelim" dedi tam poşetleri almıştım ki "Vera biraz odanda kalabilir misin?" sesi çok gergindi. "tabi" dedim gittim. alt katta, girişteki odama geçip heycanla paketlerdeki hediyeleri çıkarttım, bu elbise gerçek miydi. Aynanın karşısına geçip baktığımda inanılmaz duruyordu üstümde. Diğer poşeti açtığımda büstiyer çıktı son derece zarif ve seksi, simsiyah... birde not. 'Beyaz Teninde nasıl duracağını çok merak ediyorum' yazıyordu. Birkaç poşete daha daldım ki salondan korkunç bir ses geldi bir şeyin kırılma, yok kırılma da değil parçalanma sesi. Hızla koşup çıktığımda her yer cam kırıkları ile doluydu. yengem bir köşede içini çekip titreyerek ağlıyordu ve Mete elinden kan akarak ayakta sinirle dolaşıyordu "nasıl, nasıl bana o piçi savunursun sen nasıl? Beni katil mi edeceksin sen? Siz demediniz mi bu bir daha Türkiye'ye gelmeyecek diye? Ne işi var lan burada! Veranın kıyafetleri saç tokası bile kalmayacak buraya yolluyorsun..." "oğlum" demesine kalmadan "dedemle konuştum o da böyle olmasını istiyor." Şaşkındım dedem İstanbul'da tek kalmama razı gelmiş öyle mi? "Bir hemşerisi varmış hergün temizliğe gelecek hem temizliği hem de yemeği halledecekmiş. Bende sürekli arar konuşurum. En güvenli yer burası şuan" dediğinde yengem "yanlış yapıyorsun Mete" dedi Mete kendine zor hakim olarak annesinin üstüne yürüyüp "yanlışı 8 yıl önce yaptım 6 yıl önce yine o piçin kafasını koparmadığımda yaptım şimdi değil, sakın karşıma çıkmasın 6 yıl önceki Mete yok. Yalanla manipüle edip aşağılık oğlunu koruyamazsın artık benden" dedi. Daha fazla duymamak için içeri girdim aile meselesiydi sonuçta. İçeri girdiğimde Vera'nın koltukta korkudan titrediğini fark ettim. "Nen var Vera?" dedim koşarak yanına gittim " gitsinler, sussunlar çok bağırıyorlar..." Vera'nın bu hallerini hiç anlamazdım. Bir ses duyduğunda yada korktuğunda cenin pozisyonunda olduğu yere çöker yahut yatağa kıvrılıp elleri ile yüzünü saklar ve mütemadiyen titrerdi. Kapı kapanmıştı, belli ki yengem gitmişti. Bir koşu Mete'nin yanına gittiğimde elleri kanıyordu " gelme yavrum" dedi beni görür görmez. "Her yer cam..." Kendisi camlara basa basa geldi, lobiyi arayıp "temizlik personeli yollayın" dedi "1.30 saat sonra randevu oluşturabiliyoruz" dediler "tamam" diyip kapattı. " Elin kanıyor" dedim kolunu yukarı tutarak. " Sıyrık önemli değil" dedi. Siyah gömleği kan içinde kalmıştı. Kaşının üst tarafında da ince bir çizik vardı ve sağ yanağında da. "Cam kırığı sıçradı" dedi. Sorma der gibi bakıyordu. Bu bakışı Vera' dan biliyorum. Vera 'yı sakinleştirme şansım yoktu zira kendi kendine sakinleşirdi daha doğrusu titreyerek uyurdu uyandığında düzelirdi ama Mete'nin yarasına bakmam lazımdı. "Hadi duşa girip yıkayalım" dediğimde girişteki odamın karşısındaki duşa girdi. "Temizlikçi ne zaman gelecek?" dedim " 1 yada 1.30 saat içinde" dedi. Ben elini suyun altına tutması için musluğu açarken o duşakabine girdi ve suyu açtı... Üzerinde kıyafetleri vardı. İki elini duşakabinin duvarına dayamış kafası aşağı bakarak sular saçından vücudundan akıyordu. Yaralı eli ilk başta su ile buluştuğunda kırmızıya boyadı duvarı zamanla durdu... Yanına geldim duşakabinin kapısını açtım. Orada olduğumu unutmuş gibiydi sanki bir anlığına. Döndüğünde karşısında çıplak duran beni gördü gözlerime baktı önce hissizceydi bakışı, öfkesi daha geçmemişti. Öfkelendiğinde hissizleşiyordu Mete. Buz gibi oluyordu. Sonra o bakışların öfkeden arzuya döndüğünü fark ettim. Kolumdan tutup içeri çekti ve kolları ile duvarla kendi arasına sıkıştırdı beni. İkimizin de üstünden sular akıyordu. Nefes nefese boynumdan akan suyu içti, yukarıya kulağımın arkasına doğru öpücükler kondurdu ve tam kulağıma gelince "bebeğim çok taze yaran... canın çok acır" dedi. Rahmimi kast ediyordu. İlişkiye girmek için iyileşmemi beklemek istemişti daha doğrusu. Elimi göğsüne kattım. Nefes alıp verirken hızla inip kalkan göğsüne. Kalbi deli gibi çarpıyordu. Yaklaştım, ayaklarımın ucunda yükseldim, gömleğini açtım ve göğüs kafesine öpücükler kondurmaya başladım. Dudaklarım, kaslarının girinti çıkıntısına girip çıkıyordu. "Siktir!" dedi inler gibi ama halen kendini tutuyordu. En son baktım olmayacak dilimi çıkartım hem öpüp hem emerek vücudundan akan suları kana kana içtim. Nefes alıp verişi hırıltılı bir hal almaya başlamıştı. Aşağıya doğru gitti elim o an göz göze geldik elleri halen duvara dayalıydı. Ne yapmaya çalıştığımı anlamak istiyordu farkındaydım... Kemerini açtım sonra pantolonunun düğmesini fermuarını sıyırdım, eli ile yüzünden akan suyu silip beni durdurmak istedi. Elinin birisi ile pantolonundaki elimi tuttu "yapma canını acıtmak istemiyorum, yarına kadar sabret" dedi. Önünde diz çöktüğümü gördüğünde şaşırmıştı. Karnını öptüm, kasığını öptüm ve pantolonunu sıyırdığımda artık ne yapmak istediğimi biliyordu. Yüzünde bir gülümseme oluştu, dudaklarını yalayarak güldü , gözlerini kapatmıştı... izin verir gibiydi. Elime erkekliğini alıp önce biraz ovaladım, boğazından hırıltılar derin derin nefes alışverişi sesi geliyordu, sonra erkekliğini başını ağzıma aldım. Ucunu emdim önce , sonra ucuna dilimi dokundurdum. "Siktir amına koyim, yavrum delirtiyorsun beni!" dedi başını iki elinin ortasından duvara dayamış soluk alışverişiri derinleşmişti. Biraz daha soktum ağzıma ve daha çok sokup çıkartmaya başladığımda elini başımda hissettim. Bir yandan saçımı okşuyor diğer yandan ritmik hareketlerle kafamı ve kendini bana doğru girdirip çekiyordu. Sesleri daha haşin daha da sertleşmeye başlamıştı ki "hahhhh hahhh!" diyerek koltuk altımdan tutup beni kaldırdı hızla arkamı döndürüp ellerimi duvara dayadı. Bir eli ile göğsümü diğer eli ile kadınlığımı okşamaya başladı. Zevkle başımı geriye ittiğimde kafam göğüs kafesinde, benimle kalçam arasında bir kavis oluşturdu... Göğsümdeki elini boğazıma götürdü diğer eli ile kalçamdan bacak arama uzandı arkadan erkekliğini bacağımın arasına sıkıştırttğını fark ettim bacaklarımı kapattırıp tekrar kadınlığıma dokundu ve erkekliği ile bacak aramda girip çıkıyor bir yandan da beni kadınlığıma yaptığı okşamalarla delirtiyordu. Gözlerim kaymıştı zevkten, vücudum titremeye başlamıştı. Mete'nin sıcak teni vücudumu kavuruyordu, her zerremden hissediyordum onu ama bu sadece şehvet değildi, teslim olma... Kendini tamamen koşulsuz şartsız bırakma. bu tenimde hakimiyet kuran bir bedenin bana yaptığıydı. İstila ediliyordum ve buna karşı koymayı düşünmüyordum bile. Onun inlemelerini, kasılmasını ve bacaklarımın arasından akan ılık menisini hissettim, ardından beni kendine daha da çok çekip daha da sert şekilde okşadığı kadınlığımda titreyerek inledim ve "ahhhh" diyerek öyle kasılmıştım ki parmaklarımın ucuna yükselmiş Mete'nin sarıldığı sert kollarının arasında çırpınıyordum Bir müddet sonra kasılmamın yerini rahatlama aldı, boşaldğımı hissettim. Bacaklarımın dermanı kesilmişti düşmeden önce tuttu beni... Sonra iyice kendine yapıştırdı. Sırtım göğsünde yapışık şekildeydi. Kalbi kalbimin atışı ile örtüşüyordu... üzerimizde su akıyordu ama aramızdan sızmıyordu. Çekti kendini, sevişmemiz bittiğinde eline şampuan alıp yıkadı beni de kendini de. Havluya sardı ve "odana geç güzelim" dedi. Kendisi de beline sarmıştı havluyu. Kapı çaldı o şekilde gidip açtı temizlikçiydi gelen. " Sadece salon temizlenecek dikkat edin cam kırıkları var" dedi. Girişteki küçük dolaptaki ihtiyaç malzemelerini gösterdi vee içeri girdi. Ben odasına gider sanmıştım. Yanıma gelip sarıldı yatağa yattı. Bornozlaydım halen ikimizin de nefesi düzelmemişti. "Seni çok seviyorum Vera" dedi. Omzumdan, boynumdan öpücüklerden oluşan bir yol yaptı kendine, dudağının temas ettiği her yeri yakan bir yol. Çok derin bir öpücüktü. Hasret doluydu. "Seni çok seviyorum." Sonra ikimizde uyuduk.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD