Sabah burnuma güzel gelen kokular eşliğinde uyandım. Yatağımdan kalktığımda, ön ve arka tarafımdaki menilerin kurumuş olduğunu fark edip duş almak için banyoya doğru yöneldim. Banyonun kapısına yaklaştığımda suyun sesi gelmeye başladı, içeride duş alan birisi vardı. Kapıyı tıklattığımda sesinden lucas olduğunu anlayıp içeriye girip giremeyeceğimi sordum. Gel komutundan sonra içeriye girdim, lucas suyun altında köpüklü vaziyette duruyordu. Yanına gidip bende suyun altına girdim. Lucas diz çökmemi ve kendisinden akan su ile duş alabileceğimi söyledi. Bacaklarının arasına diz çöküp ondan akan köpüklü su ile kendimi temizleyebildiğim kadar temizledim. Lucas aletinde köpükler olmasına rağmen saçımdan tutup aletinin altını yalatmaya başladı, ağzıma gelen o acı tat ile kusacak gibi oluyordum ama lucas elini saçlarımdan çekmiyordu. Bir süre daha yaladıktan sonra saçıma ve göz kapaklarıma tüm menisini boşaltıp üzerini giyinmeye geçti. O gittikten sonra tüm vucudumu yıkadım ve salona doğru geçtim. Fredy ve lucas kahvaltılarını yapmaya başlamışlardı bile. Fredy yerdeki kabı göstererek geç yemeğini ye dedi. Dizlerimin üzerine çöküp bana ayırdıkları yemeği bir köpek gibi yemeye başladım, zaten daha öncede çoğu kez bu şekilde yemek yediğim ve su içtiğim için alışkındım. Fredy ve lucas şehirde işleri olduğunu söyleyip çıktılar evden. Onlar evde yokken, telefondan bişeyler izleyip zaman geçiriyordum. O kadar dalmıştım ki havanın karardığını fark etmemişim bile. Araba sesinden geldiklerini anlayıp kapıya doğru koştum gelen lucastı. Arkasına bakarken lucas -Fredy bu gece gelmeyecek, biraz daha işleri var. Diyerek eve girdi. Bu gece biz bizeyiz diyerek gülümsedi ve koltuğa oturdu lucas. -Demek sert şeylerden hoşlanıyorsun sürtük, sana bu gece en sert şeyleri yaşatacağım dediğinde gözlerindeki o nefreti görebilmiştim. Dün geceki lucas gitmiş yerine farklı birisi gelmişti sanki. Ben ayakta beklerken yanıma gelip saçlarımı kokladı, parmaklarını yüzüme daha sonra boğazıma ve göğsüme doğru götürmeye başladı. Çenemden sıkıca tutup ağzıma tükürdü ve çok sert bir tokat attı, attığı totatın etkisi ile kendimi yerde buldum. Ben yere yığılmışken ayağını kafama koydu ve bastırmaya başladı. Canım hiç bu kadar yanmamıştı ve bundan zevk de almıyordum, bunu Fredy yapsa içimde fırtınalar kopardı ama lucas bunu bilinsizce yapıyor ne hissettiğimi gram takmıyordu. Kelepçelerden birisini getirip elimi kelepçeledikten sonra, ucu hafif dikenli olan sopalarımızdan birisini alıp beni kucağına aldı. Kalçama hiç acımadan sivri uçları olan sopa ile vurmaya başladı. Her vurduğunda can veriyor gibiydim, kalçamdan akmaya başlayan kanları bacaklarımda hissedebiliyordum. Lucasın hiç acıması yoktu, sanki beni öldürmek istiyor gibiydi. Ben bir anlık acı ile -Durabilirmisin lütfen canım çok yanıyor. Demem ile birlikte bana yağdırdığı küfürler eşliğinde boğazıma sıkıca sardı ellerini. Ellerinin arasında nefessiz biçimde öylece kalmıştım, sanırım bu gece son gecem olacak. Gözlerim kararmaya başladığında elini boğazımdan çekti ve diz çökmemi istedi. Ağzımı açmamı ve işediği tüm sidiği içersem rahat bırakacağını söyledi. Şu durumdan kurtulmak için yapmayacağım şey yoktu, kabul ettiğimi kafamı sallayarak belli ettim. Üzerini çıkarıp aletini ağzımın hizasına getirip işemeye başladı, sıcak ve pis kokulu şeyi ağzıma doldurdu ve bende midem kalka kalka yutmak zorunda kaldım, tüm hepsini yuttuktan sonra çöz artık beni dedim, hemen geliyorum deyip ağız topunu ağzıma yerleştirdi. - Daha yeni başladık bitanem ne çözmesi. Bu gecenin bitmeyeceğine o an karar verdim. Çok yanlış bir şeçim yapmıştık ve beni kurtaracak kimsede yoktu. Ben yerde kıvranırken arkama geçip arka deliğime aletini sokup sert bir şekilde girmeye başladı, saçlarımdan öyle bir çekiyordu ki, biraz daha çekse kafa derim yüzülecek gibiydi. Bir süre daha sert bir şekilde devam edip içime bıraktı tüm sıvılarını. Daha sonra eline bira şişesini alıp kafamdan aşşağıya hepsini boşalttı üzerim full bira olmuştu. Bira şişesine tükürdüğünde onu içime sokacağını anlamıştım, ya şişe içimdeyken kırılırsa kanamadan ölebilirim. Göz yaşlarıma hakim olamıyordum, çığlık atamıyordum ağız topum yüzünden. Şişeyi alıp arka deliğime doğru sokmaya çalıştı ama pek başarılı olamadığı için çok sinirlendi ve şişeyi yere vurup parçalar haline getirdi. Suratıma sert bir tokat atıp, saçımdan tutarak, cam parçalarının üzerine fırlattı beni. Kaç tane cam parçasının içime girdiğini anlatamam belime kollarıma kalçama. Heryerimden kanlar akmaya başladığında o hala karşıma geçmiş sırıtıyordu. Ağlamayı kes diyerek karnıma sert bir tekme daha vurduktan sonra duşa doğru gidip beni orada yanlız bıraktı. Yerde çaresizce kanlar içinde yatıyor, can vermek için dua ediyordum. Kapıdaki anahtar sesini duyunca gözlerimi umutla kapıya doğru diktim, gelen Fredy'di beni gördüğü gibi koşarak telaşlı bir şekikde yanıma geldi. Ağzımdaki topu çıkarıp -Nerede o orospu çocuğu diye sordu sinirle. Tek yapabildiğim banyoyu işaret etmek oldu. Fredy eline sopayı alıp banyoya daldı, bağırış sesleri salonu bile inletiyordu. Bir süre geçtikten sonra fredy, lucas'ı saçlarından tutmuş çıplak şekilde salona getirdi. Lucasın heryeri kan olmuş, gözlerini bile açamayacak hale gelmişti. Fredy onu o halde kapıdan dışarıya tehtitler eşliğinde tekmeleyerek yolladı. Lucas benden de kötü bir hale gelmişti. Fredy beni yerden yavaşça kaldırıp, cam parçalarını çıkarttı. Tüm vücudumu temizledikten ve yaralarıma gerekli müdaheleyi yapıp hiç bişey söylemeden beni yatağımıza kucağında götürdü. Yanağımdan öpücük alıp kendini yorma olanları yarın konuşuruz deyip odadan çıktı. Ona olan bağlılığım kat kat artmıştı. Sırf onu sinirlendirmek için çağırdığım lucas ise göründüğünden bam başka birisi çıkmıştı. Bugün anladığım tek şey bir efendinin bilgili olması gerektiğiydi her sert yapan kişinin efendi rolüne bürünemeyeceğini daha iyi anlamış oldum. Efendi olmak sadece köleyi aşşağılayıp zarar vermek değil. Onun duygularına göre de hareket etmeyi bilmek gerekiyor. Özenerek efendi olunmaz, efendi olmak güç, bilgi ve zeka ile alakalı.