"Bir gece" diye mırıldandım. Gözlerim kapalı sanki sesli bir şekilde söylersem her şey çok kolay olacak gibi geliyordu.
"Evet bebeğim..." dedi. O güzel sevgi sözcüğü karşısında içim aydınlanmıştı. Bunca zaman her türlü flört taktiğini üzerimde deneyen ne yiğitleri harcamış olan ben, bu hiçbir özelliği olmayan sevgi sözcüğünde takılıp kalmıştım.
Gözlerimi açmaya korkuyordum. istemsizce gülümsedim.
"Benimle bir gece geçirip sabahında pişman olarak uyanan hiçbir kadın olmadı"
NE, NE, NE? Hemen gözlerimi açtım kafamı çevirmemle alnını çekti. Ani hareketim karşısında gözlerini kısarak bana baktı. Yola geldiğimi düşünmüştü muhtemelen. Demek beni önceki tek gecelik ilişkilerini referans göstererek kandıracaktı öyle mi? Kim bilir daha kimlere bebeğim demişti. Çıldırmıştım.
Hemen çekildim ve içeri doğru yürüdüm. Bir anda arkamı dönüp kolumu kaldırıp işaret parmağımla kapıyı gösterdim. "Git buradan git, ev senin mi değil mi bilmem git yoksa şikayet edeceğim seni." dedim.
Kısa ve kısık bir kahkaha attı. "Kime şikayet edeceksin?" diye sordu. "Babama, polise, jandarmaya.. herkese" dedim.
"Güzelim" diyerek bana doğru bir adım attı? Çok eğleniyor görünüyordu. "Beni bunlarla mı korkutuyorsun?" "Beni şikayet edeceğin herkes adımı duyunca hazır ola geçecektir. Az önce vücudumun altında keyfin çok yerindeydi, neden birden sinirlendin?"
"Başka kadınlarla ilgili söylediklerim mi seni bu hale getirdi yoksa?" Gözlerini kısıp kafasını yana eğdi. Yüzünde akıl almaz bir sırıtış vardı. "Demek kıskançsın ve beni hemen sahiplendin. Hmmm.. hoşuma gitti" diye ekledi.
Kanım kaynıyordu. "Ne sahiplenmesi be? Beni tek gecelik ilişkilerinle aynı kefeye koyabileceğini mi sandın.”
“Bir de bana referans veriyor Allah'ın manyağı. Bir de telefonlarını ver istersen görüşme yapayım." dedim.
Ellerini cebine soktu omuzlarını umarsızca silkti ve "Şey, yani istediğin buysa..." dedi. Ağzım şokla sonuna kadar açılmıştı. "ÇIIIKKK!!!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım.
Bıkkın ve uzun bir nefes verdi. "Sıkılmaya başladım." dedi. "Bu son şansın."
Ellerimi havaya kaldırıp iki yana açtım kafamı sallayıp "Sen nasıl bir narsistsin?" dedim. Birden dikeldi kulağını kapıya doğru çevirdi. "Baban birazdan burada olacak. Bağırmayı bırak, bu kadar mücadeleye değmezsin. Gidiyorum." dedi. Kafamı çevirdim babamın burada olacağını nerden anlamıştı. Geri döndüğümde ise gitmişti.
Koşa koşa odama gittim. Kapıyı 3 kez kilitledim. Gitmesi doğru olandı. Beni üzecekti, kıracaktı. Biliyordum. Ancak karmakarışıktım yine de gerçekten gitmiş miydi? Bir daha dönmeyecek miydi? Artık gerçekten birbirimizi görmeyecek miydik? Bu son muydu? diye düşünüyordum.
Bir kaç saniye sonra ona karşı koymanın verdiği öz güven ve kişisel tatmini yaşıyor iyi yaptım diyordum. Sonra onu tekrar görememe korkusu içimi yakıyordu.
Olmuyordu. Sakinleşemiyordum. Odada dönüp duruyordum.
Birden kapım vuruldu. "E-Evet" diye yanıtladım. "Aydan kızım nasıl oldun? Seni merak ettim" diyen babamın sesini duyunca rahatladım. "İyiyim baba müsait değilim açamam ama iyiyim." dedim. Değildim ama onu üzemezdim neler olduğunu ona anlatamazdım. O adam benim için fazlaydı.
Fazla tehlikeli, fazla arsız, fazla zor. "Doktora gidelim ya da en azından buraya doktor getireyim." Diye seslendi babam kapının arkasından.
"Hayır gerçekten iyiyim sadece lütfen dinlememe izin ver. Yarış bitti mi?" diyerek konuyu değiştirdim. "Hayır Ateş Ağa ortadan kayboldu. Geri dönmedi çözmesi gereken önemli mesele varmış. Bu yüzden ertelendi dedi."
Demek ben buydum çözülmesi gereken bir mesele. Beni böyle tarif ediyordu. Doğru olan uzak durmaktı. Ama KAHRETSİN! çok zordu.
Sonsuza kadar gitmiş olma ihtimali bile beni yıkmıştı. Doğru olanı gönlüm kabul etmiyordu. Babam biraz daha ısrar ettikten sonra ikna olup doktora gitmekten vazgeçerek ayrıldı.
Uzandım sürekli onunla yaşadığımız o cinsel gerilimi başa sarıyordum. Tüm yakınlaşmalarımızı, öpüşünü, dokunuşunu, koklayışını, vücudunu, baştan sonra tüm yaşananları düşünerek içinden çıkılmaz bir hale geliyordum. Sonra tekrar aynı sahneleri düşünmeye baştan başlıyordum.
Yanıyordum. Varlığı beni her ne kadar yakıyorduysa, yokluğu daha fazla yakıyordu.
Tek ilacı o olan bir hasta gibiydim. Sanki ben günlerce susuz kalan biriydim de o önümde şırıl şırıl akan bir ırmak gibiydi.
Bu kadar kısa sürede bu hisler normal değildi. Farkındaydım ama engel olamıyordum, olamıyordum işte.
Telefonumu elime aldım saat sabah 2 olmuştu. Dönüp durdum, nafile. Elime bir kitap aldım odaklanamadım. Sosyal medyada oyalanayım dedim olmadı. Ter kan içinde kalmıştım. Kalktım soğuk bir duş aldım.
Genelde stresliyken kişisel bakım beni kendime getirdi. Maskelerimi yaptım, kremlerimi sürdüm. Olmadı, olmadı işte. terden yatağım da sırılsıklam olmuştu. Duştan sonra temiz bir şort ve askılıdan oluşan bir pijama giydim. Çarşaflarımı da değiştirip temiz temiz yatıp uyuyacaktım. Saçlarımı bilerek kurutmadım, hala yanıyordum sıcağa tahammülüm yoktu. Camları açtım içeri giren her hafa zerresine minnettardım. Esintili bir akşamdı tatlı bir meltem içeriyi dolduruyordu. Diyarbakır'ın havası İstanbul'a kıyasla tertemizdi. Bana çok iyi geliyordu.
Tüm vücuduma iğneler saplanmaya başladı. Yüreğim dahil tüm vücudumda bir sızı vardı. Çarşafları değiştirirken pat diye bir şey yere düştü. Telefonum düşmüş olmadı deyip ararken o kutuyu gördüm. Esin'in hediyesi.
Elime aldım kutuyu. İşe yarayabilir miydi? Belki de sadece cinsel açlığımdı beni bu hale getiren. Aslında kendimi rahatlatsam bu duygulardan kurtulabilirdim. İşin doğrusu kullanmak istemiyordum Ateş'in dokunuşu dışında hiçbir şey istemiyordum. Ama şu an bana iyi gelme ihtimali olan her şeye açıktım.
Çarşafları tamamen değiştirdim. Işıkları kapattım ve uzandım. Nerden başlayacağımdan nasıl yapacağımdan emin değildim. İşin teorisine hakim olsam da pratikte hiç denemediğim için elim ayağıma dolaşıyordu. Pijamamın şortunu çıkardım. İç çamaşırı giymemiştim. Fazlalık hissettiren hiçbir şeye şu an tahammülüm yoktu.
Üzerinde sadece iki düğme vardı. Biri açma kapama düğmesiydi. Ona basınca alet elimde titremeye başladı. Ses duyulmayacak kadar hafifti. Rahatladım. Esin gerçekten akıllı davranmıştı henüz hiç ilişkim olmadığını biliyordu bu sebeple sadece küçük ve klitorisi uyarmaya yarayacak boyutta 3-4 cm’lik bir vibratör seçmişti. Diğer düğmeye basınca bunun titreşim seviyesini ve modunu değiştiren düğme olduğunu anladım. İlk üç basışımda sadece titreşim seviyesi yükseldi, sonraki basışlarımda ise titreşim seviyesi aynı kalırken, kendi kendine aralıklı titreme-durma, ya da sık sık titreme-durma gibi işlevleri olduğunu anladım.
Artık başlayabilirdim tek sorun tam olarak nasıl başlamam gerektiğini bilmiyordum. Önce pijamamın esnek atletini göğüslerimin altına çektim. Göğüslerim açıkta kalınca işaret ve baş parmaklarım arasına göğüs uçlarımı sıkıştırdım ve hareket ettirmeye başladım. Zaten tomurcuk şeklinde taş gibi sertleşmişlerdi. İlk dokunuşum bile kadınlığımın sızlamasına neden oldu. İçgüdülerim beni doğru yönlendiriyordu. Göğüslerimden birini altından kavradım ve ağzıma yaklaştırdım dilimi uzatınca tam ucuna kadar değebiliyordum. Sol elimin işaret ve baş parmağını yalayıp sol göğüs ucumu parmaklarımla çekiştirirken sağ göğsümü dilimle okşuyordum.
Gözlerim kapalıydı. Dilimin ve ellerimin olduğu yerde Ateş’in ellerini hayal ediyordum. Kocaman elleri uzun parmakları ile beni okşadığını, sevdiğini, bana dokunduğunu...
Ellerimi yavaşça üzerimde dolaştırmaya başladım. Kendimi kandırmayı başarıyordum. Ateş'in hayali bile beni çıldırtmaya yetiyordu. Yeterince ıslanmış ve hazırlanmıştım. Sonra daha fazla dayanamayıp vibratörü elime aldım ve çalıştırdım.