8. Bölüm

916 Words
Seichi tekrar çalışmasının başına dönmüştü ki başına hissettiği acı ile hızla arkasına dönmüştü. Misaki "Seni adi sapık! Demek gece de beni gözetliyorsun." diyerek arkasına yaklaşmış ve sinirle başına vurmuştu. Seichi sarsılma ile yerinden fırlarken Misaki hala onun gözlerine bakıyordu. "Sen az önce bana vurdun mu yoksa bana mı öyle geldi?" diye sorarken gözlerinden ateş saçıyordu. "Buna neden şaşırıyorsun? Neden seninle çalışmak istemedikleri belli, sen bir yapıksın Bay Seichi" dediğinde Seichi iyice çıldırmıştı. "Evimden hemen defol. Senin asılsız iddiaların canımı sıkmaya başladı artık!" dediğinde Misaki tek kaşını kaldırarak "Beni kovuyor musun?" diye sormuştu. O kadar sakindi ki Seichi birden tüm kanın beynine hücum ettiğini hissetmişti. Seichi dişlerini sıkarak "Seni uyarmıştım. Sana daha dikkatli davranmanı söylemiştim" dedi. "Anlıyorum. Peki. Sen bilirsin, sabah ilk iş bu evden ayrılmak istiyorum. Şimdi izin verirsen dinlemem gerekiyor." diyerek Seichi'nin konuşmasına izin vermeden hızla salondan ayrılmıştı. Genç kız odasına girdiğinde yüzünde hiç bir ifade yoktu. Ne üzgün ne de mutlu. Sadece söylediğin gibi yatağına girmiş ve gözlerini kapatmıştı. Seichi onun çok umursamaz olduğunu düşünmeye başlamıştı. Ekrandan bir süre onu izledikten sonra Seichi "Sana sapık demekte haklı. Neredeyse bir saattir onu izliyorsun" diyerek ekranı kapatmıştı. Sabah erkende kalkan Sakura dayısının hala çalıştığını görünce gülmeye başlamıştı. "Senin bu azmine hayranım Seichi" diyen genç kız onun dikkatini dağıtmıştı. Gece boyu pek bir şey çalışmış sayılmazdı. "Teşekkür ederim hayatım" diyerek ona kendisine bir öpücük vermesi için yanağını göstermişti. Genç kız dayısına yaklaşarak yanağına masum bir öpücük kondurduktan sonra tek kaşını havaya kaldırarak ona bakmıştı. "Misaki hala uyanmadı mı?" diye soran Sakura dayısının değişen yüz ifadesi ile ona ters bir bakış atmıştı. "Ne oldu?" dedi. "Misaki ile akşam ne oldu da yüzün bu hale geldi dayı?" diye sordu. "Sanırım bu gün evden ayrılıyor" Seichi’nin sözleri ile Sakura kaşlarını çatarak "Bu kez ne yaptın da onu da kaçırdın?" Seichi yeğeninin sözleri ile şaşırmıştı. "Neden benim bir şey yaptığıma bu karar eminsin" diyerek kaşlarını çatmıştı. "Çünkü seni tanıyorum. Bu kaçıncı dayı? Bu şekilde daha ne kadar yalnız kalmayı planlıyorsun?" diye sormuştu. Seichi onu bu sorusu ile "Bu seni ilgilendirmez Sakura" diye hafifçe sesini yükselmişti. Sakura dişlerini sıkarak "Annem haklıymış. Sen asla adam olmazsın. Ne kadar paran olması önemli değil. Seni seven bir olmadıkça paranın bir değeri yok dayı" diyerek hızla Misaki'nin odasına doğru yürümeye başlamıştı. Misaki derin bir uykudaydı. Uzun zamandır bu kadar rahat uyumamıştı doğrusu. Bu yatak tam bir masaj aleti görevi görüyordu. Gözlerini hafif araladığında kendisine bakan bir çift siyah göz ile karşılaşmış ve hemen geri çekilerek yorganı üzerine çekmişti. Karşısında Sakura'yı görünce derin bir iç çekerek "Sen miydin?" gibi basit bir soru sormuştu. Sakura gülümseyerek "Korkuttum mu?" diye sormuştu. Misaki başını sallayarak gülümsemeye çalıştı. "Biraz" dedi dürüst olarak. "Gerçekten üzgünüm. Seni korkutmak istememiştim" dedi. Misaki ona gülümseyerek "Kaç yaşındasın?" diye sordu. Sakura gülümseyerek "On dört" diye cevap verdi. Misaki dışından onun sözlerine tekrarlamıştı. 'On dört' diye. Sonra yatağından kalkarak dolaba yönelen Misaki, Sakura’nın "Ne yapıyorsun?" sözleri ile duraksamıştı. Misaki ona baktığında ise genç kızın içtenlikle kendisine "Gitme" dedi. Misaki şaşkın bir şekilde "Anlamadım" diye ona karşılık verdi. "Anlaşılmayacak bir şey yok. Gitme dedim" Misaki ona şaşkınlıkla bakıyordu. Sonra derin bir nefes alarak "Dün gece dayınla bir konuşma yaptık ve benim gitmem en iyisi…" dediğinde devam edemeden Sakura’nın "Kimin için en iyisi?" sorusu ile duraksamıştı. Misaki bir süre genç kıza dikkatle bakmış ve ona gülümseyerek "Teşekkür ederim" demişti. Sakura kaşlarını çatarak "Teşekkür etmek istiyorsan burada kal. En azından bir süreliğine" dediğinde Misaki tam ağzını açacakken arkadan gelen "Sakura’nın daha önce ısrar ettiğini hiç görmemiştim" diye söylenmişti. Kapıya yönelen Misaki kaşlarını çatarak konuşan Seichi’ye bakmıştı. Sonra Sakura'ya bakmadan "Kusura bakma canım ama dayın tam bir sapık" dediğinde Seichi dişlerini sıkarak ona dudaklarını bile kıpırdatmadan "Ben sapık değilim. Ayrıca odanda kamera olduğunu bildiğin halde dikkat etmeyen sensin" dedi. Tam arkasını dönüp edecekken duraksayarak "Ayrıca vücudun benim dikkatim çekecek kadar güzel değil. Ve için rahat edecekse küçük göğüslü kadınlar bana çekici gelmiyor ve senin göğüslerin tahta gibi" dediğinde Misaki neye uğradığını şaşırmıştı. Sinirli bir şekilde kapıdan çıkan Seichi'nin arkasında bağırarak "Seni aşağılık röntgenci. Sen kaç kişinin bana mankenlik teklifinde bulunduğunu biliyor musun? Sen kendi kalas vücuduna bak. Adi serseri. Sen.... Seni terbiye fukarası… Bir bayanla nasıl konuşulacağını bile bilmiyorsun" diyerek resmen yerinde tepinmişti. Sakura onun bu haline kahkaha ile gülmeye başlamıştı. "Sen neye gülüyorsun?" diye çıkışan Misaki , Sakura’nın kahkahalarını yarıda kesmişti. Sakura hemen dudaklarını ısırarak "Ben gerçekten çok şaşırdım, dayım aslında çok kibardır" dedi. "Ne kadar kibar olduğunu az önce gördük. Bunu onun yanına bırakmayacağım" diyerek sinirli bir şekilde odadan çıkmıştı. Tam salona gidecekti dış kapının çalınması ile kapıya yönelmiş ve dışarıdaki kamera ekranından kimin geldiğini görmüştü. Misaki pis bir sırıtma ile "Bittin sen" diyerek kapıyı açmıştı. Kapının açılması ile önceki gün gelen kadına gülümseyerek "Hoş geldiniz. Bay Seichi de sizi bekliyordu" dediğinde kadın Misaki'yi dinlemeyerek onu kenara itmiş ve sinirle içeriye girmişti. Seichi çalışmasının başındayken arkasından gelen çığlık gibi bir ses ile yerinden fırlamıştı. "Seichi hayatım uzun zaman oldu. Beni unuttuğunu düşünmeye başlamıştım" derken Seichi arkadan kendisine kadının büyük göğüslerini göstermek elleri ile göğüs işareti yaparak kendisi ile dalga geçen Misaki’ye öfkeyle bakmıştı. "Senin burada ne işin var" Seichi'nin sesi hiç olmadığı kadar sert çıkmıştı. Kadın ise ona yapışarak "Hadi hayatım. Biraz fazla abartmıyorum musun?" diye sorunca Seichi geri çekilerek "Fazla mı abartmıyorum. Allah aşkına sen benim projemi çalıp başkası sattın. Beni nasıl bir duruma düşürdüğünün farkında mısın?" dediğinde onlara şaşkınlıkla bakan Misaki ve Sakura ne yapacağını bilememişti. Kadın iyice işi abartarak onun sözlerini dinlemeyerek Seichi'yi sıkıştırmış ve onu baştan çıkarmaya çalışıyordu. Abartılı bir şekilde kırmızıya boyanmış dudakları ile Seichi'ye yaklaşırken kimse ne olduğunu daha anlamadan her taraf kararmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD