“Gelmeyeceğim dedim Leyla, o salon beyefendisinin yüzünü görmeye niyetim yok!” Omuzlarımı düşürerek inatla koltuğun üstünde oturmuş, elindeki çikolatalı dondurma kabından dondurma yiyen Defne’ye baktım. Sabah uyandığımızdan beri onu ikna etmeye çalışmıştım ama çok inatçıydı. “Asıl bu yüzden gelmelisin. O adam pişman olacak. Onun umurunda olmadığını göstereceksin, eğer şimdi gitmezsek öyle düşünecek.” Defne, burnunu çekerek bir kaşık dondurma daha aldığında yanına iliştim ve elindeki dondurma kabını çekip aldım. “Sabahtan beri yiyorsun, hasta olacaksın.” Defne, inatla elimdeki dondurmayı almaya çalıştı. “Versene!” “Olmaz, yeter.” “Ver ya!” diye ısrar ettiğinde de vermeyince sırtını koltuğa yaslayıp, göğsünün üzerinde bağladı kollarını. “Fıstıklı değildi zaten, boş ver.” diye kendi ken

