Defne’den “Seni rahatsız etmiyorum, değil mi?” Duyduğum ses beni büyük bir girdabın içinden aldı, başımı çevirerek karşımdaki adama baktım. Haftalar önce böyle bir durumda olsa çığlıklar atacağım durumda, sessizdim. Ecevit’ten hoşlanmıştım hala hoşlanıyor muydum bilmiyordum ama kollarının arasında oldukça rahattım. Heyecanlanmam gerekmez miydi? Ya da midemde kelebekler uçuşması? Normal filmlerde oluyordu öyle, kız heyecandan duramazdı yerinde. Ben niye cenazem kalkmış gibi öylece duruyordum. Bedenimi bile zar zor hareket ediyordum. Sana o kadar yeme diye dedim, en son midendeki kelebekleri de yedin, sonra diyor niye kelebekler uçuşmuyor! Her şeyi yemiyorum bir kere! Gel beni de ye istersen? Yemediğin bir ben kaldım zaten, hem sinirli hem haksız şuna bak, sarı çiyan! “Sen sus be!”

