Hayatımda tek hedefim vardı; işimde başarılı olup kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir kadın olmak. Çocukluğumdan beri, hep çok ama çok güçlü bir kadın olmak istedim. Güçlü, başarılı, kendine güvenen ve tabi ki yenilmez...
Aynadaki aksime bakarken, hedeflediğim bu özelliklerimin hiçbirine henüz sahip olmadığımı düşündüm. Elimi yüzüme götürüp parmaklarımı tenimde gezdirdim bir süre. Bembeyaz tenimin üzerinde belli belirsiz birkaç çil dışında yüzüm çirkin sayılmazdı. Yeşil gözlerim, bu bembeyaz tenin üzerinde hep dikkat çekerdi. Küçük burnum ile küçük çenem kızıl saçlarımın arasında gayet güzel gözüküyorlardı. Öyleyse neydi benim eksiğim?
Kendimi kandıracak değildim. Henüz yirmi dört yaşında olmama rağmen başıma birçok şey gelmiş, hepsini de bir şekilde atlatmayı başarmıştım. Bazen ben bile nasıl başardığımı anlayamasam da bir şekilde başarmıştım işte! Önemli olan buydu ve her şeye rağmen iyi idare ettiğim söylenebilirdi özetle.
Her kız çocuğu bebekleriyle evcilik oynarken, ben çok ünlü bir şarkıcıymışım gibi şarkılar söylerdim. Hayalini kurduğum işe azmederek sahip olmuştum. Belli ki şu hayattaki tek başarım buydu.
Gel gelelim tüm bunlar, benim son iki haftadır aklımdan ve gözümün önünden atamadığım adam yüzünden, kendimi sorgulamama engel olmuyordu.
Kendimi; bedenimi, şansımı, aklımı, geçmişimi ve geleceğimi sorguluyordum tam iki haftadır. Hem de neden? Sadece bir adam yüzünden.
Ah! Aklıma O geldiğinde gözlerimi sımsıkı yumarak gözümün önünde Onu canlandırdım, günlerdir hep yaptığım gibi. Onu herhangi bir adammış gibi sıfatlandıramazdım. Çünkü o kesinlikle kimseyle kıyaslanamazdı.
Gerçekten görüp görebileceğim her erkekten daha farklı olması bir yana, beni ilk kez tek bir bakışıyla etkileyebilen tek erkek olmasıydı, beni tetikleyen. Beni sürekli kendisini düşünmeye sevk eden.
Yıllarca çok çaba sar etmiştim, tek başıma ayakta durabilmek için. Çok da eziyet çekmiştim bu yolda. Ama en sonunda yarım yamalak da olsa, tam istediğim, hedeflediğim gibi olmasa da başarmıştım. Fakat gel gör ki; şimdi bir adam yüzünden bütün duvarlarım yıkılıyordu. Bütün desteklerim ayağımın altındaki yer gibi çekiliyordu sanki.
Sadece bir adam değildi belki ama hiç tanımadığım bir adam olarak sıfatlandırabilirdim onu. Tanımak için delirdiğim adam da diyebilirdim. Daha önce hiç böyle hissetmediğim için duygularımı bile sıfatlandıramıyordum ancak onu bir başka kadınla ten tene gördüğüm andan beri kendimdeki eksikliği arıyordum. Neden ben değil de bir başkası?
Ben kimden mi bahsedip duruyorum? Durun size en başından anlatayım o zaman?