CESARET

1320 คำ
Tabii Gurur. Her şeyi geçtim. Çocuk da beş dakikada yapılıp çıkıyordu zaten ortaya. Oğlum sen iki kez üniversite sınavına girdin. İlkinde ilk ona, ikincisinde o da puan kırdılar da ilk elliye girdin. Tescilli dahisin sen. Bu kız seni nasıl bu kadar salaklaştırıyor acaba? Adı bile Gurur olan adamda gurur kırıntısı bırakmıyor. Ego zaten tarih oldu. Sen ki öz abini bile bu zekâyla “Bu aileden olamazsın.” diye saymayıp kendini biricik erkek evlat ilan etmiş insansın. Hani şu birincilikle mezun olmuş Bahriyeli abini. Sen ki Selma’yı istemeye gittiğiniz gün abine “Evin en zeki, karizmatik erkeği olmanın yolunu evde tek erkek olmakta buldun.” deyip, Hilal doğduğunda “Oğlun olsa seni geçer, karizma gider diye korkup kız mı yaptın? Tabii ya, amcaya çekse evde de ezik olacaktın.” diyen insansın. Reddettiğin kızlardan voleybol takımı değil, ligi kurulur senin. ... Bir hafta sonra... Lavin’le bayağı arkadaş olmuştuk. Kanka modunda takılıyorduk. Cem i********:’a yüzüm asık fotoğraf atıp altına “Sevdiğim kızla kanka olunca ben.” yazınca yine ortalığı karıştırdım. Ve “Bülent Eliz’den hoşlanıyor ama bir türlü açılamıyor.” dediğimde Lavin, “Hiç sevmem öyle durumları. Erkek direkt söyleyecek seviyorsa.” dedi. “Öyle saçma sapan bahanelerle yaklaşanlardan nefret ederim.” Babamın beylik tabancasını verseydim Lavin. Vallahi bu kadar acıtmazdı. Çıkıp karşına “Seviyorum.” desem şansım olacak mıydı yani? Konuşmasını “Ama senin hatrına yaparım ben onların arasını.” diye tamamladı. Kendim ve Cem’den sonra Eliz ve Bülent’i de yakmış oldum böylece. Eliz’in sevgilisi vardı. Ve Lavin tanışıp kaynaşma bahanesiyle grubu eve çağırdı. Hepsi de bana gıcıklık olsun diye kabul ettiler. Ders arası oturduk. Bir şeyler yiyorduk. Lavin bir şey istememişti. Durgundu. Telefonuna mesaj geldi. Bir şeyler yazıp gönderdi. Yüzü daha da düştü. Ama bize bakıp gülümsedi. Sahte olmayı hiç beceremiyordu. O sırada kantine sarmaş dolaş iki kişi geldi. İkisini de daha önce Lavin’in yanında görmüştüm. Hatta çocuk için “Sevgilisi mi?” diye düşünmüştüm. Çocuk masaya otururken kız bize doğru yürüdü. ... “Yüzünü gören cennetlik Lavin Hanım. Yoksa benden mi kaçıyorsun?” “Ben yarın geleceğim yanına.” “Artık borcunu ödeyeceksin yani. Sevindim.” Lavin’in yüzü iyice düştü. “Getirmişken Berkan’dan aldığım üç yüz lirayı da getir.” Lavin’in gözlerinin dolduğunu fark edince ayağa kalktım. Rüya kaşlarını kaldırıp duruyordu. Kızı kolundan tutup kendime çevirdim. “Kaç para borcu var Lavin’in sana?” “İki yüz.” Elimi cebime attım. Lavin “Yapma.” dedi ama dinlemedim. Çıkarıp kıza altı yüz lira verdim. “Defol git şimdi buradan.” “Lavin’in yeni kurbanı sensin demek. Bakalım senin ne zaman aklın başına gelecek. Helal olsun Lavin sana da. Herkesin zengin masası dediği masaya kapağı atmışsın.” Lavin kıza bir tokat attı. Benim yüzüme hayal kırıklığıyla bakıp çekip gitti. Peşinden gideceğim sırada Eliz durdurdu. “Siz eve gidin. Ben eve getiririm Lavin’i.” Eliz gitti. “Bir saattir kaş kaldırıyorum yapma diye.” “Ne yapayım Rüya? Kızı eziyordu.” “Sen de çıkıp üzerinde tepineyim mi dedin? Kıza sormadan etmeden hangi hakla elini cebine atıyorsun?” “Düşünemedim işte. Kızım gelme üstüme. Çok pis baktı zaten. Affetmeyecek beni.” “Salaksın. Affetmese hakkı. Zaten bizim masaya geliyor diye kime veriyor acaba muhabbeti vardı.” “Ne muhabbeti?” “Saçma sapan laflar işte. Sözde biz zengin tayfasıymışız. Birinize veriyor olmasa aramıza almazmışız. Ben duyduğum kişilere kızdım ama mutlaka o kızın kulağına da gitmişti. Sen de çıkardın herkesin içinde.” “Büyük eşeklik ettim değil mi?” Kimse inkâr etmedi. Beni teselli de etmedi. ... Hepimiz kalkarken masada duran Lavin’in telefonunu verdiler. Herkes arabasına geçti. Cem içkileri alıp gelecekti. Eve giderken dayanamayıp mesajlarına baktım. Nasıl biri telefonuna şifre bile koymazdı? Gerçi söylediğim yalana kadar benim de yoktu. Babasıyla konuşmuştu. “Bin lira gönderebileceğimi söyledim ama yarısını haftaya göndereceğim. Doğan’ı kursa yazdırmak istiyor.” Şule ablan yazmıştı. Lavin “Önemli değil.” deyip geçmişti ama yüzünü düşüren konuşma buydu. Daha fazlasına bakmak için yanıp tutuşan yanımı durdurdum. Yeterince saygısızlık etmiştim. Eve geldiğimde Rüya, Bülent ve Ertan kapıdaydı. İçeri girdik. Önce Cem, sonra Eliz ve Lavin geldi. Lavin çıkarıp altı yüz lirayı verdi. Eliz’in verdiğini düşünmek istiyordum. Benim arkadaşlarım diye demiyorum, bugün gelen kız gibi yapmazlardı. Parayı aldım, özür diledim. Cevap bile vermedi. Lavin önce içmek istemedi. Cem, “Ev sahibi ne sever bilemedim. Ne bulsam aldım. Araba kullanacaklar karıştırmasın sakın.” dedikten sonra içti. Lanet olsun. Benim aldığımı düşündüğü için içmek istememişti. Ve gecenin klişe teklifi Lavin’den geldi. Şişe çevirmece. Kimse itiraz etmeyince oyun başladı. Lavin, Eliz’le Bülent’in ağzını arıyordu. Arkadaşlarım tabii ki beni satmadı. Konu tam açılmadan Eliz bir sevdiği olduğunu sohbet arasına sıkıştırıp kapattı. Ve beklenen an. Şişe aramızda durduğunda. “Sana doğruluk demek yasak.” dedi. Kabul ettim. “Cesaret.” dediğimde, “Cem’i öp.” dedi. Cem’i öp. Kaçıncı kattaydık biz? İki. Buradan bir şey olmazdı ki. Çivileme atlasam belki bir ihtimal. ... “O önce diğer okulda konuştuğu çocuğun hesabını versin. Yoksa öpmeyi rüyasında görür.” “Ne okulu, ne çocuğu?” diye sordu Lavin. Konu benim iki üniversite okumama geldi. Doğal olarak sohbet başladı, oyun bitti. Cem’e gözlerimle teşekkür ettim. Sağlam dosttu. Kurtarmıştı beni. Lavin’in siniri azalmış gibiydi. Ama bunda çok içmesinin de etkisi olabilirdi. Cem’le karşılıklı atıp duruyorlardı shotları. Bülent ve Ertan gitti önce. Sonra Eliz gitti. Rüya, Cem’le Lavin’e uyum sağlamaya çalışırken fazla içmişti. Rüya ve Cem’i ben götürecektim. Lavin “Ben de geleceğim.” dediğinde doğal olarak Cem’in arabasıyla gitmeye karar verdik. Lavin öne oturmuştu. Cem’den izin istemişti ama. “Daha hızlı Gurur. Herkes bizi geçiyor.” “Güzelim, içkiliyiz.” Güzelim mi demiştim? “Güzel miyim gerçekten? Sen daha güzelsin ama.” Güzel mi? Gerçekten hızlı gitsem? Arabada yalnız da değildim ki. Bu laftan sonra altına girecek bir tır bulurdum elbet. Yalnız olsam yani. “Yani yakışıklısın. Cem ben dağıttım galiba. Sen ne diyorsun Gurur’a?” “Bence de yakışıklı Lavin. Güzelliğin hepsini Rüya, Eliz ve sen paylaşmışsınız.” “Siz hep gelin ya. İltifatlar üst üste geliyor. Sevdim ben sizi.” “Biz de seni sevdik.” dediğinde aynadan Cem’e baktım. Ben severdim şahsen tek başıma. Onlara gerek yoktu. “Sevilmeyeli uzun zaman olmuştu.” dedi Lavin. Kızım ben senin için kendimden geçmişim. Ne sevilmemesi? Bir süre kimse konuşmadı. Önce Rüya’yı sonra Cem’i bıraktık. Cem, “Arabayı sonra aldırırım.” dedi, gece için teşekkür etti. Gitti. Lavin hâlâ sessizdi. Eve geldik. Lavin salona attı kendini. Eline içki şişesini aldı. ... “Gerçekten zenginsiniz. Hem de hepiniz. Yani sadece Rüya ve Cem’in evini, Eliz’in arabasını gördüm ama.” “Zengin sevmiyor musun? Suç gibi söyledin.” “O kız ev arkadaşımdı benim. Berkan da eski sevgilim.” Uzandı. Elimi tuttu. Benim odama doğru yürüdü. Anlam veremedim ama peşinden gittim. “Burası benim odaydı. Camın önünde yatağım vardı. O yatakta yakaladım onları. Küçük odaya Sevil indi. Sığamadılar herhâlde. Ben sadece bir kere borç aldım onlardan. O ay annem para gönderememişti. Defne de yurt dışına gitmişti. Payımıza düşen kira yükselmişti. Sen niye yalnız ev tutmadın ki? Paran var. Herkes konuşuyor böyle.” Rüya’nın söyledikleri geldi aklıma. “Ben yalnız kalamam. Kimin ne söylediğini boş ver Lavin. Para onların sandığı kadar önemli bir şey değil.” “Değil tabii ki. Önemli olan... Sahi neydi önemli olan? Sen nelere önem verirsin?” “Aileme. Dostluğa. İnsanlığa.” “Bende dost yok. Sevil vardı işte. Yedim kazığı. Aile... O var ama yok. Ben dokuz yaşındaydım boşandıklarında. Önce babam sonra annem evlendi. Yeni çocuklar yaptılar. Benim gibi olmayan, iyi çocuklar.” Lavin kendini yatağıma attı. Benim yatağıma. Gözleri dolu dolu olmuştu. “Sen çok iyisin Lavin. Çok da güçlü bir insansın.” “Bazen. Bazen değilim. Saçımı okşar mısın? Anneannem öldükten sonra kimse saçımı okşamadı.” Yatağa yanlamasına yatmıştı. Saçını okşamak için mecburen yanına uzandım. Aramızda mesafe bırakmaya özen gösterdim. Şu an onu göğsümde sarıp saklamayı çok istiyor olsam da açık vermekten korkuyordum. Saçlarını okşamaya başladım. Gözleri kapandı. “Yanında kendimi güvende hissediyorum. Bugün yaptığını bir daha yapma olur mu? Para sokma aramıza.” Bana yaklaşıp aramızdaki mesafeyi kapattı. Fazla yakındı. Çok fazla yakın. Lavin yaklaştı. Ben yandım.
อ่านฟรีสำหรับผู้ใช้งานใหม่
สแกนเพื่อดาวน์โหลดแอป
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    ผู้เขียน
  • chap_listสารบัญ
  • likeเพิ่ม