ALIŞVERİŞ

1340 คำ
Önce bir şeyler izledi. Sonra telefonda konuşmaya başladı. Susmuyordu. Gerçekten susmuyordu. Ama yorgunluk, alışkanlık ve biraların etkisiyle uyudum. Uykumun arasında bile sesini duyuyordum. Hafta sonu için plan yapıyordu galiba ama her şeyden sonra vazgeçiyordu. O an anladım ki aşk rezil bir şeydi. Ben her zaman kararlı bir insan olmuştum. Lavin’i neden ve nasıl sevdiğim benim için bile merak konusuydu. Sabah beşte kalktım. Kahvaltı hazırlayacak hiçbir şey yoktu. Çay bile yoktu. Lavin anahtar vermemişti. Dışarı çıksam eve giremezdim. Bu saatte açık fırın bulunurdu da güzel bir çay bulunmazdı. Midem bando mızıka eşliğinde ağlıyordu. Çıkıp çıkmamak arasında kararsızdım. Arabam servisten çıkmış olsaydı arabada zaman geçirebilirdim. Ama bugün alacaktım. Beklemeye başladım. Saat dokuz olduğunda hâlâ uyanmamıştı. Çıktım. Derse geç kalacaktım. Saat on ikiye doğru mesaj geldi. “Anahtarını vermeyi unutmuşum. Okuldaysan getiriyorum.” “Bugün orada dersim yok.” “İşin kaçta biter?” “İki saat sonra.” “Ben okulda olacağım. Uğrayabilirsen vereyim anahtarı.” “Senin kaçta bitiyor dersin?” “Üçte.” “Uygunsa senin için gelip alırım seni.” “Almana gerek yok aslında. Masraf yapma boşuna.” “Sorun değil. Yakın olacağım zaten.” Yalan söyleyen çok mu insan kınamıştım acaba? ... Saat üçte okulun önünde durdum. Lavin geliyordu. Otobüs durağına yürüdü. Bakmadı bile. Sonra da mesaj attı. Tam önünde durdum. Camı açıp seslendim. Bir an ters baktı. Sonra gülümsedi. Kapıyı açıp saçını savurarak arabaya bindi. “Senin mi yoksa?” “Evet. Servisteydi.” “Pahalı bir şeye benziyor.” “Pek sayılmaz.” Öyle özel üretim falan değildi sonuçta. Ama benim için kıymetliydi. Her erkek gibi ben de arabamı seviyordum. Çantasından çıkarıp anahtarı uzattı. “Özür dilerim. Seni de yordum. Tüp taktırdın mı sen buna? Benzin fiyatları uçtu diyorlar. Her şeye zam geldi bu nedenle.” Hadi ama güzelim. BMW i8 Roadster bu. Bir Ferrari olmasa da tüp nedir? Tamam güzelim, öyle demek istemedi. Ben senden para sakınır mıyım hiç dercesine direksiyonu okşadım. “Alışveriş yapalım mı Lavin?” “Bu hafta bir şey alamam. Ama senin ihtiyacın varsa marketin yerini gösterebilirim.” “Sevinirim.” Acaba neye sevinirim? Marketi bulamayacak kadar salak olduğumu düşünmesine mi? Beni düşünsün de salak olarak düşünse de sevinirim. Markete gelince inmek istemedi. “Ortak kullanılan her şeyi neredeyse sen almışsın. Benim de almak istediğim şeyler var. Beraber seçelim.” dediğimde ikna olmuştu. Tencere, tava vesaire mutfak eşyaları aldım. “Bunlar işe yaramaz ki. Ben hiçbirini kullanamam. Boşa masraf olmasın.” diyordu. Her şeye kabuldüm ama “Spagettiyi neden böyle satıyorlar ki? Bunlardan çok güzel noodle olur. Keşke öyle yapıp satsalar.” dediğinde delirmemiş olmama alkış. Öğrenci ana yemeğini yapsaydın en azından. Pirinç görünce: “Annem bunu çok güzel yapar. Eğer bu hafta sonu gidersem sana da getiririm yaptırıp.” “Pilav seviyor musun?” “Annem yapınca evet. Ben bir kez denedim ama börek gibi bir şey oldu. Keserek yemek zorunda kaldım.” Seni gelin adayı diye bu hâlde götürürsem annem sırtına terlik koleksiyonunu atar, bütün ev boyunca beni kovalar. Annemle babamın birlikte poligona gittiklerini düşününce bayağı zararlı çıkarım bu işten. Kesin ben annemin “Çok güzel börek açar, mantı yapar.” diye gösterdiği kızlara burun kıvırmanın bedelini ödüyorum. ... Lavin bana yardımcı olmak için arabayı pizza, noodle, cips ile doldurdu. Sesimi çıkarmadım. Bana kalsa o da yemese iyi olurdu. “Şey. Sen biraz zengin misin?” “Biraz.” Şimdi “Niye yalnız ev tutmadın?” derse ortalığı batırdın Gurur. Kuzenlerinle “Ben hiç altıma kaçırmadım.” diye dalga geçmenin bedelini de böyle ödemiş olursun. Ben bu kızı kesin bedel ödemek için sevmiştim. Başka açıklaması yoktu. “İkinci arabayı dolduruyorsun da bunlar çok tutar.” Doğacak çocuklarımıza oyuncak almadığıma sevin bence Lavin. Seninle alışveriş yapmanın gazıyla onu da yapabilirdim. Ödemeyi yaptım. Poşetleri toparladım. “Oha. Hepsini nasıl aldın ya? Yuh. Herkül sülalesinden misin?” Güldüm. “Anahtar nerede? Bari arabanın bagajını açayım.” “Cebimde.” Montuma uzanınca: “Şey. Pantolonun cebinde. Alırım ben.” “Dur dur. İndir yeniden yüklen falan uğraşma. Alırım ben.” Elini cebime attı. Ön cebime. Oğlum halaya durma. Daha elini tutmadık kızın. Seni işe yaramaz biliyor, sen toptan yaramazlık peşindesin. Uyanmasana lan. Uyu. Yok senlik durum. Ah yanlış cep. Diğerine geçti bir de. Yaşıyor muyum acaba hâlâ? Oğlum kime diyorum? Lan kız anahtar arıyor. Fark ederse bittik ikimiz birden. Anahtarı alıp bagajı açmasıyla oh çektim. Gerçekten çektim. Ama neyse ki poşetlerden kurtulduğum için sandı. ... Eve girince mutfağa geçtik. Poşetleri öylece bıraktım. Mutfakta berbat bir koku, büyük ihtimalle küf kokusu vardı. Yarın bu evi temizleyecek birini tutmak şarttı. Lavin’le yapılacak bir iş değildi. En azından biraz eve benzedikten sonra devamını temizleyebilirdim. Şu an hiçbir yere dokunabilecek gibi değildim. Zaten benim de temizlik bilgim mıntıka temizliği boyutundaydı. Lavin pizzayı fırına attı. Midemden özür dileyerek pizza yedim. “Sonra da ben ısmarlarım. Ödeşiriz.” “Sorun değil.” Sorun değildi tabii. Pizzacı açardım sana sağlıklı bir şey olsaydı. Odasına geçti. Ben de odama geçip kıyafet ve bornoz aldım. Banyoya geçeceğim sırada sesini duydum. Duvarların ince olması işime geliyordu. “Anne. Bu ay bin lira göndersen olur mu? Hayır hayır. Babam da bin lira gönderirim dedi. Evet biliyorum. Ev arkadaşı bulamazsam yurda geçecektim. Buldum. Buldum da şimdi çok masrafı oldu. O ne demek anne? Kendi keyfine değil, ev için de bir sürü şey aldı. Bu ay kira almak istemiyorum. Biliyorum anne. Senin de ailen var, biliyorum. Tamam anladım. Hallederim bir şekilde. Önemli değil anne. Tabii tabii Hasan abinin doğum gününü hatırlıyorum. Alırım ben hediye, merak etme. Şey anne bir de... Hafta sonu uğrasam bana pilav yapar mısın? Gelip alsam. Anladım. Hasan abinin doğum günü nedeniyle tatile gideceksiniz. İyi düşünmüşsün anne. Kapatmam lazım şimdi. Görüşürüz. Öp benim için ikizleri.” Telefonu kapattı. Ağlamaya başladı. Lanet olsun. Keşke almasaydım hiçbir şey. Benden kira almamak isterken üzülmüştü işte. Şimdi çıkarıp verse miydim kirayı? Anlar mıydı ki duyduğumu? Daha fazla duramadım. Duşa girdim. Çıktığımda Lavin salondaydı. Kanepeye oturdum. Yerinden kalkıp yanıma oturdu. “Son bira. Paylaşalım.” “Keşke söyleseydin, alırdık.” “Alırım ben sonra.” Bir yudum alıp bana uzattı. Dudaklarının değdiği yere mi değecekti şimdi dudaklarım? Öylece donup kaldım. “Bardak getireyim istersen. Ben düşünemedim.” “Yoo. Dalmışım sadece.” Bir yudum aldım. Bardakların hâli içler acısıydı. Normalde kimsenin bardağından bile içemezdim. Ama o Lavin’di. Öpmeyi hayal ettiğim kız. Bira bitince Lavin şişeyi ters çevirdi. Hüzünle baktı. İçmesinden hoşlanmıyordum. Ama şu an ihtiyacı vardı. Ve son birasını benimle paylaşmıştı. ... Lavin’in yüreğini seviyordum. Umursamaz, sert tavırları altında bir mücevher gibi parlayan yüreğini. Babam “Kimseyi hor görme.” derdi. “Parası yokken bile seninle son lokmasını paylaşan dostlar edin kendine.” Acaba birayı da sayar mıydı? Lavin’i sever miydi babam? “Beni eve kabul etmeni kutlayalım mı Lavin?” “Harika fikir. Hafta sonu yapalım bir şeyler.” “Beni eve kabul ettiğin için bu gece ben bir teşekkür birası ısmarlayayım. Hafta sonu da sen.” Anne beni affet. Vallahi her şey torunların için. Lavin kabul etti. Hiç süslemeye uğraşmadan olduğu gibi “Hadi çıkalım.” dedi. Sırf bunun için bile nikâhı basarım ben bu kıza. Arabaya bindik. Cem’le geldiğimiz mekâna geldik. Lavin “Mekân lüks. Uygun giyinmedim.” dese de içeri girmeye ikna ettim. Kalbim ondan güzelini bilmiyordu. Masaya geçtik. Bira söyledi. Bir on puan daha aldı bende. Adını bile bilmediği içkileri sırf parası onlardan çıkmıyor nasılsa diye ısmarlayan kızlar görmüştüm. Lavin karşıdaki masaya dik dik bakıyordu. “Sorun mu var?” “Sen ne kadar yakışıklısın farkında mısın? Kızlar bir saattir sana bakıyor. Gay olduğunu öğrenseler acılarından intihar ederler.” Bana yakışıklı demişti. Bana. Madem yakışıklıyım niye yüzüme bakmadın be kızım? “Yazık o zaman. Kızlara söylemeyelim.” “Bence söyleyelim. Hatta gidip direkt söyleyeyim ben. Uyuz oldum.” Yapma kurbanın olayım. Cem’le grupla geliyorum ben arada buraya. “Kendi kendine bakıyordur işte.” “Ay şuna bak. Süslü. Nasıl bakıyor bana. Beni senin yanına yakıştıramadı yelloz. Ulan sen erkek olsan ikimizin çocuğu efsane olurdu be. Dünyanın en güzel çocuğu diye televizyonlar göstermeye çalışır da ekranlar çatlardı. Suratına kat çıkmış makyajla. Beni beğenmiyor haspa.” İkimizin çocuğu. İkimizin. Bence de yelloz bu kız. Hadi eve gidip yapalım çocuğu. Gelir gösteririz. Kız da çatlar.
อ่านฟรีสำหรับผู้ใช้งานใหม่
สแกนเพื่อดาวน์โหลดแอป
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    ผู้เขียน
  • chap_listสารบัญ
  • likeเพิ่ม