EV ARKADAŞI

1153 คำ
“Benim pek fazla şansım yok. O nedenle anlaşırız gibi.” İpleri eline verdim. Lavin, nereye çeksen gelirim. “Sen yine de emin olma. Öncelikle eve geliş gidiş saatlerim belli olmaz benim. Öyle uykun hafifse işin zor.” Ama ben kıskanç bir adamım. Ne demek belli olmaz? Gece yarısı gibi değil, değil mi? Ayrıca bizde akşam sekizde yemek yenir. Geç kalan aç kalır. Sizde yok sanırım. Uykum mu? Hep tetikte uyurum ben. Çıt desen kalkarım. “Değil. Top patlasa duymam.” “Gece geç yatarım. Evdeysem mutlaka film izlerim. Eşlik edebilirsin istersen.” Ben on, bilemedin on bir dedin mi yıkılıyorum be güzelim. Kolay mı iki üniversite okumak ve on dokuz yıldır sabah beşte kalkıyor olmak? “Severim film izlemeyi.” “Alkol alıyor musun? Evde içerim bazen. Ama pis değildir sarhoşluğum. Sonra eve arkadaşlarım gelir arada. Senin de gelebilir tabii. Cem geleceği zaman önceden haber verirsen gelmem o gece eve.” Yani şimdi sen erkek getirsen ben de mi gelmeyeceğim? Sevgilisi yoktur değil mi? Olsa görürdüm yani. “Cem ailesiyle kaldığı için nadiren gelir. Genelde gündüz gelir zaten. Alkol fazla almam ama içerim.” Tek doğrumu hep birlikte alkışlayabiliyor muyuz? “Anladım. Dersim olmasa da çıkarım ben evden. Son olarak. Odan büyük. On iki metrekare. Eşyan yoksa tanıdığım ikinci el satan bir yer var. Alırız. Odanın temizliği sana ait. Ama ortak kullanım alanlarını ayda bir birlikte temizleriz. Herkes kendi bulaşığını yıkar. Benim zaten pek bulaşığım olmaz. Genelde hazır yerim. Senin de öyle yaptığını tahmin ediyorum.” “Ufak tefek bazı şeyler işte. Eşya işini Cem’le ayarlayacağız.” Güldü. Çok güzel güldü. Ama yanlış anlamıştı kesin. Ah be güzelim. Benim kendime ait evim var İstanbul’da. Dubleks, yüz kırk altı metrekare, bahçe hariç. Kimsenin değdiği eşyayı kullanamam. O yüzden her şeyi sıfırdan alacağım. Ailem gelirse evdeki eksiği anlatamam çünkü. Ve ben hazır yemekten nefret ederim. Ayda bir temizleyince böcek falan yapmıyor mu o ev acaba? Korkmam ama evde görürsem evi satarım ben. Gülümsedim. “Çok iyi anlaşacağımıza inanıyorum.” Saydıklarımı hesaba katmazsak tabii anlaşırdık. Neden olmasın, değil mi? “Zaten ilk hafta sorun yaşamazsak ruh arkadaşımı buldum demektir.” Ruh eşi diyecektin de dilin mi sürçtü? Telefonumu istedi. Numarasını kaydedip kendini çaldırdı. Adresi yazdı. “Ne zaman istersen ara. Taşınma işini halledelim. Yalnız karar değiştirirsen haber vermeyi unutma. Acil ev arkadaşı bulmam gerekiyor. Kira iki bin lira. Kişi başı bin lira düşüyor. Ama çok dersen başka birini daha arayabiliriz. Bir odamız daha var aslında.” “Yok. Sorun değil.” Seninle aynı evde olayım, kirayı, faturaları hatta tüm masraflarını karşılamaya razıyım ben diyemedim tabii ki. Lavin gitti. ... Cem’in sorularına cevap vermedim. Masaya döndük. “Bir kez anlatacağım. Gülen olursa çekip giderim, ona göre.” diyerek anlatmaya başladım. Gülmemek için dudaklarını ısırdılar ama başarılı olamadılar. Hepsi birden kahkaha atmaya başladı. Sadece Cem gülmüyordu. “Oğlum kendini yaktın, beni ne diye yakıyorsun?” “Kimseye söylemez Lavin.” “Sanki çok tanıyorsun da kızı. Rezil olursam var ya bitirdim seni oğlum.” “Senden önce ailem bitirir, merak etme. Hadi olsam neyse de böyle bir nedenle yaptığımı öğrenirlerse babam beylik silahını karşımda temizler, hem de doluyken.” Rüya, grubun romantiği olarak: “Aman sonuca bakın siz. Sevdiği kızla aynı evde olacak.” “Kız bunu gay sanıyor, gay.” diyen Ertan’a döndü. “Alışsınlar birbirlerine, anlatır. Düşünsene ne kadar romantik. Bir erkek seninle olmak için böyle bir şey yapıyor.” Lavin de böyle düşünür müydü acaba? Eliz’in: “Başlarım romantizmine. Baştan yalan söyleyen adamdan hayır mı gelir diye düşünür bence. Kanka sen git doğruyu anlat.” Moralimin içini batırman gerçekten gerekiyor muydu acaba Eliz? Neyse, ben rüya gibi olmasını umut edecektim artık. Masada bir süre gırgır döndü. Sinirle kalktım. Cem de kalktı. “Önümden yürü de malzemeyi bir inceleyeyim. Kız sorarsa yabancılık çekmeyeyim.” Hızla ona dönüp karın boşluğuna yumruğu dokundurdum. Cem fazla hassas olduğu için kıvranmaya başladı. Ben tamamen masumum. “Elinin ayarı yok lan. Dikkat etsene. Sanki ben dedim kıza böyle söyle diye.” Rüya, Cem’in kolunu tuttu. “Uğraşma oğlum. Seviyor işte. Kendini rezil bile etmeyi göze alarak seviyor. Biraz saygı duyun.” “Saygı duymak mesele değil. Arkadaşıma saygım sonsuz da sapına kadar delikanlı lan bu çocuk. Nasıl rol yapacak? Kız anlar. Zor duruma düşecek. Onu düşünen var mı acaba?” Cem haklıydı. Ben biraz araştırma yapıp video falan izlesem iyi olacaktı. ... Umarım aşırı doz Kerim Can’dan ölünmüyordu. Aynı evde kalacağım derken ölmek istemezdim şahsen. İki gün sonra aradım Lavin’i. Bizim de bir ağırlığımız vardı sonuçta. Hemen arayacak değildim. Lavin, “Okuldaysan ders çıkışı birlikte gidelim. Evi gör. Eşya alırsın ona göre.” demişti. Eve girdiğimde başıma yıkılmadığıma sevindim. Bu evde kaç kişi yaşıyordu? Ev arkadaşı yok diye herkes evine mi akın etmişti yoksa domuz sürüsü mü inmişti gece? Lavin koltuktaki kıyafetleri aldı. “Geç, otur. Kendi evin gibi rahat et.” Zehirlenmezdim umarım. Hani idrar yolları iltihabı garantiydi ama. Oturdum mecbur. Daha nelere katlanacaktım acaba? Kıymetimi bil ileride be Lavin. Beni çok sev. Lavin elinde iki bira ile geldi. Açıp uzattı birini. “Evde ikram edecek başka bir şey yoktu.” Buna da eyvallah. Tuzlu kahveyi tercih ederdim ama. “Teşekkür ederim.” Birayı içtim. Zaten soğuk sayılacak bir evde buz gibi bira. Aralık ayında. Neyse ki içimde yanan Lavin alevi sıcak tutuyor. Biradan sonra odayı gösterdi. Fazla eşya almazdı. Yatak, kitaplık, dolap. Spor yapmayı bir süre unutsam iyi olurdu. “Çok beğendim. Gayet ferah.” “Şimdilik peteği kapalı. Ama açarız. Öğrenci evi sonuçta. Hepsini açamıyoruz. Bugün eşyalar yetişmez ama kalmak istersen salonda yatabilirsin.” O koltukta yatmamak için eşyaları kucağımda başka ilçeden bile taşırım ben güzelim. Gerçi evime de gidebilirim ama o kadar salak değilim. Hemen Cem’i aradım. Eşya işini halletmesini söyledim. İki saat sonra gelmişti bile. Biraz pahalıya mal olsa da. ... Adamlar eşyaları koyup gitti. Cem’le birlikte yerleştiriyorduk. “Yatağı camın önüne koyalım.” “Bence kapının arkasında dursun.” “Lan manyak, kızın seslerini mi dinleyeceksin sapık gibi?” Olmaz mıydı? Olurdu. Niye sapıklık olsun? Hem odasına giren olursa duyardım işte. “Burası iyi. Camdan rüzgâr alır.” “Ah tabii. Benim tatlı sevgilim tatlı kıçını üşütmesin.” Sinirle Cem’i ittirdim. Dengesi bozulunca koluma hayvan gibi yapışmasıyla birlikte yatağa düştük. Ve tam o anda Lavin odaya girdi. “Şey…” Eliyle yüzünü kapatmaya çalışıyor ama elindeki biralar nedeniyle başarılı olamıyordu. “Ben özür dilerim. Kapı açık olunca aklıma gelmedi işte. Ben çıkayım. Bunları size… Neyse sonra veririm.” Hızla Cem’in yanından kalktım. “Çıkmana gerek yok Lavin.” “Evet, yok. Biz sadece Gurur eşya seçmekten anlamadığımı söyleyince yatağı sağlam mı diye bakıyorduk.” Çok güzel toparladın Cem. Acaba üzerinde ne yapmayı planladığımız için birlikte test ediyorduk? “Cem de zaten gidiyordu.” “Lavin zahmet edip getirmiş. Biramı içmeden gitmek ayıp olur.” Yatakta doğruldu. Lavin birayı uzattı. Bana da uzattı. Aldım. Bu kıza hayır diyemediğim için alkolik olmazdım umarım. Açtım üstelik. Biralar bitince Cem gitti. Lavin hayırlı olsun diyerek odasına çekildi. Şimdi ben gerçekten sevdiğim kızla aynı çatı altında ilk gecemi geçirecektim.
อ่านฟรีสำหรับผู้ใช้งานใหม่
สแกนเพื่อดาวน์โหลดแอป
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    ผู้เขียน
  • chap_listสารบัญ
  • likeเพิ่ม