Kısır kaldığı için sevdiği adam tarafından terk edilen bir genç kızın hikayesi...
Veda etmeden ayrıldılar, yıllar sonra göz göze geldiklerinde... Biri nişanlı, biri pişman olacaktı.
***
Mardin Ağa’sının hırsı uğruna, zorla nişan atan bir genç kızdım... Sevdiğim adamdan koparılmak, canımdan can almak gibiydi. Ama Serhad Ağa... bu acıyı görmekten değil, yaşatmaktan gurur duydu. Çünkü onun için bu sadece yarım kalmış bir aşk hikayesi değil, kanla yazılmış bir intikam masalıydı. Şimdi... Birimiz kalbiyle savaşacak, birimiz vicdanıyla yanacak.
Ve Mardi'nin taş duvarları, yüreğimin sessiz çığlıklarına tanık olacaktı.
Ben Zemheri... Geçmişin külleriyle geleceğin kıvılcımları arasında kalmış bir kadınım.
Bu, bir aşk hikâyesi değil.
Bu, benim küllerimden yeniden doğuşumun hikâyesi.
“Bazı vedalar ölüm gibidir… ama yeniden doğmak için önce yanmak gerekir.”
Marabalıkla geçinen Zerda, ağabeyinin gizemli ölümünden sonra hayata küsmüştü. Elinde birtakım ipuçları vardı ama hiçbiri bir bütün oluşturmuyordu; yine de cevapların nerede saklı olduğunu biliyordu.Hanoğlu aşiretinin konağına üç yanaşma arandığını duyduğunda, bunu kaderin sunduğu bir fırsat olarak gördü. Konağa onunla birlikte gelen iki kızın amacıysa geçim derdi değildi; gözleri konağın ağalarındaydı.Zerda bunu henüz bilmiyordu. Ama o kapıdan içeri adımını attığı an, yalnızca konağa değil, yazgısının tam ortasına da girmişti. Bu üç bekar kız, istediklerini elde edebilecek miydi?
"İmkansızı sevmekte bir intihardı... ve ben bunu en acı şekilde öğrenmiştim."
Çirkin olduğu için yüzünü peçeyle saklayan Zemheri.
Ve gizemli bir fulara sinen kokuya yıllarca âşık kalan Midyat’ın karanlık ağası, Çekdar Kandaroğlu.
Görmeden sevdi… Tanımadan aradı…
Bir gün yolları kesişti…
Ama kader, çoktan ağlarını gizlice örmüştü.
Her kavuşma, yeni bir ayrılığın eşiğiydi.
İki adam arasında kalan genç bir kız...
Biri İstanbul'da güçlü bir mafyaken, diğeri Mardin'de terör estiren bir ağa.
Kızın Mardin'e ayak basmasıyla gökyüzünü karabulutlar sardı. Ne güneş açtı ne yağmur yağdı sadece kuru ve şiddetli bir fırtına esti.
Peki bu fırtına bir gün diner miydi?
Ani bir dalgınlıkla bir birini tanıyan mafya ve liseli kız.
***
Bir yandan sevdiği kızın katilini arayan mafya yani Pusat Demirel.
Bir yandan da öldürdüğü kızın vicdan azabını çekerken,annesi öldürülen liseli bir kız olan Dalga Çakı.
İntikam ateşi hiç böyle yakmamıştı,
Güvenin, hayal kırıklığına dönüştüğü bu hikayede kim kazanıp, kaybedecek?
-HİKAYEDEN KESİT-
"Bitti Dalga. Sen sevdiğim kızın hayallerini çaldın, bende senden hayatını çalıyorum."
Acımasızca konuşmaya devam etti.
"Sana nefreten başka bir duygu beslemedim ben!"
Parmağından nişan yüzüğünü çıkartıp, genç kızın yüzüne fırlatı. Dalga göğsüne sertçe çarptıktan sonra yerde yuvarlanan yüzüğe bakarken,
"Sevmeyen bir adam, o güzel cümleleri kuramazdı." Dedi...