KAN RENGİ GÜLLERGüncellenme zamanı Jan 26, 2026, 04:27
Yalnızlık bir insan için iyi ya da kötü olabilir; bu o anki ruh hâline bile bağlı olabilir. Fakat onu tüm benliğimle hissetmek işte o, gerçek bir ızdırap yaratır. Senin anlamaman, kitaplara, filmlere, saçma sapan komik videolara gömülmek hayatının yavaş yavaş ele geçirilmiş gibi hissetmene sebep olur. Şarkılar biraz kafa dağıtmanı sağlasa da yalnızlığı şartlarla daha derin yaşamaya başlarsın.Aslında her şey 2007 yılının lise hayatına başlamakla başladı. İlkokul hayatı zaten sırf köy okulu olduğu için köhne bir hayattı; bu da onu zaten biraz cahil yapıyordu. Fakat o ortama ayak uydurması ve alışması her zaman kısa sürmüştür. Lise onun için yeni bir hayat demekti. Aslında bu okula gitmeyi hiç istememiştim. Bütün mesele, özel bir yurt olan ve dini dersler veren bir öğretim sistemine sahip görevlilerin babasıyla karşılaşmasıyla başladı. Köyde, yurttaki öğrenciler için yardım istenen ve kendilerine hoca denilen kişiler babasına denk geldi. Babasıyla yapılan konuşmadan sonra bana bulundukları bölgede okumaya inandırdılar. Hayatının tüm değerlerinin altüst olduğunu ilk darbesini burada yemiş, yeni bir memleket, yeni bir macera başladığı için ailesinden ilk kez ayrılması ona çok koymamıştı. Yine de yaşadığı yerden uzaklaşmak canını biraz yakmıştı. Yeni arkadaşlarla ortama alışma süreci kısa sürer hesabı yapıyordu. Daha 17 yaşında olması, hayata dair çok bir şey bilmemesi onu biraz içine kapanık gibi davranmasına sebep oluyordu.Artık lise hayatı başlamaya hazırdı. İçinde bir heyecan vardı; üzerinde bir çekingenlik ve ortama ayak uydurma çabası vardı. Kimseyi tanımaması üzerinde baskı hissettiriyor, canını sıkıyordu. Kendisi ortama ayak uydursa da kimseyle hemen öyle arkadaş olmak gibi bir çabaya girmek istemiyordu.Sınıfa ayak bastığında her zamanki gibi en arka sıraya geçmeye hazırlandı. En arka sırada tek bir yer boştu; iki kişilik sıralarda oturuyorlardı. Bir sene sınıfta kalmış ve kendi gibi asosyal bir kişi orada oturuyordu. Maalesef onun yanında oturmak zorundaydı. Selam verdikten sonra sıraya oturdu ve öğretmeni beklemeye başladı. Tabii bu biraz canını sıkıyordu. Her ne kadar derslerinde başarılı olsa da hiçbir zaman bu ders denen olayı sevmezdi.Onun için hayatın gereksiz koşuşturmacası başladı ve yaşayacağı onca acının başlangıcı artık burada yazılıyordu. Hayat acısı ona ne kadar güzel geliyordu? Bu yaşlarda yaşamak zevkli olmalıydı. Bu zevkin acısını çekmek 17 yıl sürdü.İlk zamanlar tanışma faslı ile geçerken yeni bir mekâna alışmakla vakit alıyordu. Kaldığı yurtta dini dersler vardı; bu onun için sorun değildi. Ne de olsa aynı dine mensup olması ve daha fazlasını öğrenmek heyecan vericiydi. Bunları öğrenmek onu daha iyi bir konuma getirebilirdi. Fakat yurtta ilk kez 80 kişilik bir arkadaş grubuyla birlikte kalacak, kırkar kişilik odalarda uyuyacaklardı.Okulda ise dediğimiz gibi çalışkanlık olsa da kırsaldan gelmenin verdiği eziklik duygusu içinde yer edinmişti. Kimseyle tanışmak istemiyor gibi görünse de tanışmak istiyordu fakat tanışmakla ilgili hiçbir şey bilmiyor, nasıl yapılacağını da kestiremiyordu. Nasıl olsa hiçbir şekilde tanışacaktı; tabii bu da ilk önce sıra arkadaşı olan Hakan olacaktı. Yurttakilerle tanışması daha da basitti. Bir de okulda aynı sınıfta olan arkadaşları vardı: Mehmet ve Ertuğrul. Bu, olayları daha basit hale getiriyordu.Aradan geçen zamanla hem yeni arkadaşlara hem de yeni memlekete alışmıştı. Oyun salonlarını, kafeleri, insanlarını ve bilinmedik mekânları öğrenmişti. Şu an hayata bile alışma süreci yaşıyor ve mutlu zamanlar geçiriyordu. Bu zamanları sonradan özleyecek olması onu derinden etkileyecekti. Standart bir yaşamın olması, ailesinin çiftçilik yapan insanlar olması, köy hayatı yaşaması hayatının biraz köhne kalmasına neden olmuştu. Şehir hayatı yaşayan insanların hayatına girmiş olduğu o anda değişikliklere neden olacaktı. Bazen aşağılanmışlık hissine kapılmasına sebep oluyordu. Yeni hayatından bir yıl kadar izler edinecek olan bu ilçe, sahil kesiminde, yeşilliklerle dolu, temiz bir havaya sahipti. Denizi izlemek hoş bir duygu uyandırıyordu. Lise hayatı için bütün okullar bu şehirde mevcuttu. Biraz kalabalık bir şehir sayılabilirdi. İnsanları normal, işinde gücünde yaşayan kişilerdi. Mevsimsel olarak yılın her zamanı yağışlı bir durumda olması şehre melankolik bir hava katıyordu. İlçenin 1 kilometre kadar denizden iç kısımlara doğru düz olup bir dağa çıkması ilçeye özel bir hava katıyordu. Şehri sevmiş bir insan olsa da ileriki yaşantısında bu şehri sadece anılarla anacak olması içinde burukluk uyandıracaktı. İnsanları burada tanımaya başlayıp zamanla nefret etmesine sebep olacak olaylar silsilesine şu anlık gülüyordu.