Ailesini kaybedip mektup arkadaşının yanında yaşamak üzere Ankara'ya giden Erna, bir yanlış anlama yüzünden oradan da kovulur ve çareyi zengin bir adamdan yardım istemekte bulur. Tanımadığı bir şehirde, sadece bir kez kitapçıda karşılaştığı birinden yardım istemenin pek de akıllıca olmadığını bilse de çaresizlik elini kolunu bağlıyordur.
Geçmişin izlerini silmek kolay değildir. Mahir, üniversite yıllarında reddettiği Zeynep’le yıllar sonra bir görücü usulü tanışmada karşılaşır. Ancak Zeynep'in artık ona karşı hiçbir şey hissetmediğini fark ettiğinde buna çok şaşırır. İçindeki boşluk onu geçmişin karanlık köşelerine sürüklerken pişmanlıklar ve unuttuğu duygularla yüzleşir. Zeynep'i kırdığı, ona zarar verdiği için vicdanı hiç susmaz. Ama her şeyin telafisi var mıdır? Mahir, geçmişiyle yüzleşirken Zeynep’in kalbini yeniden kazanabilecek mi yoksa kaybettiği bir sevgiyi sonsuza kadar terk mi edecektir?
Bazı insanlar kaçtığın her şeyin ta kendisidir ama yine de gözlerini onlardan alamazsın.
Bazen bir çarpışma, sadece bir çarpışma değildir ve bazı insanlar, hayatına sadece geçmek için girmez.
Doğa, kantin kalabalığında Umut’la tanışmasaydı, onunla tartışmasaydı ve yoluna devam etseydi belki tüm bunlar asla yaşanmazdı ancak bazı kararları sorgulamak için her daim geç kalırız.
Sert bakışlar, alaycı sözler ve sonra nedensiz bir oyun…
Umut, Doğa’yı kendine âşık edip sonra kırmak istiyordu. Sırf eğlenmek için... Ama bazı oyunlar kontrolden çıkar. Ve bazı duygular planlanmaz.
Doğa kaçtıkça Umut yaklaştı. Kalbi adım adım teslim oldu. Fakat o kalbi tutan eller, hiç de göründüğü kadar masum değildi. Umut'un geçmişi sırlarla, suskunluklarla ve bastırılmış acılarla doluydu. Ve bu hikâyede aşk sadece başlangıçtı.
Birini gerçekten tanımadan ona ne kadar güvenebilirsin?
Ve eğer kalbin bile sana yalan söylüyorsa… Gerçeği nasıl bulursun?
Bazı hikâyeler yazmak için değil, yaşamak için başlar. Ama Deniz’in hikâyesi... yazdıkça kontrolden çıktı.
Sınavlara çalışmak yerine bir blog açmak basit bir kaçış gibiydi. Kimse okumazdı zaten. Kim vakit harcayıp da uydurma bir aşk hikâyesini ciddiye alırdı ki?
Blog, yazmanın gücünü, gençliğin kafa karışıklığını ve bir yanlış anlaşılmanın nasıl karmaşık duygulara yol açabileceğini anlatan, eğlenceli ve içten bir lise hikâyesi...
Üniversiteden mezun olmasına aylar kalmışken sevgilisi tarafından terk edilen Yade Karaman, tüm planları bozulmuş gibi hissederek yıkılır. Mezuniyet partisi için planladığı her şey suya düştüğünde çareyi yıllardır ona platonik şekilde âşık olan aile dostlarından yardım istemekte bulur ancak işler hiç de sandığı gibi gitmeyecektir.
Çağan, ünlü bir iş adamının kızı olan Gece Akyol'un hayatına dikkat dağıtması için göreve gönderildiğinde neden bu işi yapmakta olduğunu sorgulamaya başlar. Ancak büyük bir sorunu vardır. Gece'yi kazanmaya çalışırken kendini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Acaba bu başa çıkabileceği kadar kolay bir iş olacak mıdır?
“Başımdaki şiddetli ağrıyla seni restoranda gördüğüm o günden beri bunu öyle çok yapmak istedim ki...”
“Saçmalama,” diyorum bilinçsizce.
Emre hafifçe gülüyor. “Üzgünüm, seni hep kandırdım. Ben seni asla arkadaşım olarak görmedim. Hiçbir zaman... Yıllardır tek istediğim kalbini çalmak...”
“Bay Bucak,” diyorum bunun onu kızdırabileceğini bilsem de. Ama Emre hiç kızmıyor. “Sen... Sahiden de hırsızsın.”
Emre beni bir kez daha, bu kez hafifçe öpüp ardından da kucaklıyor. “Eğer kalbini birazcık çalabildiysem bununla gurur duyarım.”
“Birazcık,” diyerek kıkırdıyorum. “Çok ama çok az...”
“Eh, bu da bir şeydir.” Emre beni tüm sevgisiyle sarıp sarmalarken az evvelki öfkesi ve üzüntüsü tamamen kayboluyor. “Hem bu demek oluyor ki doğru yoldayım.”
**
30 yaşındaki Nur Erdem, hayatının ne kadar da monoton olduğunu düşündüğü sıralarda ilk aşkı ve eski en yakın arkadaşı Emre Bucak'ın kapısını çalmasıyla neye uğradığını şaşırır. Onu bir daha asla görmek istemediğini iddia eden kibirli ve gururlu eski dostu, birden onsuz yaşayamayacağına karar vermiştir. Acaba geçen 5 yılda fikrini değiştiren ne yaşamış olabilir?
En yakın arkadaşı ve sevgilisinin onu aldattığını öğrenen Aras Karaman, ikisinden de intikam almaya karar verir ancak yaptığı plan en çok onun hayatını değiştirir. Hiç tanımadığı biriyle evlenerek sevgilisi Çisem'in hayallerini yıkmayı umarken tüm bunlardan habersiz olan karısının hayatını nasıl etkilediğinin farkında bile değildir.
Karaman Ailesi 2. Kitap
Evlilik konusunda kendince fikirleri olan Efe Karaman, arkadaşlarının öfkesini üzerine çekerek bir hata yapar ve onların bulduğu bir kadınla, iddia üzerine evlenmeye karar verir. Tek derdi düşüncelerinin haklılığını göstermekken aldığını kararın hayatını nasıl etkileyeceğinin farkında bile değildir.
Beste gözü yaşlı bir hâlde başını hafifçe salladı. “Filmlerde diyorlar ya hani Güney?”
Daha o söylemeden önce “İyi günde,” dedi Güney kendinden emin bir şekilde.
“Kötü günde,” diye ekledi Beste de.
Aklından ne geçtiğini anında anlaması kızı öylesine mutlu etmişti ki neredeyse ağlamaya başlayacaktı.
“Hastalıkta…”
“Sağlıkta…”
“Bir ömür boyu birlikte…” diye fısıldadıktan sonra alnını Beste’nin alnına yasladı Güney. “Mutlu mesut yaşadılar.”
**
Beste Çetin özel bir lisede, burslu şekilde okuyan bir yetimdir. Okula adım attığı ilk gün ona düşman kesilen Güney'in derdinin ne olduğunu bilmese de tüm lise hayatı boyunca ona zorbalık eden çocuğun ömür boyu en yakın arkadaşı olacağının farkında bile değildir.
Ben itiraz etmek için ağzımı açsam da parmağını dudaklarımın üstüne yerleştirerek beni susturuyor. “Kes sesini be kadın. Sarılıp öpüşeceğimiz sahne bu…”
Ardından elini cebine atıp bir kutu çıkarıyor. “Çiçekler, yüzük, yakışıklı bir adam ve evlenme teklifi… Daha ne istiyorsun bilmem ki?”
“Evlen benimle…” diyor fısıltıyla. “Lütfen benden kaçma.”
**
Bir araştırmaya göre âşık olduğumuzda salgıladığımız mutluluk hormonuna çikolata yediğimizde de sahip oluyoruz. Biraz âşık hissetmek için küçük bir çikolata çözüm olabilir.
Ya düşlediğimiz aşkı bir tatlıyla eşleştirsek nasıl olurdu dersiniz?
Bir Elmalı Turta’nın dışı sert, içi yumuşak olması gibi mi bir şey olurdu? Yoksa tek başına bir anlam ifade etmeyip çoğu tatlıya yakışan bir Krem Şanti mi? Belki de bir kaşık aldığınızda, tüm yoğunluğuyla insanı mest eden bir Sufle… Ya da kendi başına bir espriye ilham olan Tiramisu… Yoksa size nostalji yaşatacak bir Kâğıt Helva mı? Aklınızda nasıl bir aşk belirdi? Cevaplaması güç, değil mi? Hâlbuki öğrenmek için sayfaları karıştırmak yeterli.
Gençlik, Yaz ve Tatlı Düşler aşkı en lezzetli hâliyle sunuyor.
“Seni reddetmem söz konusu bile değil. Bunu anlaman benim için gerçekten önemli Lin.”
“Ne istersem isteyeyim mi?”
“Evet.”
“Ya bana onlarca mücevher getirmeni istersem?”
“Tüm mal varlığımı zevkle önüne sererim.”
“Ya bütün kitaplarını bana vermeni söylersem?”
“Elimde var olan tüm yazılı metinleri senin kılarım.”
“Ya seninle tartışmak istersem?”
“Tüm sözlerini dinleyerek sonunda sana boyun eğerim.”
**
Kendi hâlinde, sıradan bir hayat yaşamakta olan Arima bir sabah uyandığında, gözlerini son okuduğu kurgunun içinde açar. Üstelik ruhu, kitabın kötü karakteriyle yer değiştirmiştir. Bu da yetmezmiş gibi kurgunun en korku duyulan, dışlanmış savaşçısı Aki Safir ile evli olduğunu ve artık onunla birlikte yaşayacağını öğrenir.
Aki Safir katıldığı son savaşta onulmaz şekilde yaralandığı için kral tarafından kutsanmış ve krallığın en karanlık topraklarının lordu olarak görevlendirilmiştir. Yanında krallığın en güçlü savaşçısı ve en güçlü büyücüsüyle beraber İluna’ya hükmeden Lord Safir, kralın isteği üzerine evlendiği kadının kendi dünyasından olmadığını öğrenecek midir?
Artık Lin Safir olarak yaşamak zorunda olduğunu fark eden Arima, bu dünyanın büyülü gerçekleriyle baş edebilecek midir?
“Kokusu bile soğuğu anımsatan birisi nasıl olurdu da kalbimi böyle ısıtabilirdi?”
Kitap satan her yerde...
Feeling like she doesn't belong in the world she lives in, Luna decides to ask for help from one of the most powerful but ruthless sorcerers in the country, but wouldn't it be better to take a risk than to live an unhappy life?