MASUM VE GÜNAHKARGüncellenme zamanı Jun 6, 2026, 02:11
Nedim, iri cüssesiyle bir kolunu başının altına koymuş, sırtüstü yatakta yarı çıplak halde boylu boyunca yatarken, bulunduğu yatak odasının tavanına bakıyor ve yüzündeki o sersem gülümsemeye bir türlü engel olamıyordu.Çünkü yarım saat önce öyle muhteşem bir ilişki yaşamıştı ki, ilk kez bu denli zevk aldığını hissediyordu. Hatta üzerinden daha yarım saat geçmiş olmasına rağmen yeniden arzuyla doluyor ve yeni yetme ergenler gibi içindeki istekleri kontrol altına almakta dahi zorlanıyordu. Az önce yaşadıkları cinsellik aklına geldikçe erkekliği sürekli zonkluyor; ayaklanıp duşta olan genç kadının yanına giderek onunla yeniden birlikte olmak istiyordu.Nedim, 29 yaşında genç, yakışıklı ve güçlü bir adamdı; bu yaşına kadar sayısız kadınla beraber de olmuştu. Ama ilk kez bir kadın onu bu denli etkilemiş ve arzu duymasını sağlamıştı. Üstelik Seda öyle dikkat çekici bir kadın falan da değildi. Hatta onu ilk sorgu için gittiği şirkette gördüğünde pek dikkatini bile çekmemişti. Çünkü o, öyle göz alıcı bir tipe sahip bir kız değildi. Hatta fazlasıyla çekingen, korkak ve asosyal bir kadındı. Üstelik giyim tarzı fazlasıyla anane işi gibiydi. Çirkin değildi, hatta sevimli bir yüzü vardı; ama sanki hal, hareketleri ve o garip, rüküş giyimiyle fazlasıyla silik bir tipti.Fakat Nedim, işi gereği şirkete sorgu için gidip geldikçe genç kadın onun dikkatini çekmeye başlamış ve etik olarak doğru olmasa da ondan etkilenmeye başlamıştı. Gerçi saçma da olsa bir ara işlenen cinayetlerde ondan şüphelenmişti. Ama şu an Seda, ondaki tüm şüpheleri dağıtmış ve onu masum olduğuna inandırmıştı.Nedim bunlar aklına gelince yine saçmaladığını düşünüp sinirle kafasını sağa sola salladı. "Yine saçmalıyorsun, o masum aptal herif!" deyip içlendi. Anında yaptıkları ten uyumu aklına düştü ve derin bir iç çekerek arzuyla dolgun alt dudağını ısırdı.Seda'nın ince, narin bedenini geniş kollarıyla kavrayıp o tatlı dudaklarına kapandığında aldığı tat hâlâ dilindeydi. Ama hâlâ şaşkındı. Çünkü onu daha önce daima bol kıyafetler içinde görmüştü ve hep bedeninin de yüzü gibi zayıf ve narin olduğunu düşünmüştü. Ama genç kadını arzuyla soyduktan sonra aslında Seda'nın bedeninin gayet sıkı ve atletik olduğunu görmüştü. Hatta iri, dolgun göğüsleri, karın kasları ve sıkı kalçaları o kadar muhteşemdi ki... Hâlâ onun neden böyle muhteşem bir vücudu o garip, bol kıyafetlerle saklamak istediğini anlayamıyordu. Yani çoğu kadın böyle muhteşem bir fiziği saklamak yerine gururla sergilerdi. Üstelik Seda bakire olmasa da yatakta o kadar acemi ve utangaçtı ki; bakire olsa ve ilk yaşadığı deneyim bu olsa anca bu kadar çekingen ve utangaç olabilirdi.Ama Nedim'i en çok azdıran da onun bu halleri olmuştu. Evet, onun ilki olamamıştı ama hal ve tavırlarıyla sanki ona ilki olma zevkini yaşatmıştı.Derin bir iç daha çeken Nedim, o anlar tekrar gözünde canlanınca kabaran erkekliğiyle hızla yataktan ayaklandı. Çünkü daha fazla dayanamayacaktı. Yatak odasındaki banyoda duş alan genç kadının yanına gidecek ve arzuyla zonklayan erkekliğini, onun sıkı kadınlığına bırakarak rahatlayacaktı.Ama ayaklandığı ilk anda çıplak ayağını gıdıklayan şeyle olduğu yerde duraksayıp buna neden olan şeye bakmaya başladı. Gördüğü şeyle kaşları, hissettiği tuhaflıkla çatılmaya başladı. "Bu lanet şey de ne?" diye mırıldanarak, ne olduğunu anlamak için yere doğru eğildi.Eğilmesiyle de ne olduğunu anlaması kısa sürdü. Bazanın altından dışarıya doğru çıkıp çıplak ayağını gıdıklayan şey bir peruktu. Üstelik sarı renkli bir peruk. Elini sarı renkli peruğa uzatıp çektiğinde ise perukla beraber çekilmeye başlayan kırmızı elbiseyi görünce kaşları daha çok çatıldı. Çünkü bu elbise ve peruk ona hiç yabancı gelmemişti.Zaten elbise ve peruğu inceledikten sonra bazanın altına hızla eğilip o keskin ve kanlı aleti görünce, artık onun için taşlar bir bir yerine oturmaya başlamıştı. Hızla yatak çarşafını kavrayıp çekti ve tekrar eğilerek bazanın altında duran sapı haç şeklindeki, gümüş renkli, kanlı sivri bıçağı çarşafla beraber tuttu.Dizlerinin üzerinden ayağa doğrulurken de aklında dönen düşüncelerle adeta beyninin içinde şimşekler çakmaya başladı. Yaşadığı şokla koyu renkli, gür biçimli kaşları havalanırken, yeşil gözleri de inanamaz halde irice açılmaya başladı.Onu kendine getiren ise odada bulunan banyo kapısının açılıp kapanması oldu. Şaşkın bakışlarını hızla bıçaktan çekip, büyük bir hayal kırıklığıyla kendisine korku ve telaşla bakan genç kadına çevirdi. Tek söyleyebildiği ise şu oldu:"Sen... Katil sendin!"