Dreame Hikayeleri | Müthiş Hikayeler Burada Başlar
Kaderinden kaçarken doluya tutulacağını bilmiyordu. Evlenme kararı çıktığında sevdiği adamla beraber İstanbul'a kaçmak isteyen Zeliş yapayalnız kalır, beş parasız İstanbul'da günlerini geçirip yaşamaya çalışırken karşısına Kuzey Han Bozkurt çıktığında ise onun esiri olur.
KURGU TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. 🔞🔞🔞YETİŞKİN İÇERİK İÇERİR. 🔞🔞🔞 🌾🌾 “Ne zaman demişim sana teyze kızı diye?” dedi adam. “Acımadı mı lan dilin, onu söylerken?” “Gerçek ama,” dedi Feyza ve ayağa kalktı. Miran ona doğru bir adım attı. “Ben sana yarimden başka ne demişim bu zamana kadar?” Feyza derin bir nefes aldı. “Miran, biri gelecek şimdi. Çık git şuradan,” diye sertçe uyardı. Ama Miran’ın umurunda değildi. “Gelinlik yakışmış…” dedi Miran. Ama yüzündeki ifade, midesinin bulandığını ele veriyordu. “Teşekkür ederim. Gider misin artık? Reha her an gelebilir.” “Yalnız damadı yanına pek yakıştıramadım,” dedi Miran. Onu duymuyor gibiydi, gözleri gelinliğe takılıp kalmıştı. Üzerindeki beyazlığı, makasla parçalayıp atmak ister gibiydi. “Miran, başlama yine-” “Sevdiğim kadın yengem olmuş,” dedi, boğazındaki düğüme inat yutkunarak. “Ben başlamayayım da kim başlasın ha, Feyza?” Bakıştılar. ... “Kurdun mu lan onunla hayal? Hani benimle beş çocuk hayal etmiştin ya… Onunla kaç çocuk yapacaksın?” Feyza titreyerek derin bir nefes aldı. “Çirkinleşme,” dedi. Tokat atmamak için kendini zor tuttu; gelinliğinin eteğini daha sıkı kavradı, elleri yumruk oldu. Miran ona hüzünle baktı. “Baba yapacaktın beni… Şimdi amcası diye mi vereceksin kucağıma?” Bu söz, kulakları sağır edecek kadar keskindi. Fısıltıyla söylese de ikisinin de tüyleri diken diken oldu. “Miran!” dedi Feyza, yalvarır gibi. “Biri gelecek, git dedim!” “Takı taktım sana ben,” dedi Miran. “Yüzük takacaktım oysa…” ✨️✨️✨️✨️ YILDIZ... “Bir çobanın kızıydı… ama kader onu bir ağanın yazgısı yaptı.” .... Bir çobanın kızı… Bir ağanın kaderi… .... Ve fısıltılarla örülen bir evlilik. Dağların, sürülerin ve sessizliğin içinde büyüyen genç bir kız…Yıldız. Hayatını hayvanların diliyle, toprağın sabrıyla öğrenmiştir. Babası, bölgenin en güçlü ağalarından birinin çobanıdır; sözü az, yükü ağır bir adam. Ancak beklenmedik bir gün, babası geçirdiği talihsiz bir kazayla yatağa düşer. Sürüler sahipsiz, dağlar sessiz kalır. Ağanın hayvanlarını emanet edebileceği tek kişi vardır: Çobanın kızı. Bir aylığına, kimsenin cesaret edemediği bir sorumluluğu omuzlarına alır. Sürüler onu tanır, hayvanlar ona itaat eder. Ama dağlar sadece sır saklamaz; dedikoduyu da büyütür. Güçlü ağa ile genç kız arasında olmayan bir bağ, dillerde dolaşmaya başlar. Söylenenler büyür, fısıltılar namusa, söylentiler mecburiyete dönüşür. Ve ağa, kendi koyduğu kuralların içinde sıkışır. Bu dedikodunun tek bir bedeli vardır: evlilik. Zorunlulukla başlayan bir birliktelik, iki yabancı ruhu aynı çatı altına sürükler. Peki bu evlilik, bir utancı örtmek için mi yapılmıştır… Yoksa kader, dağların sessizliğinde çoktan yazılmış mıdır? Namusu kirleten sözlerdi, bedeli ise kız ödedi.
Ben Nare. Daha 16 yaşında tam hayatımı kurtarmanın eşiğinde bir adamla zorla evlendirildim. Adamın hakkında iki şey biliyordum. Birincisi adıydı. Miran Zorbey. İkincisi ise daha önce bir kez evlenmişti. Kız düğünde gülüp eğlenmiş ama iki gün sonra intihar etmişti. Düğünde o kadar mutlu olan biri iki günde nasıl canından vazgeçerdi? Ben aslında bir kuma kızıyım. Annem beni dünyaya getirdikten sonra babamın ilk eşi bir erkek çocuk dünyaya getirmiş ve ben beş yaşındayken annemle birlikte kapının önüne konmuşuz. Hayatımın ilk beş yılı baba dayağıyla geçti. Sonraki 11 yılı ise dayı dayağıyla. 11 yıldır İzmir' de yaşıyorum. Töre dizilerden bildiğim bir şeydi. İçine düştüm. Sadece törenin değil, nefretin içine düştüm. Daha 16 yaşındaydım. Üzerime zorla giydirdikleri gelinlik kana bulandı. Ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Eskisi bile iyi olmayan hayatımda bunu söyleyeceğim, o zamanları tercih edeceğim aklıma gelmezdi. Ben Nare...Adımı unutmaktan korkuyorum. Çünkü artık başka adlarım var. " Bu", " Gelin", " Uğursuz", " Katil. "
Başında büyük bir bela olduğunu öğrenen Minel'in karşısına bir adam çıkar. O adam Karanlığın yeni sahibi: Karan Alp Hanoğlu… “Ne istersen yaparım!” “Ne istersem gerçekten yapabilir misin?” Kafamı salladım. “Evet, yaparım.” “Bedeninin sahibi olmak istiyorum!” O günden sonra ben bedenimi kendi ellerimle ona satmıştım çünkü o beden artık benim değil, Karan Alp Hanoğlu’nun olmuştu. O benim bedenimin sahibiydi. “Ben Mirza Hanoğlu’nun oğlu Karan Alp Hanoğlu! Ben artık alemin yeni sahibiyim. Bu alemde ben ne istersem o olur!”
DİKKAT! Detaylı cinsellik, fantezi ve psikolojik şiddet içerir... Kusursuz Bir Eş İster Miydiniz? İki Bin Kere Düşünün… Görücü usulü evlendiğim kocam Üsteğmen Yusuf Sinan Kurtay. Hayatta her şeyi doğru yapmaya çalışan biri. Ama onunla ilgili söyleyebileceğim en kesin şey; Eğer işiyle seks yapabilseydi asla evlenmezdi. “Bak, bugün ne aldım?” Bu cümleye bayılıyorum. Seksi bir iç çamaşırı ya da yeni bir seks oyuncağı demek bu benim için. Ama hayat sadece cinsellikten ibaret değil. Keşke olsa… Neyse ki, uyuz kocam bu konuda da kusursuz. Aslında görücü usulü evlenirken çok basit isteklerim vardı: Bir ailem olsun. Arada bana çiçek alsın. Ayda bir kez dışarıda yemek yiyelim, çünkü yorgun olduğumu anlasın. En az iki çocuğum olsun. Eşim iyi biri olsun. Çalışmama karışmasın. Ne istediysem oldu ya da olacağından eminim. Peki, insanların isteklerinin gerçekleşmesi onları delirtir mi? Beni delirtiyor. Üstelik ben delirirken karşımdaki oturup “Hayatım, sanırım bugün stresli bir gün geçirdin. Derin nefes al ve gevşemeye çalış.” diyor. Kadınlar ne ister sorusuna yüzlerce cevap verilir; erkekler de buna çok farklı yanıtlar verir. Ama ben öğrendim ki kadınlar aslında sadece özel olduklarını hissetmek ister. Ve ben bunu hissedemiyorum. Mesela kocamın sadakati bile evli bir erkeğin sorumluluğu, ben olduğum için, değerli olduğum ya da iyi bir eş olduğum için bile değil. Her konuda böyle. Bana özel yaptığı tek bir şey bile yok. Özel eğitim almış, özel harekât askeriyle evliyim ve o her şeyi biliyor. Her şeyi. Herkesin gözünde kusursuz. Ben Elif Sonay Kurtay. Pratisyen hekimim ve bu benim hikayem. Dikkat! Hikayemi okurken kocalarınızın kusurlarını sevimli bulabilirsiniz.
(+21) Yaş Uyarısı: Öykümüz ayrıntılı cinsel sahneler ve travmatik cinsel durumlar içermektedir. 21 yaşın altındaki okurlar için kesinlikle uygun değildir. Mirzas Kutlubey, tüm ailesini ve aşiretini tek başına yöneten bir ağadır. Tüm hayatı gözü gibi baktığı kızkardeşinin ifşa videosunun internette dolaşıma sokulmasıyla alt üst olur. Kızkardeşiyle videoda yer alan genci öldürmemesi karşılığında, aynı zamanda kızkardeşinin en yakın arkadaşı olan Fidan’la berdel yoluyla evlenmek zorunda kalır. Kızkardeşine duyduğu öfkeyi Fidan’dan çıkarabilecek midir?
“Fırat, indir silahını!” Fırat, silahını indirmeden dedesine döndü. “Ne demek bu dede? Bu şerefsiz, Dilan’ı kaçırdı. Hüküm belli. Ölecekler.” Civan Ağa kafasını iki yana salladı. “Berdel olacak!” Sesi kulağımda yankılandı. Sözlerine babama bakarak devam etti. “Adar ve Dilan’ın canına karşılık, torunum Fırat ve kızın Berfu evlenecek.” dediğinde donup kaldım. Fırat’la ben evlenecektim… Kalbim, ağzımda atarken onun bakışları bana kaydı. Gözlerinde büyük bir öfke vardı. Fırat benim hem kurtarıcım hem de aşık olduğum adamken o, benden nefret ediyordu…
"Abi deyip durma bana! Abin gibi değil, kocan olarak gör beni. Bundan böyle karı kocayız biz." "Olmaz. Sevdiğim vardı benim! Zorla evlendik, eskisi gibi abi diyeceğim sana!" "Helin! Delirtme beni!" "Delirirsen delir. Sen benim Yusuf abimsin."
🔞🔞anlatımları detaylı anlatılacaktır. +21 sahneleri olacaktır 🔥🔥🔥🔥 bunu göz önünde bulundurarak okuyunuz. Küfür, argo söylemler ve olumsuz örnek olabilecek davranışlar bulunmaktadır. töre, Mafya, tutku, anlaşmalı evlilik, mutlu son sapkın bir adam.İki kadın bir ömür yaşamak zorunda kaldığında ne olur? Belki fırtına belkide beklenmeyen bir huzur bunu zaman gösterecekti. Cihangir aşkı bulduğu kadını yanında tutabilmek için neler yapmak zorunda kalacak. Dicle ve Mizgin aynı konağın taş duvarları arasında sıkışıp kalacak mı yoksa bir çıkış yolu bulacak mı?
“Gördüğüm en güzel köylüsün Damla,” dedi. “Tarık Ağam, en yakın arkadaşınla seviştim, buna rağmen beni istiyor musun?” “Seni becerdikten sonra benim aletimi düşüneceksin sadece,” dedi. Dudakları boynuma indi. Hafif öpücükler konduruyordu. Ürperdim. Vücudum gerildi. Ellerim saçlarına dolandı. Saç tellerini avuçluyordum. Tarık tişörtümü yukarı sıyırdı. Kumaş tenimden ayrıldı. Göğüslerim özgür kaldı. Başını indirdi. Dudakları meme ucuma değdi. Emmeye başladı. Dili çevremde dolaşıyordu. “Seks istiyorum Damla.” “Ah…” İnledim. Ses samanlıkta yankılandı. Ellerim sırtına indi. Tırnaklarım iz bırakıyordu. Tarık diğer meme ucumu parmaklarıyla ovuşturuyordu. Sıkıca. Nefesim hızlandı. Vücudum ateşleniyordu. Tarık’ın pantolonunun düğmesini açtım. Fermuarı indirdim. Kumaş yere düştü. Sertliği özgür kaldı. Elimi uzattım. Avuçladım. Yavaşça sıktım. Tarık inledi. Gözleri kapandı. Hareket etmeye başladım. Yukarı aşağı. Ritmik. Tarık’ın eli kalçama indi. Sıkıca tuttu. Beni kendine çekti. Dudaklarımız tekrar buluştu. Öpücük derinleşti. Dillerimiz birbirine dolandı. “Dayanamıyorum sana,” dedi. Tarık beni samanlığa yatırdı. Üstüme çıktı. Bacaklarımın arasına yerleşti. Sertliği ıslaklığıma değdi. Yavaşça girdi. İnledim. Vücudum açıldı. Tarık hareket etmeye başladı. “Bana neden yasaksın?” dedi. Her itişte inlemelerim yükseliyordu. Tarık hızlandı. Vuruşları sertleşti. Bacaklarım beline dolandı. Topuklarım sırtına bastı. Zevk dalgaları yayılıyordu. “Geliyorum,” dedim. Sesim titrekti. Tarık anladı. Daha derin vuruyordu. Vücudum kasıldı. “Ah…” Nefeslerimiz yavaşladı. Tarık üstümden indi. Yanına uzandı. Kolunu belime doladı. Başımı göğsüne yasladım. “En yakın arkadaşının sevdiği kız olmam seni üzmüyor mu?” diye sordum. “Hayır çünkü az önce seni ilk ben becerdim.”