Dreame’deki Popüler Kitaplar
KEMERLERİNİZİ SIKIN, BU HİKÂYE KALBİNİZE DOKUNACAK… Bir töre, iki kadın, tek bir adam… Ve hepsini sarsacak büyük sırlar… Kader henüz 20’sinde, yüreği umutla çarparken, fakirliğin pençesinden çıkıp Mardin’in en güçlü aşireti Hanzade ailesine kuma olarak satılır. Güzel yüzlü, saf ve içi tertemiz bu genç kadın, hayatın en acımasız kuralıyla tanışır: töre, aşktan güçlüdür. Turan Hanzade… 28 yaşında, karizmatik, gururlu ve sert bakışlarının ardında derin yaralar taşıyan bir adam. Aşiretin gelecekteki lideri. Kalbi yıllardır eşi Meryem’e ait. Ama kader, adını taşıyan kadını ona getirir… Kader. ⸻ Başta bir yabancı, sonra bir sırdaş… Başta bir yük, sonra bir aşk… Ama her aşk, kolay doğmaz. Hele bir aşiretin topraklarında, sırlar kök salmışsa… Aşk, sadakat, ihanet ve geçmişin gölgesinde filizlenen bir hikâye. Okurken her satırda nefesinizi tutacak, her sayfada biraz daha derine ineceksiniz. Çünkü bu sadece bir aşk hikâyesi değil, bir geçmişin, bir törenin ve bir kalbin mücadelesi. “Kuma” sadece bir unvan mı, yoksa kaderin bıçağı mı? Hazırsanız, Kader’in hikâyesi başlıyor… Ama unutmayın, bu yol acıtır. Ve bazı sırlar asla sessiz kalmaz. &&& Lütfen yavaş ol…” dedim. “Sus kadın benimsin sen, karım değil misin?” Diyerek aletini kadınlığıma dayandırdı. Canım acıyordu, kalbimi kendinden geçiyordu. “Ağam yavaş…” “Sus kadın?! Sen bana aitsin. O adam bir daha sana bakarsa seni daha sert beceririm.” Canım çok acıyordu ama ona baktığımda kalbimi de durduramıyordum. “Ben korkuyorum…” dedim. Kaşları çatıldı ve göğüslerimin ucunu hafif emdi. “Asla canını yakmayı düşünmüyorum kendini bana bırak sadece.” “Ağam…” “Sadece bana odaklan tamam mı? Ben buradayım.”
+24 okuyucu için uygundur “Sakın kendini karım sanma…” Serkan'ın sesiyle gözlerimi ondan ayırmadan bakmaya devam ettim. “Öyle bir gaflete sakın düşme hem de! Sen benim karım olabilecek biri misin? Benim zaten bir sevgilim var, yakında onunla evleneceğim. Senin gibi cahil bir köylü kızıyla ömür çürütmeyeceğim! Bunu da böyle bil!” Boğazıma bir yumru oturdu. Nefes almakla almamak arasında sıkıştım. O an cevap veremedim. Versem ne değişecekti ki? ***Tutkun kuzeni yüzünden Serkan’a berdel olarak verildiğinde yüreğinde bir umut kırıntısı vardı. Ancak gittiği konakta ne bir eş gördü ne de bir yuva... Aldatıldı, hor görüldü, ezildi. Kalbi paramparça, gururu yerle bir oldu. Serkan hor gördüğü karısının değerini kaybettikten sonra anlayacak ama iş işten geçmiş olacak çünkü berdel bozulacak. Ama Tutkun'un hikâyesi burada bitmeyecek. Baba evine döndüğünde onu bekleyen kader bu kez daha sert. Namus gitti diyen ailesi onu şehrin en yabani, en sessiz, en sert adamıyla evlenmeye mecbur bırakacak. Noyan 2 metreden uzun boyuyla, geniş cüssesi ve yüzündeki yara iziyle herkesin çekindiği bir adam. Tutkun'a yeni bir hayat verirken aslında kendini de onda kaybedecek. --Bazen en büyük fırtınalar, en derin sükûnetin içinde kopar. --Ve bazen gerçek aşk, en yaban ellerde filizlenir... “Tutku” Aşkın, gururun ve yeniden doğuşun hikâyesi.♥️
(+21) Yaş Uyarısı: Öykümüz ayrıntılı cinsel sahneler ve travmatik cinsel durumlar içermektedir. 21 yaşın altındaki okurlar için kesinlikle uygun değildir. Mirzas Kutlubey, tüm ailesini ve aşiretini tek başına yöneten bir ağadır. Tüm hayatı gözü gibi baktığı kızkardeşinin ifşa videosunun internette dolaşıma sokulmasıyla alt üst olur. Kızkardeşiyle videoda yer alan genci öldürmemesi karşılığında, aynı zamanda kızkardeşinin en yakın arkadaşı olan Fidan’la berdel yoluyla evlenmek zorunda kalır. Kızkardeşine duyduğu öfkeyi Fidan’dan çıkarabilecek midir?
+18 sahneler detaylıdır. Taciz, sapıklık, alıkoyulma ve şiddet gibi olumsuz ögeler içermektedir. Bunları dikkate alarak okumanızı tavsiye ediyorum. Bir berdel, insanın hayatını ne kadar değiştirebilir? Baran; Yıllardır yüzündeki yanık iziyle, özgüveni olmayan, insan içine pek karışmayan evlenmeyi bile düşünmeyen biriyken. Bir berdel kararıyla hayati değişti. Meryemce; Berdelle evlendiği eşinin, her haline tutulan kadın. Öyle ki her gün eşini yanık izinden öperek uyandırır. “Neden, bana öyle bakıyorsun?”“Kocam değil misin bakarım?”“Değişik bakıyorsun ama sanki bir şey söyleyecekmiş de çekiniyormuş gibi.”“Kocamdan mı çekineceğim ağam. Merak ediyorsan söyleyeyim.”Hafifçe Baran’ın kulağına doğru yaklaşıp nefesimi vererek konuştum. “Yüzündeki iz, beni azdırıyor.”
DİKKAT +18 SAHNELER İÇERİR. 🔞🔞 Bir can kurtardığını sanmıştı…Ama aslında kendi özgürlüğünü elleriyle teslim etti.👑 O, ölümün kıyısından kurtardığı adamın şimdi zoraki gelini.👠 Bir mafya tarafından sahiplenildi.🔫 Kaçamadı. Direndi. Sonra… boyun eğdi.Ama boyun eğmek, teslim olmak mıydı?Yoksa kalbinin bile bile esir düşmesi mi?“Seni kurtardığım o gece, aslında kendimi sana zincirledim.”
Sürpriz karakterler ve sürpriz aşklarla dolu bir kitap geliyor. Birbirini sevip diyemeyenler, biribirine tamamen zıt olanlar, birde sürekli kavgaya tutuşanlar hepsi Bir Garip Aşık... şimdiden keyifli okumalar 🥰
Biri Adana’nın nam salmış, köklü ailelerinden Kıratlıların oğlu Derviş Kıratlı; diğeri ise Mardin’in basit bir köyünde büyümüş, zorla zalim bir Ağa’ya, arada doğru düzgün imam nikâhı bile olmadan, resmen para karşılığı satılmış Yeter gelindi. Kız, kendi cehenneminden defalarca kaçmaya çalışmıştı. Son denemesinde karşısına çıkan; onun ve kucağındaki küçücük bebeğinin hayatını kurtaran, gözleri kara, heybetli delikanlı adamın elinden tutup onu bu cehennemden çıkaracağını nereden bilebilirdi ki? Adana’nın delikanlılığıyla bilinen Bey’i Derviş Bey… Mardin’in zalim Ağa’sı Berdan Şızaran… Masum, güzeller güzeli kaçak gelin Yeter… ----**----- “Ben istemedim böyle olsun. Gideceğim, merak etme. Sağlıcakla kal Derviş Bey. İçin rahat olsun; benim canım senden razı, senin de olsun. Hayatında bir kadın olduğunu bilseydim asla buraya gelmez, seni bu duruma düşürmezdim.” “Yeter! Benim sabrımı sınama kadın. Nereye gidiyorsun çocukla bir başına lan? Nereye?” diye kükredi. Kolumu sıkıca tutmuştu. Çok yakındık… Fazla yakın. Kokusunu istemsizce içime çekerken, yalvarır gibi mırıldandım: “Derviş… Ne olur bırak gideyim artık. Böyle olmaz, görmüyor musun?” “Gitmeyeceksin…” “Ama…” “Benim kadınım olacaksın…” “An-la-ma-dım…” “Sadece basit bir imza. Resmiyette karım olacaksın. Merak etme; sana asla el sürmeyeceğim. Sadece düze çıkana kadar…” ---*--- Aramızdaki çekim beni tamamen dağıtmıştı. Karşımdaki bu küçük kadına bakmadan duramıyordum. Karımdı… Karımdı ama el süremezdim; lanet olsun ki söz vermiştim. Yeter, çocuğu beşiğine yatırırken kapıdan onu izliyordum. Geceliği uzundu ama inceydi; vücuduna neredeyse yapışıyor, dolgun hatlarını belirgin bir şekilde ortaya çıkarıyordu. Eğildiği sırada açılan yakasından görünen, sütyeninden taşan dolgun göğüsleri… Göğüs oluğu yüzümdeki gülümsemeyi silmeye yetmişti. Bu ani görüntüyle içimdeki ateş bir anda harlandı. Nefesim hızlanırken, bakışlarımı küçük karımın dolgun göğüslerinden ayıramıyordum. Erkekliğimde hissettiğim sertlik yüzünden derince yutkundum; gözlerimi ondan çekmeye çalıştım ama artık daha fazla dayanamayacağımı biliyordum. “Sikerler sözünü…” diye söylenirken hızla ilerledim. Doğrulup bana dönen karımı kolundan sertçe çekip kollarımın arasına hapsettim. “Derviş…” diye inlercesine çıkan sesi, dudaklarına kapanmamla birlikte nefesime karıştı.
🔞21 yaş ve üzeri için tavsiye edilmektedir. ❤️🔥Cinsel içerikli sahneler detaylı bir anlatıma sahiptir. 💘Keyifli okumalar dilerim... Sigaramı son kez çekip yere attım. İzmariti ezerken Deniz iyice yaklaştı bana. " Hadi artık eve götür beni Demiiirr.... " Sesindeki erotik tonu duymak baştan aşağıya titretti beni. Bir eli aramıza girmiş, heyecandan ne yapacağını şaşırmış olan baş çavuşu okşuyordu. Dilim lal olmuştu sanki. Bir anda ortam değişti ve kendimizi evde bulduk. Deniz ve ben yalnızdık. Ve o boynuma ıslak öpücüklerini sıralarken, aletimi okşamaya devam ediyordu. " Hadi Demiiiiiğğrrrr.... Seni istiyorum ! Yoksa harekete geçmen için abi mi demeliyim ? " Sözlerini bitirdikten sonra boynumu emdi. Sertleşmiş aletimi avucunun içinde sıkıyordu. Ellerim yüzünü iki yanından kavradı. İnmiş olan dudaklarını yeniden şişirmek için yanıp kavruluyordum. İki dudağını da ağzıma alarak öptüm onu. Dilimi ağzına gönderdiğim an aletimi bırakıp kendi bedenini yasladı. İnleyişi ne kadar haz aldığını belli ediyordu. Emerek çekiştirdim iki dudağını da. Salyalarımız birbirine karışmış, öpüşmeden ziyade yiyişme yaşadığımız ana denk gelmiştik. Geri çekilip hızla soyunmaya başladı. Ben de soyunurken öpüşmeye devam ettik. Formasının altından dün gece giydiği siyah elbise çıktı. Göğüsleri taşacak gibi görünüyordu yine. Ayağındaki postallar yine o sivri topuklu ayakkabılara bırakmıştı yerini. " Diz çöktür bana ! Ağzımı becer önce Demir.... " Geri çekilip öpüşmeyi sonlandırmış, söylediği sözlerle aklımı başımdan almıştı. Saçlarını elime doladım. Çekiştirip sertçe tutarken bana bakmasını sağladım. Gerilen boynundaki damarların kabarıklığında dilimi gezdirdim. " Abi demenin cezasını ödeyeceksin o zaman. O dilin bir daha abi diyemeyecek kadar yiyecek sikimi ! " Duyduğu sözlerle titredi. Boşalacaktım nerdeyse. Onu saçlarından çekip önümde diz çöktürdüm. Elleri bacaklarımın arkasına sarılmış, tam erkekliğimin hizasına gelen kafasıyla beni mahvetmişti. Saçlarını bırakmamı, karnıma değen sikimi yalamak istediğini bariz bir şekilde belli ediyordu. Alt dudağımı tüm gücümle ısırırken, boştaki elimle sikimi kavradım kökünden. Ucundan akan zevk suyunu dudaklarına sürdüm. Ağzını açıp dilini çıkardı ve dondurma yalar gibi yalayıp ucunu emdi. " Imhhhhhh ! Bu kadar mı Demir abi ? Hala dilim arsızca abi diyor bak ! Hadi sustur beni. " Alt dudağımı serbest bırakıp dişlerimi sıktım. Kalbim göğsümü delip çıkacaktı sanki. " Aç bakalım ağzını. Bu sefer gerçekten yiyeceksin bu yarrağı ! " İtiraz etmeden ağzını açtı. Ağzına girdiğim an boşalırdım. Bunu biraz daha sürdürmek istedim. " Dilini çıkar dışarı ! " Sikimi yanaklarında, çenesinde gezdirirken dışarı çıkan dili, çenesinde gezdirdiğim sikime değdi. Islak ve sıcacıktı. Kim bilir delikleri ne kadar ıslaktı ? Sikimle diline vurdum bir kaç kez. Yarı baygın gözleri bendeyken oldukça istekli görünüyordu. Sikimi boynundan başlayıp çenesine kadar sürttüm. Ağzına gireceğimi sandığı an, yeniden yanağında gezindim. Bacaklarıma sarılmış olan ellerinin tırnakları battı tenime. Oynama benimle demek istiyordu sanırım. Kaşları çatılıp bir şey diyecekti ki, sikimi o ağzına sokuverdim. Yüzü anında gevşeyip " Immmmmmhhhh ! " demeye başladı. Saçındaki elimle başını oynatırken, kalçalarımı öne itip boğazının duvarına değene kadar soktum. Dili durmuyor, kıvrılarak sikime değmeye devam ediyordu. Yanaklarına doğru yönlendirdiğim başıyla yanakları şişiyordu. Sikimin başı yanaklarını da doldurmuştu işte. Deniz o arada dişlerini geçirmeye çalışıyordu. " Isırma Deniz ! " Boşalacaktım artık. Kendimi geri çekmeme izin vermedi. Bacaklarıma sardığı ellerini çekip sikimi kökünden kavradı. O hızla yalamaya devam ederken gözlerim kayacaktı. Sikeyim daha önce hiç bu kadar iyi yapan olmamıştı. Saçlarını çekiştirip geri çekmeye çalışsam da, bırakmıyordu. Tutacak takatim kalmamıştı. Başını iki yana sallarken konuşamadı. Ağzında sikim varken dili dönmüyordu. Başından bastırıp köküne kadar soktum içine. Oluk oluk boşalırken sanki kemiklerimin içindeki ilikde gidiyordu. Bacaklarım titriyor, vücudumdaki her sıvı döllerimle birlikte Deniz'in ağzına akıyordu sanki... Şişmiş dudakları aletimin etrafını sarmış, hala girip çıkmaya devam ederken mecalim kalmamış gibiydi.
Onun aşkından ölmedim. Ona güvendim. Ona teslim oldum çünkü ona inandım. Hayatımdan onun kollarına bir kaçıştı yaşadığım. O ise vaadlerini bir anda unuttu. ' Güngör ben hamileyim. ' dediğimde buz gibi baktı yüzüme. Zaten sağlıklı olmayan aile hayatım daha da alt üst olmuştu. Babam kalp krizi geçirdiği için yattığı hastane odasında; ' Adıma sürdüğün lekeyi temizlemeden sakın çıkma karşıma. ' demişti. Üzerimdeki çantam dışında hiçbir şey almadan, evin kapısından bile giremeden kovdu beni. O an umutluydum. Beni seven adama gidecek ve bu müjdeyi verecektim. Evlenecektik zaten, öyle diyordu. Hiçbir şey umduğum gibi gitmedi. ' Saçmalama. Sen alt tarafı bir sekretersin. Sekreterlerin işi bu zaten. Ya patronla ya patronun oğluyla yatarsın. Sen yine şanslısın bak. Patronun oğlunun yatağına girdin. ' ' Güngör sen ne diyorsun?' ' Aldırırız olur biter. ' ' Hayır. Kendi günahımın bedelini masum bir cana ödetmeyeceğim. Üstelik bu neyi değiştirir sanıyorsun? ' Tartışma uzadı ve sonunda Güngör beni bir eve koydu ve gecesine birini getirdi. ' Tanıştırayım müstakbel kocan. Hadi yine şanslısın. Genç ve zengin. Bir süre evli kalırsın çocuk doğduktan sonra da aylık bir ödeme yaparım sana. ' O zaman öğrendim ki Güngör nişanlıydı. Beni evlendirmek istediği mafya lideri Rüzgar Soyluhan' ın kız kardeşi ile nişanlıydı. Nasıl bir şeyin içine düşmüştüm? Bu adam niye kardeşinin aldatıldığını bile bile Güngör' ün pisliğini örtüyordu. Çaresizlikten evlendim. Beni tek bir dakikada kapının önüne koyan babam için, karnımdaki masum can için evlendim. Evlenmesem ikisi birden kaybedecektim. Oysa tek suçlu bendim. Bedelini de ben ödeyecektim.
Ayaz'ı ittikçe üzerime daha çok abanıyordu. Karşı koymak istiyordum ama kadınlığım zonkluyordu. Lütfen fark etmesin diye dua ediyordum. Bedenini iyice üstüme bastırdı. Ağırlığı altında eziliyordum. Çenemden tutup başımı kaldırdı. Bakışları dudaklarımdan boynuma kaydı. "Seni nikahıma almam, cariyem olmadığın anlamına gelmesin. Ne dersem itaat edeceksin. İradende, ruhunda bana ait." Ayaz erkekliğini kadınlığıma sürtmeye başladı. Kilodum neredeyse delinecekti. "Bedeninde..." dedikten sonra kulağıma eğildi ve fısıldadı: "Rahminde benim olacak." *** Umut telefonu alıp giderken Ayaz bana döndü. "Sana son bir şans veriyorum. Bana gerçeği anlat. Bildiğin her şeyi. Yoksa..." Sustu. Yüzüme doğru eğilerek, "Narin'den beter duruma düşersin" dedi."Bildiğim her şeyi anlattım" dedim. İçimdeki suçluluk gittikçe büyüyordu. Her şeyi bildiğim ve sustuğum için cezalandırılmayı hak ediyordum. Narin'i zorlayan da, abimi olay yerinden gönderen de bendim.Ayaz, "Benden günah gitti" diyerek kapıyı açtı. Kapının eşiğinde durup, "Telefon geldiğinde yalan söyleyip söylemediğini anlarız" dedi. Kapıyı üstüme kapatıp gitti.O gittikten sonra tüm direncim kırıldı. Dizlerimin üstüne çöküp ağlamaya başladım. Narin saatlerdir ameliyat masasındaydı, ailem bir kere bile beni arayıp sormamıştı. Çocukluğumun kahramanı olan adam benden nefret ediyordu. Narin bana yalan söylemiş, arkadaşlığımızı ailesinden gizlemişti. Belki de haklıydı. Ailelerimiz arasındaki düşmanlığı bildiği için benimle arkadaş olduğunu söylememiş olabilirdi.