Dreame’deki Popüler Kitaplar
“Artık herkes bilecek,” dedi. Sesi, emir tonuyla sakince karışmıştı. Kutuyu açtı. İçinde bir yüzük. Parlak ama sade. Gösterişsiz ama güçlü bir nişanın simgesi gibi. “Lojmandaki herkes senin benimle nişanlandığını bilecek ve öyle davranacaklar. Kimse seni bir daha rahatsız etmeyecek.”Boğazımda bir düğüm oluştu. O kadar kolaydı yani? Bu kadar net, bu kadar kararlı?“Ama… sahte bir nişan değil mi bu?” diye sordum. Kelimeler ağzımdan çıkarken bile cılız geldi kulağıma. Belki biraz umut, belki biraz korku gizliydi sesimde.Yeşil gözleri tekrar bana döndü. Bu kez içinde en ufak bir tereddüt yoktu.“Yaren, şimdiden söyleyeyim. Ben hiç kimseye kalbimi vermeyi düşünmüyorum. Ben kalpsiz bir adamım… ve sen sadece benim sahte nişanlım olacaksın.”
Dikkat! Detaylı +18 cinsel sahneler bulunmakta. “İş arıyorsun demek,” dedi, sesi sakinleşmişti ama hâlâ tehditkârdı. “Sana yardımcı olayım.” Kelimeleri bıçak gibi keskin ve soğuktu. Onun söylediklerini dinlerken, içimde bir umut kıvılcımı belirdi, ama bu umut öyle kırılgandı ki, her an sönebilirdi. “Evet, lütfen yardım et bana!” İçimde ki o umut taneleri ise söyledikleriyle yer bir oldu. “Madem iş arıyorsun. Sana bir teklifim var, orospum ol! İstediğin parayı vereceğim.” *** Zevk toplarını içine doğru ittirdim. “Mustafa Kemal…” diye çığlık attı, nefesi titriyordu. Bu sesi duymak, onu böyle görmek, içimdeki tüm arzuyu zirveye çıkardı. Ona her şeyimi vermek istiyordum; bedenimi, ruhumu, tüm sevgimi. Zevk toplarının etkisi altında kıvranırken, yeniden zevkle kaldırdı belini ve kıvrandı. “Bu nasıl bir şey aman tanrım,” dedi soluk soluğa. “Hoşuna gitti mi?” diye sorduğumda sanki itiraf etmek istemediği bir şeyi itiraf edecekti. “Garip ama... Evet. Lanet olsun beni de kendine benzettin!” diye çığlıklar arasında konuşurken genişçe sırıttım. “Lütfen, daha fazla dayanamıyorum.” Dediğinde artık vakit gelmişti.
İçerik; (Dikkat! +18 Cinsel ögeler, Asker- Ajan, Savaş, Gizli görev,Tutku, Rızalı fantezi, Piskolojik ögeler, Güçlü kadın, Dram, Aşk) Yakışıklı ve disiplinli bir istihbarat subayı, bir göreve gönderilir. Lüks bir yalıda, iş adamı rolü yapacaktır. Ama yanına gönderilen ajan bir kadındır ve karısı rolünü oynayacaktır. Aynı evin içinde, aynı yatağın iki ucunda…Birbirlerini öldürmekle, şehvetli bir aşka teslim olmak arasında gidip gelen, nefes kesici bir operasyonun göbeğinde buldular kendilerini. Ve artık ikisi için de en zorlu görev başlamıştı: Birbirine teslim olmamak. 🔥🔥🔥 - - - - - - - - - - - - - - - - #Ateşli #mafya #töre #berdel #ağa #tutku #şehvet #gelin #ceo #asker #bxg #HE #Dark #seks #Askerinelası #aldatma #askerinzeynosu #ağatöre #kuma #mahalle #öneri #berdel #esaret #köle #aşiret #bekaret #başlıkparası #kumanın #mafya #anlaşma #sözleşme #evlilik #ağanın #söz #yemin #kader #elası #zeynosu #ateşlikuma #asker #şehvet #ücretsiz
"Evimde ne işin var lan senin? Anlat çabuk!" Gözlerim yaşlarla dolarken bu durumu nasıl açıklayacağını bile bilmiyordum. Bir anda beni kollarımdan ters kelepçe yapar hale getirip duvara yayamış ve kendi iri bedenini de üzerime kapatmıştı kaçmamam için. Oysa zaten kaşamayacak kadar kötü haldeydim. "B-ben kötü bir amaçla girmedim yemin ederim!" "Yalan söyleme! Hırsız mısın yoksa birinin adamı mı?" Korkuyla derin bir nefes aldım. "Kimsenin adamı değilim, hırsız da değilim! Sadece... birilerinden kaçmam gerekiyordu bu evin bahçesine girdim." Arkamda adeta kızgın boğa gibi soluyordu. o kadar hızlı hareket etmişti ki yüzünü bile görmemiştim. "Ne tesadüftür ki bir yüzbaşının evine girdin. İnanayım mı sana küçük hırsız?" Yüzbaşı mıydı? Lanet olsun Melek gire gire yüzbaşının evine mi girdin? Tek kapısı açık bahçe burasıydı mecbur buraya girmek zorunda kalmıştım. Üstelik cam da açıktı. "T-tek bahçe kapısı açık ev burasıydı. Yoksa devletimizin askerinin evine niye gireyim! Gerçekten mecburdum girmeye. Bırakın kolumu her şeyi anlatayım."
❗️Dikkat +18 ve Yetişkin İçerik içerir ❗️ Boran, loş bir odada Defne'yi duvara dayamıştı. Eli, onun çenesini sıkıca tutuyordu.“Adın ne?" diye sordu Boran, sesi buz gibi ve sertti."Gölge," diye fısıldadı Defne, gözlerini kaçırarak.Boran çenesini daha da sıktı, öfkeyle, "Gerçek adın!" diye gürledi."Defne..." diyebildi Defne, acıyla yüzünü buruşturarak.Boran yüzünü iyice yaklaştırdı, nefesi Defne'nin yüzüne çarpıyordu. "Şimdi o ağzını iyice aç ve aletimi yala!" diye emretti."Ben yapamam... Diğer kızlar gibi değilim," diye karşılık verdi Defne, titreyerek, gözlerinde biriken yaşlarla.Boran'ın öfkesi daha da alevlendi, çenesini sıkmaya devam etti. "Yapacaksın!" diye hırladı. "Senin bedenin bana ait! Benim hizmetçimsin! Ben ne dersem o!" && Adım Defne. Yirmi yaşındayım ve hayatım, dışarıdan bakıldığında bir roman gibi görünebilir ama içinden baktığımda sadece bir kâbus. Çocukluğum, annemin kumar masalarının gölgesinde geçti. Evimiz küçük bir daireydi, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde. Annem, geceleri eskortluk yaparak para kazanan bir kadın olarak çalışırdı. Kumar bağımlısıydı da. Adamlar gelir, masaya oturur, kağıtlar karışırdı. Ben köşede oturur, o fısıltıları dinlerdim. Poker, blackjack, rulet… Onlardan öğrendim kumar oynamayı. Bir gün o adamlar tarafından kaçırıldım. Sus payı olarak anneme yüklü meblağ verdiler ve annem bunu kabul etti. Ve o kötü adamlar tarafından malikane denilen bir yere satıldım. Malikanede günler aylara döndü. Ve bir isim dikkatimi sürekli çekiyordu: Boran Karasoy namıdiğer cellat … Bu taş duvarlı malikânenin gölgesine hükmeden adam oydu. Sessiz adımları bile korku salan, kudretiyle herkesin dizlerini titreten, bakışıyla emir veren bir güçtü Boran. Burada nefes alan herkes onun adını fısıldardı, saygıyla, korkuyla, itaatle. Bir gün beni farketti. Ve beni satın aldı. Neden beni satın aldığını bilmiyordum. Sorsam dahi doğru düzgün cevap vermiyordu. Böyle güçlü, herkesi titreten bir adamın beni seçmesinin bir nedeni olmalıydı… Zaman geçtikçe davranışları daha da anlamlanmaya başladı. O, beni bir esir gibi değil… sanki geçmişinden kopmuş bir parçayı yeniden bulmuş gibi görüyordu. Ve bir gece, gerçeği duydum: Ben, onun ilk aşkı Zühre’ye benzediğim için seçilmiştim. O an anladım… Boran Karasoy’un karanlık dünyasında ben sadece bir gölgeydim. Zühre kimdi bilmiyorum… ama onunla benim aramdaki benzerlik, Boran Karasoy’un kaderimdeki en tehlikeli sırdı.
İstanbul'un en ünlü gece kulübü işletmecisi olan Mirza Zorlubey, abisinin ölüm haberiyle sarsılır. Bir aşiret ağasının oğlu olan genç adam cenaze için Urfaya gider ve bir günde hayatı alt üst olur. Çünkü ailesi saklamak zorunda oldukları bir sır yüzünden, Mirzanın, ölen abisinin karısı olan Güneş ile evlenmesini isterler.
Bu hikayede +18, yoğun cinsel gerilim, tutku, şiddet içerikleri bulunmaktadır. Lütfen ona göre okuyunuz. Elinde viski, düşüncelere dalmışken kapı birden açıldı. Belindeki silahı çekip cennetten gelmiş gibi duran kadına baktı. Tekrar yerine koydu emanetini. Baştan sona kadını süzdü. Ne vardı bu kadında onu böyle etkileyecek? Beline kadar uzanan gür ve ipeksi saçları ise kızıl saçlı kadınlarla birlikte olmuştu. Bembeyaz teni de olamazdı. Bu güne kadar ondan daha beyaz, dolgun ve güzel kadınlarla birlikte olmuştu. O Orta Doğu ve Balkanların en iyi silah kaçakçısıydı. Babadan kalmıştı bu iş, Mafya babasıydı. Kadınlar önünde pervane oluyordu. Oturmuş evdeki süt anneye halleniyordu. Kendine bile inanamıyordu. - Ne istiyorsun? Sesi çok sertti. Hem aşağıdaki sertleştiği için canı sıkılmıştı hem de babaannesi gibi beyaz uzun gecelik giyen kadını çekici bulduğu için kendine kızmıştı. Yanakları iyice kızaran kadın önüne kadar geldi. Geceliğini omuzlarından sıyırarak çırılçıplak önünde durdu. Hayranlıkla ona bakan Yusuf Ali Çakıroğlu oturduğu koltuğa yerleşmiş manzaranın tadını çıkarıyordu. - Ben değil, sen istiyorsun. Sana istediğini vermeye geldim. Kaşlarını çatarak eve ilk geldiğinde konuşmaya bile utanan o narin kıza baktı. Minik serçesi bir kartala dönüşmüştü. Ateşli hatunu olmuştu. - Kendini bana mı sunuyorsun? - Bir şartla Ahhh kadınlar... Tabi ki de istekleri bitmeyecekti ve bunların olması için kendini sunmaya çok meraklıydılar. O kadını istiyordu. Sonuç ne olursa olsun. - Dile benden ne dilersen! - Kocamı ve abimi öldürmeni istiyorum... Mars fırtınaları olan kızıl gezegen ve bulutları olan dünyanın tersine dönen Venüs aşık olursa ortada kalan dünya ne yapabilir? Herkese efendi olan bir adamın bir kadına köle olma hikayesi. Yusuf Ali Çakıroğlu ve Zeynep Yılmaz'ın hikayesi...
🏆 Temmuz ayı süpernova birincisi 🏆 Defne, “Siz kimsiniz?” derken gerilmişti. “Necmettin,” dedi adam. Bir sandalye çekip kızın karşısına yerleşti. Onu eleştiren gözlerle tepeden tırnağa süzerken yüzünde tiksinmiş gibi bir ifade vardı ve bunu saklama gereği bile duymuyordu. Defne, adamın bakışlarından rahatsız olarak oturuşunu dikleştirdi. Saçını alışkanlıkla kulağının ardına itti. “Sizi tanımıyorum,” diyerek adama üstten bir bakış attı. “Oturmanızı da söylemedim. Lütfen masamdan kalkın.” “Beni değil, sen kardeşimi tanıyorsun,” dedi adam. Sesi sert ve soğuktu. “Senin yüzünden sakat kalan kardeşimi!” derken cümlesinden nefret akıyordu. Defne gerilip kuzeninin son birkaç aydır onu koruması için yanına koyduğu Mehmet’in de oturduğu üç korumanın oturduğu yan masaya baktığında “Yazık olur, tavsiye etmem,” diyerek hafifçe güldü. Defne, bakışlarını adama çevirirken “Olanların benimle alakası yok,” diyerek saçını bir kez daha arkaya attı. “Kazaydı. Aracı da Murat kullanıyordu!” Adam, “Kardeşim öyle söylemiyor. Kazadan önce birlikteymişsiniz, ki ben de öyle biliyorum. Evlenmeyi düşünüyormuşsunuz. Ki biz ailecek seni istemeye hazırlanıyorduk… Ayrıldığınızı da duymadık… Şimdi kardeşim sakat kaldı, senin yüzünden yürüyemiyor diye onu terk edeceksin; hayatına devam edeceksin, o da senin yasını tutacak öyle mi?” diyerek başını sağa sola salladı. Defne, hala kahve fincanını tutan parmağını gevşemeye zorlarken kaşlarını çattı. “Öyle değil!” dedi panikle. “Ben onunla bir kez görüştüm, onda da kaza yaptık işte… Ne aşkı, ne evlenmesi Necmettin Bey!” dedi. Sesi de eli gibi titremese iyi olabilirdi ama adamın bakışlarında da Murat’ın dediği şeylerden de bir şeyler döndüğünü anlamıştı. Necmettin, kızın korktuğunu fark edince taktik değiştirdi. “Kardeşimi onu sevmeyen biriyle evlenmeye zorlamaya gelmedim elbette,” diyerek hafifçe gülümsedi. “Sadece kazadan sonra neden arayıp sormadığınızı, neden bir kez olsun durumunu merak etmediğinizi merak ettim. Hem de bu kaza sizinleyken, sizin yüzünüzden olmuşken…” Defne, adama kardeşin beni taciz etti, ben de korkup panikledim diyemediği için yutkundu. Murat’ı, unutmak istediği o geceyi düşünürken kasıldı. Adamın ne ismini ne de olanları bir daha hatırlamak istemiyordu. Aradan altı ay geçmişti, Murat’ın iyileştiğini duymuştu. Onu çoktan unuttuğunu, başkasına taktığını var sayarak, evden çıkmış, insan içine çıkmaya bile başlamıştı ama yanılmıştı. Murat iyileşmemişti. Ona olan takıntısından da vazgeçmemişti. Tüm olanlardan da kendisini suçluyordu. Karşısındaki adama bakarken onu konuşarak ikna edemeyeceğinin farkındaydı. Ne yapacağını bilemeyerek saçını yeniden kulağının ardına ittirdi. “Onu merak ettim,” dedi sonunda. “Sorduğumda iyi olduğunu söylemişlerdi. Ben de beni unuttuğunu, hayatına devam ettiğini düşündüm… Hayatında çok fazla kadın vardı, yenilerini almakta zorluk çekmemiştir demiştim,” diyerek adamın kıstığı gözlerine bakarken bir kez daha yutkundu. “Ciddiyim, onu istememe nedenim de buydu. Kazadan önce bundan bahsediyorduk. Benimle olmaya karar verdiğinde, o kadar çok kadınla görüşüyormuş ki bazılarından ayrılmayı unutmuş!” dedi. Unutmuş kelimesini adamın önüne servis eder gibi iki avucunu açıp uzatarak söylemişti. Necmettin bu safsatalarla ilgilenmiyordu. İlgilendiği şey hayattan soğumuş, neşesini, hayat enerjisini kaybetmiş, evden bile çıkmayan kardeşiydi. Doktor onun fiziksel bir sorunu olmadığını söylemişti. Sorun psikolojikti. Kardeşine moral gerekiyordu. Bu moralin kaynağı da karşısında, tıpkı kardeşinin dediği gibi pembe bluz ve beyaz pantolonuyla oturan, takma tırnaklı, saçları da yüzü gibi boya içinde olan kızdı. “Kardeşimi görmeye geleceksin,” dedi sert bir şekilde. “Geldiğinde güler yüzlü olacaksın. Ona deli gibi aşık olacaksın. Onsuz nefes alamadığını söyleyeceksin. Yanına gitmek istediğini ama Ali’nin engel olduğunu falan zırvalayacaksın. Aşık kız, beni anlıyor musun?” Defne, “Bunu neden yapacağım?” dedi. Korkmasına rağmen kahve gözlerini adamın yüzünden çekmemişti. Belki gözlerinin içine bakamıyordu ama başını da eğmemişti. Necmettin, “Gelmezsen, dediklerimden birini bile yapmazsan, aileni siler atarım. Bir kişiyi bile hayatta bırakmam. Kimse de benden hesap soramaz,” dedi.
Küçük Gelin Azra kitabındaki Kübra ve Yiğit'in kitabıdır. Küçük Gelin Azra kitabı niteliğindedir fakat o kitapla herhangi bir bağ kurmayı düşünmediğim için Küçük Gelin Azra kitabını okumadan da bu kitabı okuyabilirsiniz. .... .......... Bazen kader, en büyük sınavını bir çift gözle verir. O gözlerde hem cehennem hem cennet gizlidir… O, karanlığın içinden çıkmış bir adamdı — sessiz, tehlikeli, ama bir o kadar büyüleyici. Ben ise sıradan bir öğrenciydim; onun dünyasında yeri olmaması gereken, ama bir şekilde oraya sürüklenen bir kız. ..... ........ Bir öğretmen ve bir öğrenci… Bir mafya lideriyle, saf bir kalbin buluşması. Karanlıkla ışığın sınırında dans ederken, nefeslerimiz birbirine karıştı... Aşk mıydı bu, yoksa lanetli bir bağ mı? Onun ellerinde hem huzuru hem yıkımı buldum.... Her fısıltısı, kalbimde yankılanan bir emir gibiydi... “Benim olacaksın, Küçüğüm…” Ve ben oldum. Tüm korkularıma, tüm yasaklara rağmen. Çünkü bazen insan, yanacağını bile bile ateşe yürür. Ben o ateşi sevdim. O, bana tutkuyu öğretendi.
🔞 21 yaş ve altına tavsiye edilmemektedir. 💥 Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve sahneler yer almaktadır ❗ Ayrılan Yollar +21 kitabındaki Defne'nin, kız kardeşi Selvi'nin hikayesidir.Ancak bağımsız da okunabilir. ‼️Yetişkin içerikli sahneler detaylı anlatılmıştır. ❤ Keyifli okumalar dilerim ❤ Konuşmuyor, gözlerime bakıyordu. " Ne yapıyorsun Dicle ? " Bir eli yanağımı okşadı. " Sen varken neyleyeyim ben o Kara Ağa'yı ! Benim canım seni istiyor ! " Gözlerindeki ateş belliydi. Bu gece bana verecekti. Ama tek derdi; çiftliğe girebilmek, Selvi'ye hayatı zindan etmekti. O dayağı yerken attığı bakışların tek manası buydu ! Dudaklarıma bıraktığı acemi öpücüğe karşılık vermedim. Geri çekileceği esnada ellerimi beline koyup onu kendime bastırdım. Genişçe açtığım ağzıma iki dudağını da aldım. Kuş gibi titreyen bedeni, bunu ilk kez yaşadığını belli ediyordu. Karısızlık başıma vurmuştu. Selvi'nin hayali kaç gündür kasıklarıma sancı verirken, nazik olacak vaktim yoktu. Ellerim kalçalarına inip sıktı. Ağzımın içine inlemesiyle geri çekildim. Hiç ona bakmadan yakasını aşağıya çekip memesinin tekini çıkardım. Pespembe tomurcuğu minicik ucuyla tam avucumun içini dolduracak kadardı. Selvi'ninkiler kadar iri olmasa da, emip büyütürdüm ben şimdi onları. Ağzıma almamla Dicle ellerini yanaklarıma koydu. Beni itecekti ki diğer memesini sıktım. Titriyor, muhtemelen amından ilk suyunu akıtıyordu. İştahla diğer memesini de çıkardım. Hayvanların çiftleşme mevsimindeki gibi coşmuştum. Elini alıp sikimin üzerine bastırdım. O küçücük eli, koca sikime değdiği an bendeki film koptu. Elbiseyi tutup çıkardım. İşin rengi değişmişti. Onu sadece elleyip bırakacaktım ama bu gece bu kızı sikecektim ! Hızlı hareketlerime karşı koyamıyor, beni durduramıyordu. " Ömer ! Çok hızlı gidiyoruz ! Dur hele konuşalım ! " diyordu. Sesindeki titreme heyecandan mı yoksa korkudan mı ayırt edemedim. Sütyeni açmış, kollarını tutup kapatmasını engellemiştim. Ama canımı sıkıyordu. İstemem yan cebime koy yapıyordu orospu ! " Seni istiyorum demedin mi sen kızım ? " Yutkunup bana baktı. " İstiyorum. Ama evlenmeden olmaz ! " İşte tahminlerimin doğru çıktığı an. Tek kaşımı kaldırdım. " Ben iyi sevişip sevişmediğini anlamadan evlenmem Dicle ! Sen hele bir beni tahmin et. Evlenmeyi de düşünürüz ! " Derin bir nefes aldı. " Ben bakireyim ama olmaz... " Ulan sanki kendini siktirip onu almama mecbur bırakmayacaktı. " İyi sen bilirsin. Giyin git o zaman. " dedim. Gidemeyecekti ! Adım kadar emindim. Ondaki bu hırs olduktan sonra, biraz daha inat etsem, beni sik diye yalvaracaktı ! " Öyle mi ? Gideyim mi ? " Şok olmuş ifadesi bunu beklemediğini gösteriyordu. " İstemeyeni zorlayacak halim yok ! Ama sen de sevdin inkar etme ! Bak memelerin bile nasıl kabarıp şişti ! Kesin amın da ıslanmıştır şimdi ! " Altındaki beyaz kilotuyla kalmıştı karşımda. Elimi götürüp okşadığım an, bacakları kasıldı. " Hımmmm. Gördün mü bak sırıl sıklam olmuş, Ömer beni siksin diyor ! " İyice tahrik olana kadar okşayıp, elimi geri çektim. " Ama sen diyorsan ki evlenmeden olmaz, götünden sikerim güzelim. Bana fark etmez. Hatta evet öyle yapalım biz. " Nefesi hızlandı. " Ama arkası günahmış. Öyle demişlerdi. " Güldürdü beni. Çok salaktı bu kız. " Şimdi kucağımda oturman, memelerini ağzıma vermen günah değil mi ? " Diyecek bir şeyi kalmamıştı. Benim de iştahım kaçmıştı zaten. " Tamam kalk giyin de git hadi. İstemiyorum daha. Ben de seni cesur bir şey sanmıştım. Sen öyle istiyorum deyince ! " Onu kucağımdan kaldırmaya çalışırken, bana direndi. Kalkmak istemiyordu. Kendini bana bastırıp dudaklarıma yapıştı. Az önce onu öptüğüm gibi öpmeye çalışıyordu beni. " Sen ne dersen o olsun Ömer'im ! " Alt tarafını bana sürtünce, ben de oynamayı bıraktım. Ona istediği karşılığı verdim. Belinden tutup hızlıca sürttüm sikime. Ağzından mırıltılar çıkıyor ahh'layıp ohh'luyordu. Onu kaldırıp koltuğa bıraktım. Karşısında pantolonumun düğmesini açıp fermuarımı indirdim. " Sen de çıkar hadi göreceğim o amını ! " dedim. İkimiz de anadan üryan kaldığımızda yeniden kucağıma aldım. Tazecik amı daha tüylenmemişti bile. Dizleri üstünde durmasını sağlayıp memelerini emmeye başladım. Ellerim kalçalarını yoğuruyor, orta parmağım deliğini zorluyordu. Daha önce vermemiş ki parmağım bile girmiyordu. " Gel banyoya gidelim. Yoksa girmez benimki ! " Kucağımda onunla birlikte kalkıp banyoya gittim. Onu bırakıp elime sıvı sabun aldım. " Domal iyice göreyim o deliğini ! " Biraz onun deliğine biraz da sikimin üzerine akıtıp iyice kaymasını sağladım. Diğer elimi önüne atmış, vıcık vıcık olmuş amını okşamaya başladım. Lavabonun kenarlarını tutmuş, kendini kasmaya devam ediyordu. " Evleneceğim seninle Dicle ! Amını o gece yatağımda sikeceğim ! Selvi'den önce sen o çiftliğin hanımı olacaksın ! Gör bak ! " Kasmayı bırakmış, hırsla kendini parmağıma doğru itmeye başlamıştı. İlk parmağım girmişti. Hızla sokup çıkarırken, ikinciyi de zorladım. Genişçe açmaya çalışıyor, sikime rahatça girebileceği alanı yaratmaya çalışıyordum.