Dreame Hikayeleri | Müthiş Hikayeler Burada Başlar
🚫Bu kitabım; haddinden fazla +18 sahneler içerebilir. Ona göre okumak isteyenler başlasın.❗🔞 +18 sahneleri ve şiddet içerikleri detaylıca anlatılacaktır. Okumak isteyenlere şimdiden teşekkürler.Babasının tefeciye olan borcu yüzünden, mafya varisi Murat Han Kadiroğlu'na satılan Hayat Kınalı'nın hayatını kaleme alacağım. Annesi küçük yaşta vefat eden Hayat'ın sorumsuz, içkici ve kumarbaz olan babasına ve 14 yaşındaki kardeşi Derya'ya bakması ile başlayacak bir hikaye. Umarım beğenirsiniz. iyi okurlar.
"Sen nişanlımı becerirken bizi mi izledin yoksa bana mı öyle geldi?" sesi hem alaycı hem de öfkeliydi. "B-ben yanlışlıkla izledim." Onun karısıydım ama o sevdiği kadınla yatıp kalkmayı seviyordu. İşte bu, ne yazık ki en iğrenç olanıydı. .... “O kız bugün ölecek Zerdeşt Ağa!” diye gür sesiyle bağıran adam ile dudaklarım titremeye başladı. Gözlerimden dökülen yaşların haddi hesabı yoktu. Ben bitmiştim. Ben mahvolmuştum. “Ağam, gözünü seveyim sakin ol. Ne etmiştir benim kızım da böyle dersin?” “Kendisi ne ettiğini gayet iyi bilir. Getirin onu buraya yoksa bu konağı da, Dilşad aşiretini de yerle bir ederim!”
Hikayede +18 öğeler olacak ve sahneler detaylı anlatılacaktır. Bilginize... Mavi çelikten yaratılmış bir adam, Yüzbaşı Gökdeniz Kılıç. S.A.T. komandoları arasında lakabı Kılıç Balığı. Denize ve ülkesine hizmet etmeye aşık bir asker. Başarılı, zeki ve yetenekli. Çünkü hayatta kalmak için başka şansı yok. Hamile eşi bir trafik kazasında ölünce kalbinin acısını dindirmek için işine daha da çok sarıldı. Bir göl çiçeği kadar nahif ve güzel bir kadın, Nilüfer Özsu. Ama kaderi, bedeni kadar güzel miydi tartışılırdı. Kocasından boşanmak ve 4 yaşındaki oğluyla hayata yeniden başlamak zorundaydı. Üstelik tek başınaydı. Sudan çıkmış balık gibiydi ve hayatı yeniden öğrenmesi gerekecekti. Ama bu kez doğru öğrenmeye niyetliydi. İkilinin kaderinde birbirini tanımak vardı. Birbirini en derin yaralarından tanımak ve sevmek. Ama kılıcın keskin tarafına dayanabilecek miydi narin nilüfer çiçeği? Ya diğeri, bir çiçeği incitmeden tutabilecek miydi çelikten elleri?
+ 21 sahneler içerir !!!!!!!! Detaylar ayrıntılı şekilde anlatılır !!!!!! Berdel karşılığında evlenen aslında kaderleri onlar bilmeden yıllar önceden belirlenen Alparslan ve Çiçek ÇELİKHAN'ların veliahtı Alparslan ÇELİKHAN ve KAFKAS'ların göz bebeği, emaneti Çiçek AYDIN'ın hikayesi...
DİKKAT! Detaylı cinsellik, fantezi ve psikolojik şiddet içerir... Kusursuz Bir Eş İster Miydiniz? İki Bin Kere Düşünün… Görücü usulü evlendiğim kocam Üsteğmen Yusuf Sinan Kurtay. Hayatta her şeyi doğru yapmaya çalışan biri. Ama onunla ilgili söyleyebileceğim en kesin şey; Eğer işiyle seks yapabilseydi asla evlenmezdi. “Bak, bugün ne aldım?” Bu cümleye bayılıyorum. Seksi bir iç çamaşırı ya da yeni bir seks oyuncağı demek bu benim için. Ama hayat sadece cinsellikten ibaret değil. Keşke olsa… Neyse ki, uyuz kocam bu konuda da kusursuz. Aslında görücü usulü evlenirken çok basit isteklerim vardı: Bir ailem olsun. Arada bana çiçek alsın. Ayda bir kez dışarıda yemek yiyelim, çünkü yorgun olduğumu anlasın. En az iki çocuğum olsun. Eşim iyi biri olsun. Çalışmama karışmasın. Ne istediysem oldu ya da olacağından eminim. Peki, insanların isteklerinin gerçekleşmesi onları delirtir mi? Beni delirtiyor. Üstelik ben delirirken karşımdaki oturup “Hayatım, sanırım bugün stresli bir gün geçirdin. Derin nefes al ve gevşemeye çalış.” diyor. Kadınlar ne ister sorusuna yüzlerce cevap verilir; erkekler de buna çok farklı yanıtlar verir. Ama ben öğrendim ki kadınlar aslında sadece özel olduklarını hissetmek ister. Ve ben bunu hissedemiyorum. Mesela kocamın sadakati bile evli bir erkeğin sorumluluğu, ben olduğum için, değerli olduğum ya da iyi bir eş olduğum için bile değil. Her konuda böyle. Bana özel yaptığı tek bir şey bile yok. Özel eğitim almış, özel harekât askeriyle evliyim ve o her şeyi biliyor. Her şeyi. Herkesin gözünde kusursuz. Ben Elif Sonay Kurtay. Pratisyen hekimim ve bu benim hikayem. Dikkat! Hikayemi okurken kocalarınızın kusurlarını sevimli bulabilirsiniz.
🔞21 ve altındaki yaşlar için tavsiye edilmemektedir! ✅Bu kitapta yer alan konular, gerçek hikayelerden esinlenilmiştir. 💥Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar yer almaktadır. 🔥Yetişkin içerikli sahneler detaylı bir anlatıma sahiptir. ❗Bu hikaye 1990'lı yılların başında geçmektedir. Keyifli okumalar dilerim... ****** Duvağımı düzeltip başımı öne eğdim. kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ama Ecevit ağam donmuş gibi kapının önünde beklemeye devam etti. Ellerimin içi terliyordu. Ne yapacaktım ben? Ne yapmalıydım? Kalkıp karşılamam mı gerekiyordu yoksa? O yüzden mi kapıda beklemeye devam ediyordu? Başımı kaldırdığım sırada, usulca bir adım attı. Tahta kapı kapanırken gıcırtısı tüylerimi diken diken etti. Ceketini çıkardığını fark ettiğim an alt dudağımın içini ısırdım. Kalbim gümbürderken attığı adımları tam önümde durdu. Pantolonunun cebinden bir künye çıkardı. Elinde tutup bakmaya devam ederken, konuşmaya başladı. "Benim yüzümden adın çıktı köyde... Benim yüzümden kaçıp gidemedin Esmer. Belki o gece sözlün olduğunu bilseydim daha başka şeyler olabilirdi. Ne bileyim tahmin edemedim işte... Sonunda ikimiz de bu evliliğe mahkum olduk. İstedim ki hiç bir şey içinde ukde kalmasın. Düğünün en güzel düğün olsun. Seni döven ailene de daha fazla bırakamazdım... Sonuç olarak buradayız. Bu künye de yüz görümlülüğün... Sana evli bir kadının yaşamak isteyeceği ne varsa yaşattım ama... Benden kocalık bekleme Esmer.. Ben yaralı bir adamım. Seni ancak bu kadar mutlu ederim. Bu odadan çıktığımızda herkes bizi karı koca sanacak. Hiç kimse bilmeyecek... Ama bu kapının içine girdiğimizde sana anca arkadaş olurum. Abin olurum diyeceğim de, aramızda nikah var. O artık olmaz... Dayak yemezsin bu evde. Ben ne dersem üstüne söz söyleyemezler de.. Ama sen de beni utandırma olur mu?" Sözlerini bitirene kadar kalbim atmayı, ciğerlerim ise nefes almayı unutmuştu sanki. İçimde yeşeren tüm endişelerim, paniklerim... Bir kaç dakikalık konuşmasıyla yitip gitmişti işte. "Olur mu Esmer?" Hafifçe çattığı kaşlarıyla sorduğu soruyu anlamadım. "Ne olur mu ağam?" Omuzları düşerken ellerini de indirdi. "Kızım ben iki saattir ne anlatıyorum karşında? Sen beni adam yerine koyup dinlemiyor musun yoksa?" Endişeyle hemen oturduğum yerden kalkıp duvağımı kaldırdım. "Haaa yok ağam! Haşa o nasıl söz? Olur tabii. Olmaz mı? Sen ne dersen o olur Ecevit ağam. Ben hiç seni utandırmam. Vallaha bak. Adına leke sürdürmem. Ananla atanla iyi geçinirim." Ben konuşmaya devam ediyordum ama o öylece bana bakıyordu. Şu an ne düşündüğünü anlayamadığım için susmak zorunda hissettim kendimi. Hala bakmaya devam edişi, yanaklarımın kızarmasına sebep oldu. Acaba çok mu hevesli görünmüştüm? Rahatladığım çok mu belli oluyordu? Keşke bir şey söyleseydi. Boğazını temizlerken bakışlarını aşağıya indirip elindeki künyeye baktı yeniden. "Uzat hadi kolunu da. Takayım bileğine. Kilidi sıkı biraz. Düşmesin diye kuyumcu sıkıştırmış. Yani İsmail Efendi öyle dedi. Yoksa ben gidip almadım yani." Ben zaten bileklerimi kaldırmıştım ama, o hala açıklıyordu. Bana mı konuşuyordu yoksa kendi kendine mi anlamadım. "Anladım Ecevit ağam." dediğimde başını kaldırıp bir kez daha baktı yüzüme. Bilezikleri itip bileğimde boş yer açtı. Künyenin kilidini taktığında epey bol oldu. Elimi çevirip bıraktığımda, bol künye bileğimden düştü. Ecevit ağamın kaşları çatılırken bir bileğime, bir de yere düşen künyeye baktı. "Hiç mi bir şey yiyip içmiyorsun sen? Bu ne böyle? Zaten atın üstünde gelirken uçacaksın diye korktum!" Yutkunup ona baktım. O yerdeki künyeyi alıp cebine attı tekrar. İşaret parmağını bana sallayarak konuşmaya başladı. "Bu künye bileğine olana kadar yiyip içeceksin. Aynı odada kalacağız. Hasta falan olup da ıhlama sakın odada! Hiç hasta nazı falan çekemem!" Ona bakakaldım. Her zaman öfkesiyle ve siniriyle nam salan adam bu mu diye? Oysaki tanıştığımızdan beri hep benim iyiliğim için hareket etmişti. Kimse dinlemiyor muydu ki onu da, içindeki yarayı görmüyordu? Gerçekten içinde yatan Ecevit'in kim olduğunu anlamıyorlar mıydı? O iyiydi. İyi bir adamdı... "Deli misin kızım sen? Ben sana kızıp laf söylüyorum. Sense gülümsüyorsun?" şaşkın bir şekilde söylediği sözlerle anladım gülümsediğimi. Farkında bile değildim ki... Silkelenip kendime geldim. Başımdaki duvağı temelli çıkardım. Sofra beziyle kasnağı koyup siniyi de üstüne koydu. "Oyalanma da gel hadi otur karşıma." dedi. Beraber mi yiyeceğiz? Ben anlamayan bakışlarla ayakta durmaya devam ederken, o ekmeği bölüyordu. "Bekleyecek misin daha orada? Tek seferde söyleyince anlamıyorsun sen galiba Esmer ha?" Ciddiydi. Alay etmiyordu. Dalga da geçmiyordu? "Önce erkekler yer ağam. Sen ye ben sonra yerim. Hem zaten aç da değilim..." Burnundan sert bir soluk verip; "Esmeeerr!" diye bağırdığında korktum. Babam gibi döver miydi beni? Abim gibi tekmeler miydi? Kalbim korkuyla kasılırken ellerim titredi. Ters bakışları ellerime değdiğinde iyice arttı titreyişim. Burnunun kemerini sıkarken gözlerim doldu. Daha sessiz..
"Baban karımı öldürdü, seni de yatağıma karımın yerini alasın diye koydular... Benim için sadece gecelik bir işsin Çelengi Kızı... Bu konakta hiçbir zaman daha fazla değerin olmayacak!" Bana tiksinerek bakıyordu. Üzerimdeki gelinlik, onun midesini bulandırıyordu. Öfkeyle bana doğru yaklaştı. Duvağımın altındaki saçlarımı kavrayarak asılı. Başım geriye doğru giderken gözlerimin içine bakıyor ve dişlerinin arasından konuşuyordu, "Karım değil, yalnızca kölem olabilirsin Çelengi Kızı! Bu giydiğin de gelinlik değil, kefenindir! Bu oda da zindanındır! Ama mezarın benim, katilin ben olacağım! Benim gibi sen de her gün öleceksin!"
Dikkat yetişkin içerik ❤️🔥 +21 sahneler ayrıntılıdır‼️ Kişiler, olaylar tamamen hayal ürünüdür‼️ “Dayanamıyorum, anlamıyor musun?” diye fısıldadı. “Banane lan!” diye kükredi Cesur. “Evlenmeseydin! Kaç adam istemiş seni, anan öyle diyordu ya, gitseydin birine o zaman!” “Çünkü seni sevdim!” dedi Meltem, sesi kırık. Adam daha da sinirlendi; gözlerini daha da açtı, dibine girip yararısı kadar olan karısının önünde hafif belini öne büktü. “NİYE NİYE!? Neyi mi sevdin lan? Yüzüne mi güldüm, iki güzel söz mü söyledim, ha!” diye bağırdı. Meltem, her hakaretin altında eziliyordu; haklı olması bile onu korumuyordu. Adamın bu sözlerinde ki haklılık bütün mağduriyetini yerle bir ediyordu sanki. “Beni yaktın, şimdi o kadınlardan birini yakacaksın,” dedi Meltem. “Ben yandıysam herkes yansın,” dedi Cesur ve son sözünü söyledi; odadan çıktı. ×××× Müge, 23 yaşında, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde keman çalan, neşeli, içi müzikle dolu bir genç kadındır. Hayatı düzenlidir; ailesi onu destekler, sevgilisiyle gelecek planları kurar. Fakat bir gün, keman kursundan çıkıp sevgilisiyle buluşmaya gittiğinde, hayatının tüm notaları bir anda dağılır.Üç yabancı adam, onu zorla bir arabaya sürükler. Müge ne olduğunu anlamadan, kendini Mardin’e, toprak kokulu bir konağın duvarları arasında bulur. Gerçek ailesi sandığı insanlar aslında onun biyolojik ailesi değildir; yıllar önce onu para karşılığında bu aşiretten almışlardır. Şimdi ise gerçek ailesinden 3 abisi onu İstanbul'dan kaçırmış “berdel borcunu” ödemek için onu bir adama kuma olarak vermeye hazırlanmaktadır. Müge, modern bir hayatın içinden koparılıp törelerin hüküm sürdüğü bir dünyaya atılmıştır. Kaçmak, direnmek, susmak... Hangisi kurtuluşudur bilemez. Ama bildiği tek şey vardır: Kemanını sustururlarsa, kendisi de ölür.Bu, bir kızın kendi kimliğini, özgürlüğünü ve sesini yeniden bulma hikayesidir — telinden kaderi, notasından isyanı yankılanan bir hikaye.
Bak ufaklık, durum ortada, emanetsin eyvallah, ama herkes benim karım biliyor seni , bu sebeple sen benim sözümden çıkmayacaksın, evli miyiz? evliyiz ! bitti, aramızdaki anlaşma durumu değiştirmez , bana ayak uydur, söz dinle , hata yapma, yüzümü yere eğme, bende sana abilik ederim, ola ki bi yanlışını görürsem,fena olur onuda baştan diyeyim , ben " seyitin karısı orda burda " dedirtmem . yanlışını kabul etmem.
🔞🔥Bu kitap artı 21 sahneler içermektedir❤️🔥🔞🔥 okumak isteyenler Bunu bilerek okusun efsun'la yamanın yani Ceo ile asistan'ın büyük aşkı Yasak Aşk ve bir iş de patron ve asistanın büyük yasak aşkından bahsediyor ve tutkulu f******** romantik bir hikaye