Selin sabaha karşı uyandığında evin içinde bir gariplik vardı. Bu, Murat’ın varlığıyla gelen alışıldık soğukluk değildi. Daha derin, daha boğucu bir şeydi. Sanki ev, nefesini tutmuş onu izliyordu. Gözlerini açtı, tavana baktı. Saatin tik takları yoktu. Telefonuna uzandı; şarjı bitmişti. Normalde geceleri fişte bırakırdı. Dün gece bırakmadığını hatırladı mı, yoksa bu da Murat’ın oyunlarından biri miydi, emin olamadı. Yataktan kalktı. Ayakları yere değer değmez ürperdi. Salonun ortasında durdu, etrafına baktı. Murat görünürde yoktu ama Selin onun gittiğine inanmıyordu. Murat hiçbir zaman gerçekten gitmezdi. Sadece şekil değiştirirdi. “Bunu böyle yapmayacağız,” dedi boşluğa. Sesi kararlıydı ama içinde ince bir çatlak vardı. “Susarak beni delirtmeyeceksin.” Cevap gelmedi. Mutfakta bir sand

