Bir sonbahar sabahına gözlerimi açtığımda, hayatım yerin dibinde sürünüyor, işsiz ve hasta bir şekilde yatağımın içinde kıvranıp çevreme sövüyor ve herkese ‘sizden nefret ediyorum’ diyen gözlerle bakıyordum. Yatağımın içinde bitkin bir halde yatarken odaya biri girse, aylar sonra burada olmayacaksın her şey değişecek, dese gidip bu şakayı ötede yapmasını yoksa benden dayak yiyeceğini söylerdim. O gün ağaçlar kurumaya başlayan yapraklarını ilk kez dökmüştü ve bende o yapraklardan birine tutunmuş aşağı doğru süzülüyordum. Hayatımın düzeleceğine dair inancım sıfırdı, her daim sinirliydim. Bilinmezliklerin farkındaydım ama sorgulayacak ve peşine düşecek kadar aklım başımda değildi. Kaybolmuştum. Ne kendimdeydim ne de kendimden uzakta. Kalabalığın içindeydim ve herkes otururken ben ayakta bekli

