Canım İstanbul… Büyük bir hüzün ve kayıp bilinciyle çıktığım yoldan, büyük bir mutluluk ve kazanma bilinciyle döndüm sana. Ancak dönüşüm sandığım kadar olaysız olmadı canım İstanbul. Yaşadıklarımı bizzat sana anlatmak istiyorum çünkü başıma daha ne açabilir bu şehir diye düşünürken bambaşka olaylara kucak açmama sebep olan sensin, yoldaşlarım sakın darılmayın… Trabzon’dan İstanbul’a kadar on altı saat kırk iki dakika süren ve oturma organlarımızı yamultan otobüs yolculuğunun sonunda nihayet Harem otogarına girmiştik. Yolculuk benden bel kemiğimi almış, boynuma da bir adet fıtık yerleştirmişti. Bin bir hevesle giyindiğim botlarım ise otuz altı numaradan otuz sekiz buçuğa geçiş yapmıştı. Yolun yarısında bunalıp botları ayağımdan çıkarmasaydım en azından bağcıklarını bağlayabilirdim ama olma

