Yemek bitince hesabı isteyip kalktık. Zihnim sislerin arasındaydı sanki. Bedenimi bir başkası yönetiyor, attığım adımları, söylediklerimi, güldüklerimi ben değil de bir başkası gerçekleştiriyordu. Sonbaharın ilk rüzgârları tenlerimizi okşuyordu. Yan yana kalabalık sokağın içinde yürürken koluna girdim yorgunlukla. "Havalar soğuyor." "Winter is coming," dedi Jon Snow'un ki gibi boğazdan hırıltılı sesiyle. "Kıştan nefret ediyorum hemen yaz gelsin hemen!" "Dur daha kışa girmedik sakin ol Domates." Sahile inen yol bittiğinde gözlerimi kapayıp denizin kokusunu içime çektim. Ciğerlerimin derinine işleyen serin hava zihnimdeki sisi dağıtsa bile adımlarımızdaki bağımsızlığı silmiyordu. "Hadi dans edelim," dedi birden bana dönerek. Ben ne dediğini idrak edemeden durdu. Şaşkınlıkla ona bakarke

