Zamanın eteklerini tutan minik ellerimiz, büyümeye başladıkça tutunamamaya başladı. Biz küçükken zaman daha yavaş akardı. Sanki hiç büyümeyecek, hep aynı kalacaktık. Oysa günler haftalar, haftalar aylar, aylar yıllar oldu ve biz büyüdük. Dünün çocukları bugünün yetişkinleri olma yolunda ilerlerken artık zaman daha hızlı akmaya başladı, tutamadık eteklerini uçup gitti. Evren çoğu eşyasını yeni evine taşımıştı. Çoğunlukla anne ve babasıyla kalıyordu. Günün çoğu gelinliği ve yetişmeye çalışan düğün hazırlıklarıyla geçerken yaklaşan düğün gününü fark ettikçe deliriyordu. Günde on kere sinir krizi geçirmezse, bir terslik olduğunu anlıyorduk. Bu evrede yakınına yaklaşmaması gereken insanlar belliydi. Sina ve özellikle Bulut. İkisi yan yana geldiğinde illa ki birleşip onu sinirlendirecek bir şey

