CİHANGİR Şakaklarım zonkluyordu. Düşüncelerim birbirine girmişti; hiçbir şeyi doğru düzgün algılayamıyordum ama boynumda rahatsız edici bir sıcaklık hissi vardı. Bilincim yavaş yavaş yerine geliyordu, yine de bedenim bana ait değilmiş gibi ağırdı. “Bade…” diye fısıldadım. Kolumu doladığım bedenin onun olmadığını anlamam birkaç saniye sürdü. Çimen gözlüm değildi bu. Biliyordum; onun her kıvrımını, teninin kokusunu ezberlemiştim artık. Üzerimdeki sıcaklıktan gelen koku bile Bade’ye ait değildi. Ne olduğunu tam kavrayamadan doğrulmaya çalıştım. Ağzımdan boğuk bir küfür kaçtı, parmaklarım refleksle şakaklarımda dolaştı. Kulübün renkli ışıkları bulanıklaşıyor, gürültü sanki yerin altından geliyormuş gibi yankılanıyordu. Gömleğim sırılsıklamdı; üstüme sinmiş ağır koku midemi kaldırıyordu.

